Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Suriye’de büyük devletler arasında küçük haritalar - ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Suriye’nin kuzeydoğusunda “Tahran-Şam” yolu olarak bilinen ve İran destekli milisler ile Haşdi Şabi’nin bulunduğu Deyr-i Zor kırsalına gizemli bir darbe vuruldu…

Tel Aviv’de Güney Suriye’de gerilimi azaltmak için Rus ve İsrail ordusu arasında gerçekleştirilen yoğun müzakereler sürüyor. Eş zamanlı olarak Şam hükümetinin “güney üçgenine” hava saldırıları başlatmak için güç takviyesinde bulunması da yeni gelişmeler arasında.

Ülkenin kuzeybatısında Türk ordusu, ABD’nin desteklediği PYD ile Ankara destekli Fırat Kalkanı güçleri arasındaki Münbiç hattında 4 Haziran’da ABD- Türkiye anlaşması uyarınca devriye gezmeye başladı. Türk ordusu ve Suriyeli muhalif gruplar, onlarca kilometre uzakta olan rejim güçleri ve İran milisleri yerine, Türk-Rus ittifakı gereği Tel Rifat’a girmeye hazırlanıyorlar.

Siyasi alana gelince, BM Özel Temsilcisi Stephane de Mistura dün Astana sürecinin üç garantör devleti ile görüştükten sonra onları, ABD liderliğindeki altı devlet (Fransa, İngiltere, Suudi Arabistan, Ürdün, Almanya) ile buluşmasının ardından ikinci bir görüşmeye çağırdı.

Müzakereler ve saldırıların takviyesi

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), rejim güçlerinin Der’a kırsalında muhaliflerin bulunduğu bölgeleri bombaladığını açıkladı. Aynı zamanda bölgeye kaplan lakabıyla bilinen Tuğgeneral Süheyl el-Hasan’ın liderliğindeki Cumhuriyet Muhafızlarına bağlı güçler de geldi. Muhalifler rejim konvoyuna yapılan eylemin görüntülerini yayınlayarak saldırıları püskürtmeye söz verdiler. Gözlemevine göre muhalifler üç yıldan beri ilk defa Dürzilerin kenti Suveyda’yı hedef aldılar.

ABD Dışişleri Bakanlığı iki gün önce yaptığı açıklamada, geçen yıl Ürdün, ABD ve Rusya’nın Suriye’nin güneybatısında gerilimi azaltma üzerine yaptığı anlaşmayı ihlal edecek, rejimin askeri operasyonlarının başlamak üzere olmasından duyduğu endişeleri dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgilere göre bölgeye yönelik askeri takviyeler ve tehditlerin devam ettiği sırada Güney Suriye’de anlaşmak için Rus ve İsrail orduları arasında yoğun müzakereler sürdürülüyor.

Bu anlaşmaları destekleyen Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı David Satterfield’in önerisi İran destekli milislerin Golan hattından 20- 25 km içeriye doğru çekilmesi, rejim güçlerinin Güney’de konuşlanmasına izin verilmesi, Rus devriyelerinin gezmesi ve güneyden İdlib’e gitmeyi reddeden 10-12 bin kişiden oluşan muhalif ve ailelerinin İdlib’e götürülmesi. Önerilerden biri de Rusya’nın İran ve Hizbullah’ı sıkı bir şekilde denetim altında tutma sözünü yerine getirirse ABD’nin Tenef askeri üssünü kapatması da yer alıyor.

Ancak alınan yeni bilgilere göre İsrail, İran güçlerinin Golan’dan 80 km içeriye doğru çekilmesini istiyor ki bu da rejim güçlerinin Şam’ın ötesine geçmesi anlamına geliyor. Güneyle ilgili anlaşma, Trump-Putin anlaşması çerçevesinde Putin, Netanyahu ve Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile ABD Dışişleri Bakanı Pompeo arasında görüşmelerle gerçekleştirilmişti.

İran’ın 20- 25 km.ile 80 km içeride konuşlanmasıyla ilgili ihtilaf sürerken İran milisleri Tenef üssüne doğru Kunaytara ve Golan arasında konuşlandı. Ardından İran destekli milislere gizemli bir saldırı gerçekleştirildi.

Üs kurmak mı çekilmek mi?

Alınan bilgilere göre ABD ordusu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bölgesinde bulunan Tabka askeri havaalanında varlığını güçlendirdi. Bu havaalanı Rus ve rejim güçlerden önce Koalisyon güçlerinin burayı almada erken davrandığı en önemli askeri havaalanlarından biri. Bununla birlikte ABD’nin askeri üssü 6’ya ulaşıyor. Ancak Türkiye ABD’nin 20 üs ve askeri merkezinin olduğunu iddia ediyor.

Bu merkezler, onlarca, yüzlerce Fransız, İngiliz ve İtalyan askeri danışmanın, iki bin Amerikan askerinin DEAŞ’a karşı mücadeleye katılımıyla ikame edildi. ABD Başkanı Trump müttefiklerinden DEAŞ’la mücadelede askeri ve mali yükün paylaşılması çağrısında bulunmuştu.

Trump askeri varlığını Suriye’nin kuzeydoğusundan çekmek istiyordu ancak Amerikan idaresi, Avrupa ve Ortadoğu’lu müttefiklerinin tavsiyeleri bu isteğini ertelemesine sebep oldu. ABD’nin varlığı üç şeye bağlıydı: Birincisi son kalesi çökertilinceye kadar DEAŞ’la mücadele. İkincisi; İran’ın nüfuzunu azaltarak Tahran- Şam hattının kesilmesi ve Cenevre müzakereleri aracılığıyla barış sürecinin ilerlemesi.

 

 

Ancak bir yandan Ankara- Washington arasındaki Münbiç anlaşması öte yandan Türkiye’nin desteklediği muhalif grupların Afrin’i egemenliği altına alması, SDG’yi Irak sınırı yakınındaki DEAŞ’ın yenilmesini beklemeye itti. Kürtler, Suriye topraklarındaki Irak güçlerini takviye ederek, SDG ile Irak güçleriyle DEAŞ’la mücadele için ortak bir operasyon için Amerika’yı teşvik etmek konusunda tereddüt ettiler.

Elde edilen bilgilere göre Amerika Suriye’nin kuzeydoğusundan çekilme kararını henüz vermedi. Çünkü buradaki üç hedefi gerçekleşmedi ve ABD idaresi ve müttefikleri bölgeyi boş bıraktığında burayı Tahran, Şam ve Moskova’nın dolduracağı için ikna çabalarını sürdürüyorlar.

Kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde daha önce söz verdiği çekilme kararı alırsa bunun gerçekleşmesi için 3-5 ayın geçmesi gerekiyor. Ancak bir yandan bazı belirsizlik var: Şam’ın tehditleri, Fırat’ın doğusundaki gizemli suikastler, Tahran ve Şam’ın desteklediği Amerikan karşıtı silahlı güçlerin ortaya çıkması ve SDG’nin siyasi kanadının Suriye hükümetiyle ademi merkeziyet ve Kürt hakları ve ekonomik kaynakların paylaşılması konusunda siyasi, askeri ve ekonomik düzenlemelere ulaşmak için müzakere kapılarının açılması.

Anlaşmalar ve hayal kırıklıkları

İran Devrim Muhafızlarının haber ajansı “Tesnim”in dün yayınladığı habere göre Suriye krizi başladığından bu yana 8 yıldır benzeri görülmemiş bir şekilde Tel Rıfat’ın Türkiye’ye teslim edilmesini içeren bir anlaşma yapıldı. Ajans, bunun Rusya- Türkiye anlaşmasının yeni bir döneme girdiğine işaret ettiğini ve şehrin Türk ordusu tarafından yönetileceğini belirtti. Tesnim’de şu ifadelere yer verildi: “ Şu anda direniş cephesi görevi yerel askeri birlikler, Bakır Tugayı ve SDG’ye devretmiş bulunuyor. Anlaşmaya göre ise Rusya, İran ve rejim tarafından desteklenen güçleri buradan çıkararak Türkiye’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu’na yönetimi devredecek.”

Rus ordusu Tel Rıfat’ta bir merkez kurdu. Bu daha önce Afrin, el- Bab ve Cerablus’ta DEAŞ ve PYD’nin kovulması için Rusya ile yapılan anlaşma içindi. Dikkat çekici olan, Rusya’yla yapılan bu anlaşma Amerika’ya yapılan Münbiç anlaşmasının hemen ardından gelmesi. Türk ordusu “Fırat Kalkanı” ile SDG arasındaki temas hattında devriye gezmeye başladı. Anlaşma, Kürt “birimleri” nin önüne geçmek için adım adım uygulanacak. Türkler şehre girmeksizin Amerika- Türk devriyeleri gezmeye başladı.

Öte yandan Suriye Dışişleri Bakanlığı Amerika ve Türkiye’nin Münbiç’e girmesini kınadı ve olayın Suriye Cumhuriyetine birliğine ve egemenliğine karşı düşmanlık saydıklarını açıkladı. Yapılan açıklamada “Suriye topraklarının tümünü yabancı güçlerden temizlemeye kararlıdır” dendi.

Türkiye Astana sürecindeki üç garantör devletle yaptığı anlaşma uyarınca İdlib’te 12 gözetleme noktası kurdu. Ankara eski adı Nusra olan Tahrir’üş Şam’ı bölgeden izole etmeye ve topraklarına mülteci akımını engellemek için rejimin saldırılarını engellemeye çalışıyor. İdlib, şu anda yarısı Şam’ın kontrolündeki bölgelerden buraya gelmiş 2.5 milyon kişiye ev sahipliği yapıyor.

ABD, İdlib’de Kaide bağlantılı 12 bin yabancı unsurun bulunduğuna inanıyor. Bunlara yönelik hava saldırıları, suikastler düzenlenmesi bekleniyor.

Cenevre’de olanlarla büyük devletlerin arazide yaptıkları küçük anlaşmalar arasında büyük bir uçurum var. İkisinin ortak noktası ise bu anlaşmalarda Suriyelilerin ve muhaliflerin olmaması. Sahada yapılan anlaşmalarla Cenevre’deki anayasa reformuyla ilgili anlaşmalar arasında bir irtibat yok. Ancak Batılı diplomatlar sahada gerçekleşen 2021’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasıyla kesişeceği yönünde bir beklenti içindeler.

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku’l Avsat Arap dünyasının önde gelen günlük gazetelerden biridir. 4 kıtada 12 şehirde, her gün eş zamanlı olarak basılmaktadır. 1978 yılında Londra’da yayın hayatına başlayan Şarku’l Avsat, Arap dünyasına ve uluslararası olaylara ait en doğru yayınları yapmaktadır. Derin analizler ve özgün makalelerle birlikte tüm Arap dünyasının en kapsamlı yorumlarını okuyucularına sunmaktadır.

More Posts - Facebook - Google Plus - YouTube