Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Hayali savaş, sahte barışa hizmet eder - ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Tahran’da ılımlı olarak adlandırılan gruba kulak verdiğinizde muhtemelen siz, büyük bir üzüntü duyacaksınız. Bazı Avrupalı çevreler, Trump yönetiminin Ortadoğu’yu yeni bir savaşa sürüklemeye yönelik sözde girişimleri hakkında bu üzüntüyü dile getiriyor. Medyada kapsamlı ortak eylem planı olarak bilinen nükleer anlaşmanın kesinlikle değiştirilmemesi ya da iyileştirilmemesi gereken kutsal bir metin olduğu iddiası yaygın bir düşüncedir.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, bu konuda “Nükleer anlaşmanın metninde herhangi bir değişikliği kabul etmeyeceğiz.” açıklamasında bulundu. Avrupa Birliği(AB) Dışişleri Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ise, “Kapsamlı ortak eylem planın bir alternatifi olmayacak.” dedi.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nda Ortadoğu dosyasından sorumlu Alistair Burt’a göre İran nükleer anlaşması, değiştirilmesi imkânsız bir metinden ibarettir. Maddelerinin iyileştirilmesi ya da revize edilmesinin yanı sıra nükleer anlaşma konusunda yeniden müzakere yapılması mümkün değildir.

Fakat bu nasıl olabilir?

Değiştirilmesi imkânsız tek bir nüshayla birlikte anlaşmayı kutsal bir metin olarak addetmemiz için kapsamlı ortak eylem planının en önemli özelliği nedir? Dahası Yuhanna İncili’nin yanı sıra sinoptik İnciller ya da doğru kabul edilen ilk 3 İncil bile aynı hafızanın, aynı inancın ve aynı imanın faklı rivayetlerini sunmaktadır.

Seküler kapsamda bütün ulusal anayasalar, revizyona ve değişime açıktır. Örneğin ABD anayasası, yaklaşık 27 kez revizyona uğradı. Bazen ulusal anayasanın tamamı, çöpe atılıp yerine bir yenisi getirilir. Nitekim Fransa’da 100 yılda 5 kez anayasa değişikliği yapıldı. Federica Mogherini’nin vatanı olan İtalya, 1861’de milliyetçi bir devlet olarak ortaya çıktı. Bu kısa yaşamında İtalya, o tarihten bu yana yaklaşık 6 anayasa gördü. Alistair Burt’ın vatanı olan Birleşik Krallık ise, kesinlikle bir anayasaya sahip değildi. Birleşik Krallık, tarih boyunca gelenekler ve vasat çözümler arasında gidip geldi.

Yukarıda bahsedilen belgelerle karşılaştırıldığında kapsamlı ortak eylem planı, çok az bir kutsallık talebinde bulunabilir. Her şeyden önce bu eylem planının uluslararası düzlemde kabul edilmiş ortak bir nüshası mevcut değil. Eylem planının 3 farklı versiyonu var. Aralarındaki büyük çelişkilerin yanı sıra bu versiyonlardan ikisi Farsça diğeri de İngilizcedir. İkinci olarak bu eylem planıyla ilgili İran ve 5+1 olarak bilinen ülkeler arasında müzakereler yapıldı. 5+1 ülkeleri, herhangi bir uluslararası otoriteye karşı sorumlu olmamasının yanı sıra hukuki bir statüye ve görev tanımını açıklayan bir misyona sahip değil. Üçüncü olarak hiç kimse, kapsamlı ortak eylem planını imzalamadı. Ayrıca herhangi bir devletin bakanlar kurulunda ya da parlamentosunda bu eylem planıyla ilgili kesinlikle bir görüşme yapılmadı ve herhangi bir otorite de bu eylem planını yasal olarak onaylamadı.

Son olarak önceki makalelerde açıkladığımız gibi İran ve 5+1 ülkeleri, kapsamlı ortak eylem planının ana maddelerini geçmiş yıllarda mükerrer bir şekilde kasıtlı olarak ihlal etti.

İran, hala sert ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya bulunuyor. Diğer yandan İran, sahip olduğu zenginleştirilmiş uranyum stoğunu ülke dışına göndermede ve kendisine yardım edecek uygun bir ortak bulamadığı gerekçesiyle plütonyum tesisini yeniden tasarlamayı iptal etmede başarısız oldu.

Cumhurbaşkanı Ruhani, 5+1 ülkelerinin nükleer anlaşmanın kendileriyle ilgili bölüme saygı göstermediklerinden şikâyetçidir. Federica Mogherini, dev İtalyan petrol şirketi ENI’nin İran’la 5 milyar dolar değerinde büyük bir petrol anlaşması yapmaktan vazgeçtiği gerçeğini unuttu. Burada da kapsamlı ortak eylem planının maddelerine yönelik açık bir ihlal var. Alistair Burt’a gelince kendi ülkesinin hükümeti, memurların maaşlarını nakit olarak ödemek zorunda kalmamak için İslam Cumhuriyeti’nin Londra’da banka hesabı açmasına hala izin vermiyor. Geçen hafta dev British Petroleum(BP) şirketi, İran’la ortak bir projeyi iptal etti. Birleşik Krallık, ülkede İran’ın dondurulan malvarlığından 2 milyar doları serbest bırakmayı hala reddediyor. Diğer yandan 5+1 üyesi Çin, İran’ın dondurulan malvarlığından toplam 22 milyar doları elinde tutuyor.

İçinde önceki ABD Başkanı Barack Obama ve eski Dışişleri Bakanı John Kerry’nin de bulunduğu kapsamlı ortak eylem planını destekleyenler kulübü, insanlara pazarladıkları saçmalığın tek alternatifin İran’ın ABD tarafından işgal edilmesi olduğunu iddia ediyorlar.

Kerry, İslam Cumhuriyeti’ne uluslararası destek toplamak için çeşitli ülkelere yaptığı seyahatlerde tek seçeneğin ya nükleer anlaşma ya da savaş olduğu söylemini tekrarladı.

Ancak hayali bir savaşın çıkmasından endişelenerek bu yalanları yutmak için seçeneklerimizi azaltmaya ne gerek var? Hiç şüphesiz İran’ın uluslararası toplumda bir nevi normal varlığını sürdürebilmesi için Tahran’ın nükleer problemini çözüme kavuşturmak gerekiyor. Diğer yandan ilerde bir gün nükleer silahlı ve haydut bir devletle karşı karşıya kalmayacakları konusunda dünyanın geri kalanına güven verilmeli.

Kapsamlı ortak eylem planının varlığı, bu problemlerin hiçbirisine uygun bir çözüm sunmuyor. Bununla birlikte revize edilmiş ve iyileştirilmiş yeni bir kapsamlı ortak eylem planı, bu istekleri karşılayabilir. Fakat bunun olabilmesi için Obama’nın yalanından tamamen kurtulmak ve yeni metin üzerinde yeniden müzakere yapmak gerekiyor.

Gelecekteki herhangi bir müzakere, uluslararası şeffaf bir kanun sistemi çerçevesinde yani Birleşmiş Milletler(BM) Örgütünün bir üyesi olduğundan dolayı İran’la Uluslararası Güvenlik Konseyi arasında gerçekleştirilmelidir. Güvenlik Konseyi, bunu yapmak isterse o zaman net bir misyon ve şeffaf bir sorumluluk eşliğinde 5+1 ülkelerin aynısını müzakereci yapan taraf olarak belirleyebilir. Bundan sonra 5+1 ülkeleri, kaçakları takip etmek için polis rolünü oynayamayacaktır. Aksine 5+1 ülkeleri, uluslararası kanuna göre görevlendirilmiş ve adaleti gerçekleştirmeye çalışan bir grup haline gelecektir.

Bundan böyle yeni müzakereler, oybirliğiyle kabul edilen Güvenlik Konseyi’nin İran’la ilgili 7 kararı çerçevesinde Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun kurallarına ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na göre yürütülebilir. Zira Nobel ödülünün sahibi eski başkan Obama, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun kurallarında ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda kurnazlık yaptı ve Güvenlik Konseyi’nin 7 kararını görmezden geldi.
Yeni müzakereler, BM tarafından kabul edilen bütün resmi dillerin yanı sıra şu anki nükleer anlaşmanın ihtiyaç duyduğu kusursuzlukla birlikte bir bölümü mevcut kapsamlı ortak eylem planından alınarak yeni ve tek bir anlaşma metni ortaya koyabilir.

Metin, açık ve net bir şekilde düzenlenerek onaylanması için ABD Kongresi ve İran İslam Konseyi de dâhil olmak üzere ilgili parlamentolara sunulmalıdır. Bu da metne uluslararası antlaşma gücü verecektir. Aynı şekilde mevcut kapsamlı ortak eylem planı, bu işleme de ihtiyaç duymaktadır. Üst düzey konumundan dolayı Federica Mogherini, AB’yi yeni anlaşmayı onaylamaya çağırabilir.

Yasal olarak yapılan, yerel ve uluslararası kanunla desteklenen anlaşma, isteğe göre rastgele uygulamalara izin vermeyecektir. Nitekim Başkan Trump yönetiminin müzakere yapmadığı ve imzalamadığı nükleer anlaşmadan çekilmesine olanak tanıyan mevcut kapsamlı ortak eylem planında durum böyledir. Aynı şekilde bu eylem planı; BP, Fransız Total ve İtalyan Danieli şirketleri gibi bireysel şirketler tarafından yerel ve uluslararası kanunlara göre suçun ihlaline neden oluyor. Daha da önemlisi yeni anlaşma, Tahran’ı sınırsız bahanelerle tercih ettiği oyunlarını oynamaktan alıkoyacaktır.

Başkan Trump’ı sevelim ya da sevmeyelim gerçek şu ki o, kral çıplak derse haklıdır. Trump’ın bunu Başkan Obama’yı kötülemek için söylemesi de oldukça mümkündür. Fakat bu, Barack Obama’nın görevden ayrılmadan önce hazırladığı sihirli iksirin zehirle karışık olduğu gerçeğini değiştirmez.

Sahte barışı pazarlamak için hayali savaşı bahane olarak kullanmayalım. İran’ın nükleer meselesi için ciddi ve gerçek bir çözüme hazırlanalım. Saygıdeğer beyefendiler gibi ciddi olalım.

Emir Tahiri

Emir Tahiri

İranlı gazeteci-yazar

More Posts