Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Gelecek savaşlarında ortaklıklar - ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

İngiltere, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ziyaretine büyük bir ilgi gösterdi. Bunun sebebi, ne iki ülkeyi birbirine bağlayan tarihi ilişkilerden ne de bu ziyaret sonrasında ortaya çıkması muhtemel anlaşma ve ittifaklardan kaynaklanmaktadır. Bu ilginin sebebini sadece zamanlamayla özetlemek de mümkün değildir. Suudi Arabistan, kapsamlı bir yenilik ve reform döneminden geçiyor. Suudi Arabistan, bu mücadelede gelişmiş devletlerin sahip olduğu ortaklık ve deneyimlere gereksinim duyarken Avrupa Birliği’nden ayrılmaya hazırlanan İngiltere ise, Brexit’le kaybedeceklerini telafi etmek için ekonomik ortaklıklara ihtiyaç duymaktadır. Bütün bu sebeplere yeni Suudi Arabistan’ın güvenilir bir ortak olduğu da eklenebilir.

Prens Muhammed bin Selman’ın şu anki ziyaretlerini ve öncesinde de Kral Selman bin Abdülaziz’in Asya gezisini takip eden kimseler, büyük başkentlerin yeni Suudi Arabistan’ın beklentilerine ne kadar önem verdiklerini görecektir. Tokyo ve Pekin’de olduğu gibi Londra’da da şu anki Suudi Arabistan’ın ne istediğini bilen ve istediği şeyi deklare eden bir Suudi Arabistan olduğu konusunda sağlam bir kanaat bulunuyor. Suudi Arabistan, ekonomik bir güç olmayı istiyor. Suudi Arabistan, kalkınmanın, istikrarın, ortak yaşamın, ılımlılığın ve toleransın gücü olmak istiyor. Suudi hayalinin şu anki muhafızı, radikallerin nüfuz sahibi olduğu günlerle bağın kesildiğini ilan ettiği zaman söylediği şeylerin farkındaydı.

Suudi heyetler, gelecekle ilgili araştırma yapan günümüz diliyle konuşuyorlar. Durum, artık niyet ve temennilerle sınırlı değil. Suudi bakanlar, araştırmalar ve rakamlarla desteklenen proje ve tasavvurları 2030 Vizyon’u kapsamında diğer devletlerdeki mevkidaşlarıyla görüşüyor. 2030 vizyonu, görüşmelerde ana gündem maddesi haline geldi.

Prens Muhammed bin Selman’ın İngiltere ziyareti sırasında bu büyük ve soylu devletin ekonomik, toplum ve dinamizm bakımından Suudi Arabistan’da meydana gelen gelişmeleri dikkatlice izlediği açık bir şekilde görüldü. Şu anki Suudi Arabistan, dinamizmle vasıflandırılmaktadır. Londra, Suudi Arabistan’da meydana gelen güncel gelişmeleri sadece Suudi Arabistan’ı ilgilendiren büyük bir dönüşüm olarak değil, aynı zamanda Arap ve İslam dünyasının diğer bölgelerini de ilgilendiren büyük bir değişim olarak görüyor. Ki Suudi Arabistan, Arap ve İslam dünyasında istisnai bir ağırlığa sahip.

İngiltere ve uluslararası kamuoyu tarafından Suudi Arabistan’daki gelişmelere gösterilen ilgi, Suudi Arabistan’ın terör ve radikalizmle mücadelede oynadığı aktif role gösterilen ilgiyi aşmaktadır. Aynı şekilde bu ilgi, Suudi Arabistan’la olan sağlam işbirliğinin gelecek yıllarda sağlayacağı ekonomik ve yatırım olanaklarının da ötesine geçiyor. Suudi Arabistan’ın gelecek savaşlarda aktif ve büyük bir ortak olmak için kendisini hazırladığına dair artan bir his var.

Gelecek, önümüzdeki günlerin taşıdığı bir hediye değildir. Zamanın ücretsiz hediyeler dağıtmak gibi bir âdeti yoktur. Gelecek, emek harcanan, bedeli ödenen ve hak edilen bir şeydir. Burada korku veya tereddüt şemsiyesi altında uzunca beklemenin ya da geçmişin yastığına teslim olmanın hiçbir faydası yoktur. Gelecek, şimdi başlayan bir savaştır. Güçlüler kulübünün koltuklarını işgal eden ülkeler, erkenden uyanıp dünyanın değiştiğini, değişen dünyayla buluşmak ve dünyanın eşkâlini belirlemek için fırsatları sahiplenmek gerektiğini anlayan devletlerdir. Aynı şekilde güçlüler kulübünün koltuklarını işgal eden ülkeler, imkânların, ihtiyaçların ve fırsatların hacmini derin bir şekilde idrak etmek gerektiğini bilen devletlerdir. Bu ülkeler, yenilik ve gelişme becerilerini ortaya atmak, sorgulamak ve reform yapmakla ilgili aktif kurumlara, hareketli politikalara ve yeni yaklaşımlara olan ihtiyacın boyutunu derin bir şekilde anlamak gerektiğini bilen devletlerdir.

Peş peşe bilimsel ve teknolojik devrimlerin olduğu bir ortamda büyük sorular artık şu şekilde sorulmaya başlandı: Ülkeniz, 20 yıl sonra nasıl olacak? Ülkeniz, gelecek nesillere ne kadar iş olanağı sağlayacak? Hangi eğitim, açık devrimlere katılmanızı garantileyecek ve bu eğitimi alanların enerjisini aktifleştirip rekabet gücünü ve gelişmeyi sağlayacak? Ekonominizin durumu nasıl olacak? Kapsamlı kalkınma mücadelesinin sonuçları nedir? Hangi pazarlara nüfuz edip hangi ortaklıkları inşa edebileceksiniz?

Geleceği geçmişin gözüyle okumak mümkün değildir? Son 20 yılda meydana gelen gelişmeler, değişmeyeceği düşünülen sözlükleri, kelimeleri, politikaları ve kuralları diskalifiye etti. Artık koltuklar, orduların büyüklüğü, servislerin gücü ve inkâr tutumlarıyla rezerve edilmiyor. Dünya değişti.

Bölgesel ve uluslararası masadaki konumunuz, öncelikle ekonominizin gücüne, dinamizmine, reform konusunda sürekliliğine, gelişmeye ve yeni fırsatları keşfetmeye bağlıdır. Gelişim, istikrarın garantisidir. İlerleme, toplumları eski savaşlardan çıkarıp onları geleceğin savaşlarına yani kalkınma, gelişim ve refah savaşlarına sürüklüyor ve insanın insanlığını çiğneyen her şeyi yok etmeye götürüyor. Ordu, yeniye sahip olup yeniyi kavramaya ve sürekli çağdaş kalmaya olanak tanıyan güçlü bir ekonomik ortamda yaşamadığı sürece ordunun kendisi de hızlı bir şekilde yaşlanacaktır.

Gelecek, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın hareketlerini ve gezisi sırasında verdiği mesajları anlamada anahtar kelimedir. Mısır ziyareti, bu başlık altında değerlendirilebilir. Suudi Arabistan-Mısır ilişkileri, çeşitli müdahalelerle hedef alınmış ve tutuşmuş bir bölgede Araplar için son derece önemlidir. Avrupa’da Almanya-Fransa işbirliğinin oynadığı rol tarzında iki ülke, Arap çalışmasında lokomotif rolünü oynayabilir. Veliaht’ın Kıpti Kilisesi’ne düzenlediği ziyaret, arabulucu ve ılımlı İslam’a dönüş çerçevesinde yaptığı konuşmanın bir tercümesidir. Aynı ruh, Veliaht’ın Canterbury Başpiskoposu’nu ziyaret ettiği sırada da mevcuttu.

Yeni Suudi Arabistan, kendine ve gençlerine güvenen bir Suudi Arabistan’dır. Bundan dolayı Suudi Arabistan, sonuçta daha iyi bir dünya inşa etmek için ortaklık projelerini taşıyarak dünyaya açılıyor. Suudi Arabistan, ekonomiyi çeşitlendirmek ve yatırımları çekmek istiyor. Suudi Arabistan, üretim ve inovasyon gücüne sahip gençler için iş olanakları arıyor. Suudi Arabistan, bilimsel ve teknolojik devrimlerle bağlantılı bir eğitim istiyor. Suudi Arabistan, çevre konusunda daha fazla bilinç, çağdaş bir sağlık sektörü, kültür ve refah istiyor. Suudi Arabistan, dünyayla doğal etkileşime dayalı ve aynı zamanda karşılıklı çıkarlar ve ortak sorumluluk üzerine kurulu bir ilişki istiyor. İşte bunlar, gelecek savaşlarıdır. Suudi Arabistan, duvar mantığıyla değil de köprü mantığıyla ve geçici mevsimlik anlaşmalar mantığıyla değil de derin ortaklıklar mantığıyla bu savaşlara iştirak ediyor.

Gassan Şerbil

Gassan Şerbil

Şarku'l Avsat Genel Yayın Koordinatörü

More Posts