Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Üçlü koalisyon nasıl oluştu ve neyi vurdu? - ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

ABD-İngiltere-Fransa tarafından oluşturulan askeri koalisyon, bu sabah saatlerinde Esed rejiminin Şam ve Humus’taki kimyasal silah üretim merkezlerini vurdu.

İngiltere kuvvetleri, ABD tarafından doğu Akdeniz’e gönderilen savaş gemileri ulaşmadan Kıbrıs’taki askeri üslerinden bombardımana başladı. Üçlü koalisyon gece boyunca Suriye’deki hedeflere 100 ‘den fazla füze saldırısı gerçekleştirdi. İngiltere’nin aceleci davranmasının iki sebebi var. Bunlar; bombardımanları Uluslararası Bağımsız Kimyasal Silahları Yasaklama Komitesi (OPCW) tarafından, gönderilen müfettişlerin Şam’a ulaşmasından önce başlatmak ve İngiltere Başbakanı Theresa May’in koalisyona İngiltere parlamentosundaki muhalif sesler nedeniyle parlamentonun onayını almadan girişmesi.

Üçlü koalisyonun bombardımanlarına giden süreçte önemli gelişmeleri sizler için derledik.

Görüşmeler ve kararlar

Washington ve Londra’da iki gün önce birer toplantı düzenlendi. Washinton’da ABD Başkanı Donald Trump başkanlığında bir toplantı yapılırken, Londra’da Başbakan Theresa May toplantısında kabine üyeleri bir araya geldi. May, uzun süren toplantıdan sonra Suriye’de yaşanan mağduriyetlerin bitirilmesi ve Esed rejiminin kimyasal silah kullanmasının önlenmesine vurgu yaptı. Daha sonra Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştiren May, Esed rejiminin kimyasal silah kullanımını sistematik hale getirdiğine dikkat çekti.

İngiltere’nin üçlü koalisyona katılmasında, eski Rus casus Sergey Skripal’e yönelik düzenlenen suikast girişiminde ABD’nin Rusya’ya karşı açıkça İngiltere’nin yanında durmasının etkili olduğu görülüyor.

Önceki gün, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde, iki taraf Suriye’ye ilişkin farklı yaklaşımlarda bulundu. Rus tarafı “Pervasız ve tehlikeli bir operasyon yapılmaması” uyarısında bulunurken, Fransa tarafı ise Rusya ile diyalog yolunun açık olması gerektiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da gerilimi düşürmek için araya girmeye çalışarak Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Erdoğan, görüşmede, siyasi çözüm teklif ederken, Rusya’nın kimyasal silah konusunda taviz vermesi gerektiğine dikkat çekti.

Askeri yığınak

The Times gazetesinde, önceki gün yayınlanan habere göre, ABD Savunma Bakanlığı’nın Esed rejimini vurmak üzere en büyük deniz ve hava filosunu Doğu Akdeniz’e sevk etti. ABD’ye ait 60 tomhawk füzesi taşıyan USS Donald Cock uçak gemisi Suriye sahili karşısında beklerken, ABD’nin Virginia eyaleti limanında demirli USS Harry S Truman askeri deniz platformu da bölgeye doğru hareket etti. Platform, 90 savaş uçağı, 5 savaş gemisi ve çok sayıda tomahawk füzesi taşıyor.

Bununla birlikte, bölgede Fransa’ya ait bir, İngiltere’ye ait iki filo bulunuyordu. İngiltere, ayrıca, Suriye’ye operasyon düzenlemek üzere bölgeye hareket eden ABD gemilerine Kıbrıs’taki üssünü açtığını ilan etti. Kıbrıs’ta bulunan İngiliz kuvvetleri de operasyona katıldı.

Batılı yetkililere göre, son günlerde gerçekleşen görüşmeler, siyasi kararın nasıl alınacağı ve Rusya ile karşı karşıya gelinmemesine yoğunlaştı ancak Rusya ile karşı karşıya gelinmesi halinde hazırlıklı olunmasına vurgu yapıldı. Yetkililer, İngiltere’nin operasyona katılması halinde Rusya ile Skripal suikasti nedeniyle yaşadığı gerilimden dolayı Rusya’nın İngiliz savaş uçaklarına karşı bir harekette bulunması ihtimali üzerinde de duruldu. ABD yetkilileri, bu görüşmelerde Rusya ile herhangi bir gerilim yaşanması ihtimaline karşı ABD tarafından gönderilen gemilerin bölgeye ulaşması için bekleme teklifinde bulundu ancak İngiltere bombardımanların bir an önce başlaması konusunda ısrar etti.

Hedefler

Washington-Londra-Paris arasındaki görüşmelerde Suriye’de vurulacak hedefler de konuşuldu. İngiliz yetkililer, Suriye’deki uluslararası koalisyon kontrolünde bulunan bölgelerin yakınlarındaki rejim mevzilerini vurma teklifi getirirken, Fransız yetkililer ise operasyonun Suriye’de siyasi çözümü mümkün kılacak bir strateji çerçevesinde düzenlenmesini önerdi.

İsrail yetkilileri ise koalisyondan Suriye’deki İran’a bağlı militanlar ve Hizbullah militanlarının vurulmasını istedi. Putin, birkaç gün önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede İsrail’in İran’ı hedef almaması konusunda uyararak, İran’a bağlı kuvvetlerin, böyle bir durumda İsrail’e cevap vereceğini, nükleer anlaşmadan çekileceğini ve bölgesel krizi daha fazla derinleştireceğini aktardı. Bu durum, vekalet savaşından öte İran ve İsrail’in doğrudan çatışması ihtimalini ortaya çıkarıyor.

Edinilen bilgilere göre, Trump, görüşmelerde Suriye’ye yönelik askeri operasyonların Rusya ile karşı karşıya gelmemek için rejimin kimyasal üretim merkezleriyle sınırlı kalması fikrinde ısrar etti. Ancak, Han Şeyhun saldırısından sonra gerçekleştirilen bombardımana benzer bir operasyon da yapılabileceğine işaret etti. Diplomatik kaynaklar, Trump’ın Akdeniz’e kuvvet yığılmasından sonra eski Başkan Barack H. Obama gibi basit bir çözümle yetinmeyeceğini ve “Kırmızı çizgi”den taviz vermeyeceğini belirterek, “Trump, Putin’in 2013 yılında imzalanan anlaşma çerçevesinde kimyasal silahlara ilişkin verdiği sözleri tutmadığını düşünüyor” ifadelerini kullandı.

Deliller

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Suriye’de kimyasal silah kullanıldığına dair elinde delil olduğunu söylüyor. ABD’li yetkililer de bu konuda delillere sahip olduklarını bildirirken, İngiltere Başbakanı May, önceki gün yaptığı açıklamada, “Esed rejiminin kimyasal silah konusunda sabıkası var. Duma saldırısının da sorumlusunun Esed rejimi olduğu yüksek ihtimal” demişti. Ancak, May bu konuda elinde herhangi bir delil olduğuna dair bir şey söylemezken, saldırıyı Skripal suikasti ile ilişkilendirdi.

“Elimizde delil yok”

ABD’nin Suriye’de kimyasal silah kullanıldığına dair delillere sahip olduğunu söylemesi dikkat çekiciydi. Konuya ilişkin bir açıklama yapan ABD Savunma Bakanı Jim Mattis, saldırıdan sonra kimyasal klor ya da sarin gazı kullanıldığına dair delillere sahip olduğunu söyledi ancak önceki gün yaptığı açıklamada, bu iddiasından vazgeçerek “Elimizde delil yok” cümlelerini kullandı.

Moskova yönetimi ise Duma’ya yönelik kimyasal saldırıyı “Tiyatro” olarak nitelerken, Rusya Savunma Bakanlığı, bu nitelemenin ötesine geçerek, aslında böyle bir saldırı olmadığını ve saldırı iddialarının Skripal suikastiyle bağlantılı olarak İngiliz istihbaratı tarafından üretildiğini iddia etti. Moskova, ayrıca, saldırıya dair herhangi bir hüküm vermek için OPCW tarafından yayınlanacak raporun beklenmesi gerektiğini kaydetti.

Bütün bu gelişmeler üst üste konulduğunda, üçlü koalisyonun rejime yönelik “Sembolik” bir operasyon düzenleyeceği değerlendirmeleri güçleniyor. Koalisyon, başlangıçta Şam ve Humus’taki iki hedefi vurarak, Suriye’nin içlerindeki hedeflerin vurulması için doğu Akdeniz’e gönderilen savaş gemilerinin bölgeye ulaşmasını bekliyor.

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku’l Avsat Arap dünyasının önde gelen günlük gazetelerden biridir. 4 kıtada 12 şehirde, her gün eş zamanlı olarak basılmaktadır. 1978 yılında Londra’da yayın hayatına başlayan Şarku’l Avsat, Arap dünyasına ve uluslararası olaylara ait en doğru yayınları yapmaktadır. Derin analizler ve özgün makalelerle birlikte tüm Arap dünyasının en kapsamlı yorumlarını okuyucularına sunmaktadır.

More Posts - Facebook - Google Plus - YouTube