Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

DEAŞ bitiyor ve gözler Nusra'ya çevriliyor - ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Dört yıl önce bugün, terör örgütü DEAŞ lideri Ebu Bekir Bağdadi’nin Musul’daki bir camide verdiği hutbeye ait görüntüler paylaşıldı. Örgütün Sözcüsü Ebu Muhammed el-Adnani ise bu görüntülerin paylaşılmasından bir gün evvel, DEAŞ’ın “hilafet” ilan ettiğini duyurmuştu.

Dört yıl sonra ise terör örgütü geriledi ve kontrol ettiği alanlar azaldı, Rakka ellerinden çıktı.

DEAŞ’ın hilafet beyanının dördüncü yılında özellikle son senede, örgüt bozguna uğratıldı ama tamamen bitirilmiş değil. DEAŞ’tan kurtarılmış bölgelerden Amerikan öncülüğündeki koalisyonunun ayrılması tartışılırken gözler, el-Kaide’ye bağlı 10 bin yabancının bulunduğu İdlib’e çevrilmiş durumda.

9 Aralık 2017’de Irak Başbakanı Haydar İbadi, DEAŞ’a karşı askeri bir zafer kazandığını açıkladıktan birkaç ay sonra örgütün dördüncü nesli yeniden ortaya çıkarak adam kaçırma operasyonları gerçekleştirdi.

DEAŞ hızlı bir şekilde büyüyüp, topraklarını genişlettiği ve Avrupa’da operasyonlar düzenlendiği gibi aynı hızla coğrafi olarak kayıplara karıştı. Ana örgütlenme doğduğu yerde son nefesini vermek üzere ise de şu anda gözler, DEAŞ’ın uzantılarının sonunun ne olacağına çevrilmiş durumda.

Şarku’l Avsat, bugün, DEAŞ’ın dördüncü yılında, özellikle Suriye’deki durumu, son yıllarda uğradığı bozguna rağmen henüz son nefesini vermeyişi, örgütün ana yapısı bittikten sonra uzantılarının geleceği gibi konular hakkında bir haber hazırladı. Doğu Guta, Humus ve Güney Suriye’de ılımlı İslami muhaliflerin devrinin kapandığı bir zaman diliminde bu konular önem arz ediyor.

Amerika öncülüğündeki koalisyonun DEAŞ’tan temizlenmiş bölgelerden çekilmesiyle ilgili tartışmalar hararetlenmişken ABD Başkanı Trump 2000 özel kuvvet askerini çekme niyetini Kasım ayında açıklamıştı. Bundan sonra gözler Washington’a göre DEAŞ ve Nusra Cephesi’nden 10 bin yabancıyı barındıran İdlib’e çevrildi.

Dört yıl önce DEAŞ, 185 bin kilometrekare ele geçirerek Suriye topraklarının yarısına hakim olmuş durumdaydı. Örgüt Deyri Zor, Humus, Suveyde, Dera’ya uzanıyordu. 9 vilayete dağılmıştı. Bunlar; Şam, Humus, Halep, Rakka, Deyri Zor, Hama, Haseke, Şam kırsalı ve Suveyde. Dera’nın batı kırsalında Yermuk’te bulunan “Ceyş’ül Halid”in örgütü biat etmesiyle DEAŞ toprakları Lübnan’ın 9 katına ulaşmıştı. DEAŞ’ın yaptığı şeylerden biri de yüz yıldır bildiğimiz Suriye-Irak sınırını silerek Fırat bölgesini kurması oldu.

Suriye’de 2013 yılı bir dönüm noktasıdır. Ağustos ayında rejimin Doğu Guta’da kimyasal silah kullanmasının ardından Özgür Suriye Ordusu, Batı ve ABD’nin müdahalesiyle Suriye hükümetiyle çatışmak üzereydi. Ancak ABD ile Rusya arasında kimyasal silahların imhasıyla ilgili anlaşma imzalandıktan sonra ılımlı gruplar, daha radikal olan Deyri Zor, Rakka ve Tedmur gibi büyük şehirleri ele geçiren DEAŞ ve Nusra gibi örgütlere doğru kaydı. Daha sonra içinde Nusra Cephesi’nin de olduğu “Fetih Ordusu” koalisyonu İdlib’i ele geçirdi.

Suriyeli muhalifler Haziran ortalarında önceliklerini değiştirecek bir gelişmenin dehşetini idrak etmemişlerdi. Birçok insan beklenti içindeydi ancak gerçekleştiğinde ve sonuçlarını gördüklerinde yıldırım çarpmışa döndüler. DEAŞ Sözcüsü Ebu Muhammed el-Adnani, İslam Devleti’nin başkanını seçmek ve gerektiğinde azletmek üzere kurulmuş bir grubun (Ehli hal ve akd) sözcüsü olarak 29 Haziran’da hilafeti ilan ettiğini ve örgütün lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’ye biat edildiğini duyurdu.

Artık isim değişikliğine de gitmek gerekiyordu. Irak ve Şam İslam Devleti yerine bu tarihten itibaren “İslam Devleti” kullanılmaya başlandı.

Bu arada örgüt muhalifleri liderlerinin hoşlanmadığı bir şekilde örgütün kelimelerinin baş harflerini kullanarak bu yapıya aceleyle DEAŞ adını verdiler. Örgüt, 2014 yılında ılımlı İslamcı muhalifler, örgütü Halep ve İdlib’in kırsalından kovduktan sonra Rakka’ya yerleşti.

DEAŞ, sözde hilafetini ilan etmeden önce, Ebu Musab el-Zerkavi’nin liderliğindeki “Tevhid ve Cihad” örgütü bulunuyordu. Bu örgüt 2004 yılında el- Kaide lideri Usame bin Ladin’e biat ederek “Irak el- Kaidesi” adını aldı. Zerkavi “Mücahid Şura Meclisi”ni kurdu. Onun öldürülmesinin ardından kısa süreliğine Ebu Hamza el-Muhacir lider oldu. Ardından örgüt Ebu Ömer el- Bağdadi liderliğinde “Irak İslam Devleti” adını aldı.

Aynı zamanda Ebu Muhammed el- Cevlani liderliğinde Nusra Cephesi ismiyle “Irak ve Şam’da İslam Devleti”ne bağlı Suriye’de el- Kaide’nin kopyası olan bir örgüt daha ortaya çıktı. Bu durum Eymen Zevahiri’nin müdahalesiyle bile çözülemeyen ihtilafların oluşmasına neden oldu.

DEAŞ hakimiyetini giderek genişletti ve herkesi şoke eden korkunç gerçeği tarafların önüne koydu. Cin şişeden çıkmıştı bir kere… Rejim, örgütün zulümlerine göz yumuyordu. ABD’de terörizm ve ayaklanma üzerine çalışan Jane’s Merkezi, şu açıklamada bulunmuştu:
“Rejimin saldırılarından yüzde 64’ü, DEAŞ’ı hedef almazken, terör örgütünün saldırılarının ise yüzde 87’si, rejim güçlerine yönelik olarak gerçekleştirilmedi.

Örgüt, sınırlar koyup korkutarak, kafa keserek nüfuzunu genişletiyordu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin açıklamalarına göre, DEAŞ, hilafetini ilan ettikten sonraki 48 ay içinde 5191 idam gerçekleştirdi. İdam edilenlerin içinde rejim unsurları, savaşçılar ve siviller de bulunuyor. İdam edilenlerin 2900’ü sivil. 106 çocuk ise yakılarak, yüksek yerden atılarak, taşlanarak ve kafası kesilerek öldürüldü.

Yine örgüt Deyri Zor, Hama ve Halep’te üç katliam gerçekleştirdi. Deyri Zor’da Sünni olan Şuaytat kabilesinden 930 kişiyi öldürdü. Kobani’de 223 Kürt ve İsmaili, Alevi ve Sünnilerin yaşadığı Mebuce köyünde yakarak, boğazlayarak ve ateş açarak 46 kişiyi öldürdü.

Gözlemevi’nin verdiği istatistiklere göre, 316 idam Nusra Cephesi ve PYD örgütüne mensup kişiler için gerçekleştirildi. Örgüt kendi üyelerinden de 576 kişiyi kaçmaya çalışma, rejim ya da Batılı devletler adına casusluk yapma gibi suçlardan dolayı idam etti. Rejim unsurlarından ise 1329 kişi idam edildi. Yine Halep’in kuzey doğusunda iki Türk askeri esir alındıktan sonra yakarak öldürdü.

İttifak ve Çekişmenin Önlenmesi

Giderek genişleyen ve Avrupa şehirlerinde saldırılar yapan DEAŞ’a karşı, Batılı devletler cevap vermek zorundaydı. Ancak burada, Irak’ta olduğu gibi rejimle ittifak yapmak mümkün değildi. Bu durum, Batılı devletlerin çıkmazıydı. Çünkü bu devletler, yarım milyon insanın öldürülmesinden ve 13 milyon insanın evsiz kalmasından, 6 milyon insanın mülteci durumuna düşmesinden rejimi sorumlu tutuyordu.

Müzakere ve istişarelerden sonra iki adım üzerinde anlaşıldı. Bunlardan birincisi, ABD liderliğinde 77 devlete ulaşan bir koalisyondu ve bu koalisyon, 2014 yazında bir operasyon başlattı. İkincisi ise, rejim güçleri dışında oluşan Kürt örgüt YPG’ye destek vermekti.

Zaman içinde YPG çeşitli eleştirilere maruz kalınca, Arapların da katılımıyla “Suriye Demokratik Güçleri” adını aldı ve militan sayısı 25 bini aştı. DEAŞ’tan kurtarılmış bölgeler dahil Aynu’l Arab, Haseke, Rakka ve Tabka’da 6 askeri üs ve 15 merkez kurdu. Yine Amerika liderliğindeki koalisyon, Irak- Ürdün-Suriye sınırında el-Tanf askeri üssünü kurdu.

Rusya’nın Eylül 2015’te Suriye’ye doğrudan girmesiyle, Amerika ile aralarında önce “koordinasyon” sonra da “hedef” sorunu oldu. Batılı devletler, Rusya’yı, DEAŞ’ı vurmayıp muhalifleri hedef almakla suçladı. Rusya Savunma Bakanlığı’nın verilerine göre, rejim 2015’in ortalarında Suriye’nin yüzde 10’unu kontrolü altında tutuyordu.

Karşılıklı suçlamaların ardından Washington ile Moskova arasındaki askeri görüşmeler, Başkan Trump’ın Beyaz Saray’a gelişinden sonra iki ordu arasında doğrudan bir iletişim kanalı kurulması ile sonuçlandı. En önemlisi DEAŞ’tan kurtarılan bölgeler arasındaki yarışta bir temas hattı çizilmesine karar verildi. Fırat Nehri’nin Ebukemal ve Deyri Zor’daki küçük bölgeler hariç batısı, rejim güçlerinin elindeydi. Aynı zamanda Rusya tarihi şehir Tedmur’da büyük bir zafer kazandığını ilan etmişti.

Örgütün Silinmesi

Dört yıl sonra bir yandan SDG ile koalisyonun hava ve kara operasyonları, diğer yandan rejim ve yandaşlarının saldırılarıyla gerileyen DEAŞ hakkında açıklıkla konuşabiliriz. Böylelikle DEAŞ şu anda 5583 kilometrekaredeki hakimiyetiyle Suriye topraklarının yüzde 3’ünü kontrolü altında tutuyor. Bu gücü, Deyri Zor’un kuzey doğusunda ve Suriye sınırına yakın Fırat nehrinin bazı kıyılarında ve Deyri Zor’un doğusundaki çöl bölgelerinde, Suveyde’nin bazı bölgelerinde yayılmış durumda.

Yine örgüt, başkenti Rakka’nın düşmesinden sonra kalan bölgelerde de çok önemli yerler kaybetti. Kaybettikleri yerlerin içinde Şam’ın güneyi de vardı. Rejim ile örgütün anlaşmaya varmasının ardından 600 kişi aileleriyle birlikte buradan İdlib’e doğru yöneldi.

Gözlemevi, geçtiğimiz yılın örgüt için en kötü sene olduğunu açıkladı. Zira iktisadi kaynakları en alt seviyeye geriledi. DEAŞ kontrolü altındaki bölgelerde, çocuklar ve siviller zor koşullarda hayatlarını devam ettiriyor. Ellerindeki tutukluların ve kaçırdıklarının sayıları da azaldı. Bazıları kaçtı, bazıları idam edildi, bir kısmı da serbest bırakıldı.

Daha önce DEAŞ’ın elinde olan, mali açıdan fayda sağlayan Fırat’ın doğusundaki Suriye toprakları, şu anda Washington ve müttefiklerinin elinde bulunuyor. Burada petrol yataklarının yüzde 90’ı ve gaz yataklarının yarısına ek olarak verimli tarım arazileri ve su kaynakları mevcut. Siyasi açıdan önemli yol ve şehirler ise Rusya’nın kontrolünde.

Terör örgütü DEAŞ’la mücadele için orada bulunan Trump’ın kuvvetlerini oradan çekme isteği iyice belirginleşti. Bu nedenle askeri operasyonlarda acele edildi ve Trump, müttefiklerinden DEAŞ’ın ikinci kez ortaya çıkmaması ve istikrar için katkıda bulunmalarını istedi. Birkaç gün önce Fas’ta yapılan toplantıda Uluslararası Koalisyon Özel Temsilcisi Brett McGurk, DEAŞ kalıntılarını yok etme sürecinde ikinci aşama olduklarını söyledi. Örgütün Deşişe’deki kalesi geri alındı ve DEAŞ’tan kurtarılan bölgelerin istikrarı ve ekonomik canlanma için 90 milyon dolar ayrıldı. Söz konusu yardım, Nisan ayında Trump’ın bölgeye daha fazla destek olunması çağrısının ardından geldi. Ancak hala Rakka ve diğer bölgelerde devasa boyutlarda yardıma ihtiyaç duyuluyor.

Örgüt, Suriye’nin kuzeydoğusunda bitti. Şimdi de gözler, ülkenin kuzeybatısına çevrildi. Burada bir ikilem var. Bu bölgede 2.5 milyon insan yaşıyor. Binlerce sivil ve savaşçı, buraya göç etti. Rusya, bu kişilerin 15-20 bininin şiddet yanlısı olduğunu söylerken, ABD 10-12 bin arasında el-Kaide’ye biat eden savaşçı olduğunu iddia ediyor.

Amerikan ordusu, geçtiğimizin yılın başında İdlib ve Halep kırsalına operasyonlar düzenlemişti. Amerika Nusra, Fetih Ordusu ve Horasan cemaatine yüzlerce hava operasyonu düzenledi. Ancak İdlib hava sahası, Rusya’nın kontrolünde olduğu için Amerika’dan saldırıları durdurmasını istedi.

Suriye’nin kuzeybatısında Rusya, İran ve Türkiye arasında gerilimi azaltma anlaşması var. Ankara buradan şiddet yanlılarını çıkarmaya ve ılımlı olanları ön plana çıkararak burayı korumaya çalışıyor. ABD’nin niyeti ise bu militanların bitirilmesi yönünde.

Önümüzdeki aylar, belki yıllar, Suriye’nin kuzeybatısındaki “uluslararası bir ikilem” ile nasıl başa çıkılacağı yönünde önemli zaman dilimleri olacak.

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku’l Avsat Arap dünyasının önde gelen günlük gazetelerden biridir. 4 kıtada 12 şehirde, her gün eş zamanlı olarak basılmaktadır. 1978 yılında Londra’da yayın hayatına başlayan Şarku’l Avsat, Arap dünyasına ve uluslararası olaylara ait en doğru yayınları yapmaktadır. Derin analizler ve özgün makalelerle birlikte tüm Arap dünyasının en kapsamlı yorumlarını okuyucularına sunmaktadır.

More Posts - Facebook - Google Plus - YouTube