Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

ABD-Rusya işbirliği mi İran tehdidi mi? - ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Rusya’nın 2016 ABD seçimlerine yönelik müdahale girişimlerini yalanlamak kesinlikle mümkün değil.

Fakat ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in elinde kukla olduğunu söylemek de ABD’nin Rusya politikasını kesinlikle yansıtmıyor.

Trump ve Rusya arasında herhangi bir ittifakın olup olmadığını öğrenmek için yürütülen yoğun soruşturmaların hedefi kesinlikle iç politikayla ilgili.

Çünkü Amerikan dış politikasının öncelikleri arasında İran ilk sırada geliyor. Rusya’nın hikâyesi, İran’a savaş açma ihtimaline yönelik siyasi bir kılıf sağlayabilir.

Trump ve Putin’in geçtiğimiz Temmuz ayında Helsinki’de sadece tercümanların katılımıyla düzenledikleri zirve, aralarında bir ittifak olduğundan şüphelenenlere somut bir malzeme sağladı.

Fakat Trump’ın Putin’e istediğini verdiğini ya da ABD’nin Rusya’ya karşı yumuşak davrandığını söyleyen politika değişikliklerini gözlemlemedik.

Tam tersine o zirveden sonra Washington, önceki anlaşmalara göre Ukrayna’ya ek 200 milyon dolar finansal yardım yaptı. Sonra Trump, “NATO için son derece kötü” diyerek Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Rus Gazprom şirketinin “Nord Stream 2” boru hattı projesini desteklemesinden dolayı Almanya Şansölyesi’ni kızdırdı.

Trump’ın yönetime geçtiğinden bu yana Kongre ve Federal çevrelerin belirlediği ABD’nin politikalarını göz önünde bulundurursak Hazine Bakanlığı, Exxon Mobile şirketini yaptırımlardan muaf tutmayı reddederek baskısını sürdürdü. Kırım Yarımadası ile Ukrayna’daki faaliyetlerinden dolayı 38 kişiyi ve bir Rus kuruluşunu yaptırımlar listesine ekledi.

Sonra Kongre; Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye karşı kapsamlı yaptırımlar getirerek geçtiğimiz Ağustos ayında CAASTA yaptırımları aracılığıyla “Amerika’nın düşmanlarıyla mücadele kanunu”nu onayladı. Şimdi de Rusya’ya baskıyı artırmak için yeni yaptırımların getirilmesi görüşülüyor. Aynı zamanda Trump’ın dış politika meselelerinde kendisine yakın yardımcılarını gözlemlemek gerekiyor. Trump, aday olduğu zamanlarda Amerikalılara konuşma yaparken felaket İran anlaşmasını parçalamanın dış politikasının merkezini oluşturacağına dikkat çekti.

Önceki Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, büyük ölçüde Amerika’nın anlaşmada kalmasını istiyordu. Çünkü Tillerson, İran’a yönelik askeri tehditlerden endişeleniyordu. Washington’daki bazı aydınlar, İran konusunda Tillerson’la olan anlaşmazlıkların görevden alınmasının nedenleri arasında yer aldığını belirtti. Ki o sırada Tillerson, Çad ziyaretini gerçekleştiriyordu.

Trump, belirli kişileri test ediyor gibiydi. Kafasında başka belirli kişiler de var. Kimi görevden alırsa alsın son dönemde yapılan atamalar, İran’a karşı şahinlerin elini güçlendirdi. John Bolton, geçtiğimiz Mart ayında Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atandı. Bolton, nükleer silaha sahip olmasını engellemek için İran’ı vurmaya çağırıyordu. Sonra İran’a karşı Şahinler kanadında yer alan Mike Pompeo CIA başkanıyken geçtiğimiz Nisan ayında Dışişleri Bakanı oldu. Pompeo’nun Dışişleri Bakanlığı görevine gelmesiyle birlikte Trump, İran konusunda kendisinin ve Pompeo’nun aynı görüşte olduğunu açıkladı. Bunun için ABD’nin nükleer anlaşmadan çıkması tahmin edilir hale gelmişti.

Trump, sert yaptırımları yeniden getirmek ve ABD’nin İran’a karşı en saldırgan politikasını göstermek için kolları sıvadı.

Geçen Haziran ayında Bolton, çok az devletin ödediği bedeli İran’ın da ödeyeceğini yeniden vurguladı. 19 Ağustos’ta Bolton, İran, Çin ve Kuzey Kore tarafından olası bir seçim müdahalesinin güvenlik icraatlarını gerekçe göstermeye yeterli olacağını basına açıkladı. Bundan 5 gün sonra Bolton, Rus mevkidaşı Nikolay Patruşev’le Cenevre’deki görüşmesini ortak bildiriyi imzalamadan bitirdi. Bolton, ülkesinin 2018 yılında müdahaleye tolerans tanımayacağını açıklayarak, “Bunun meydana gelmesini engellemek için gerekli adımları atmaya hazırız.” dedi. 6 gün sonra Pompeo, yeni yaptırımlar için yeni kanunların Kongre’ye doğru gittiği bir vakitte Rusya’yla olan gerilimi azaltmak ister gibiydi.

Kaynağım, bu gelişmelerin zamanlamasının Trump’ın Moskova’yla ilişkileri iyileştirme kaygısının Bolton ve Pompeo görüşmelerinin temel amacını oluşturmadığına işaret ettiğini söylüyor.

Pompeo, Rusya, İran ve Suriye’nin İdlib’e yönelik saldırısının çatışmayı artıracağını söylemişti. Bolton, daha ileriye giderek Şam’ın kimyasal silah kullanması halinde ülkesinin sert bir şekilde karşılık vereceğini dile getirdi. Rusya, geçtiğimiz Pazartesi günü Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmeden önce bile İdlib’e yönelik saldırıyı ertelemişti.

ABD’nin Suriye ve Irak’taki varlığıyla birlikte bu tehditler, dışarıda İran’a meydan okumaya yöneliktir. Zira birçokları, ABD’nin Suriye’den çekilmesinin Rusya’nın yararına olacağını tahmin ediyor.

7 Eylül’de Washington, Suriye-Ürdün-Irak sınırında Humus’un doğusunda ABD’ye ait Tenef üssündeki birliklerin düzenlediği askeri tatbikatların fotoğraflarını yayınladı. Ayrıca Kamışlı’da bir üssün de inşaatına başlandı.

Benzer şekilde ABD’nin İran’a uyguladığı ekonomik baskı, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi hatta rejimin başı Hamaney’i de tehdit ediyor.

(İran’ı destekleyen) Rusya’ya yönelik açılım, Trump’ın Moskova’yla daha iyi ilişkiler umduğu şeklinde yorumlanabilir. Fakat ABD’li şahinlerin açıklamalarını tetkik etmek gerekiyor. Şöyle ki Amerika, İran’a karşı askeri bir çatışmaya hazırlanıyor olabilir. Rusya, bunun tehlikelerini azaltmak için uyarıda bulunuyor. Bolton, Patruşev’le Cenevre’de görüştü. Rusya’nın kendisine gelmesinin ve İsrail saldırısının akabinde Suriye hava sistemlerinin Rus uçağını Lazkiye’de düşürmesinin ardından Pompeo, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’la önümüzdeki ay bir görüşme yapmak istiyor.

İran şahinleri, kendilerine has politikaya ulaşmak için Trump’ın politikasıyla oynamak istiyor. Fakat başarılı olmaları uzak bir ihtimal. İşte İran petrolüne olan talep, yaptırımlar konmadan önce gerileme başladı. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’le görüşmelerinin ortaya çıkmasının ardından ABD’nin önceki Dışişleri Bakanı John Kerry, Ortadoğu’daki dinamizmi daha iyiye dönüştürmek için İran’ın yapmak istediği şeyi öğrenmeye çalıştığını gerekçe olarak gösterdi. Kerry, “Zarif’e karşı nettim. Dünya, füzelerle uğraşmanızdan, Hizbullah’la olanlardan ve Yemen’deki olaylardan dolayı huzurlu değil.” açıklamasında bulundu. Kerry, Amerikan yönetiminin İran’ın bölgedeki zararlı etkisini kınadığını gösteriyordu.

ABD’nin nüfuzu, etkisini göstermeye başladı. Raporlar, Yemen’de Husilerin Hudeyde’deki bankaları soyup paraları başkent Sana’ya transfer ettiklerine işaret ediyor. Bu da İran’ın Yemen üzerindeki stratejik kontrolünü kaybetmeye başladığını gösteriyor.

İran’ın Basra Konsolosluğu’nun yakılmasıyla birlikte esas zafiyet, Irak’ta ortaya çıktı. Bu, ulusal egemenliklerinin ve kendi kaderlerini tayin etmenin baltalandığını hisseden Iraklı Şii Araplar tarafından önemli ve sembolik bir jesttir.

Yabancı bir yönetime bağlı diplomatik bir heyete saldırmak, İran’ın kendi ülkelerinin içişlerine müdahalesine yönelik Iraklıların duygularını gösteriyor. Göstericiler, İran’a bağlı Şii milislerinin merkezlerini hedef aldı. Musul’un yeniden inşasıyla birlikte İran’a ve vekillerine karşı genel öfke, Tahran ve yandaşlarının parçalamaya çalıştığı ulusal kimliklerini yeniden gözden geçirmek için tüm Iraklıların ihtiyaç duyduğu ortak zemini sağlayabilir.

İran, bu tür davranışlarıyla kendi rejiminin dayanaklarını yıkıyor. Eski İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, iç reformlarla ilgilenmezse sonunun yakın olabileceği konusunda rejimi uyardı.

Yine Lübnan’daki Hizbullah’a havayoluyla silah kaçakçılığı ifşa oldu.

İran, geçen Cumartesi gecesi Şam Havalimanı’na inen Devrim Muhafızları’na bağlı silah yüklü uçağı İsrail’in hava saldırılarından koruyamadı.

Öyle ki İsrail hava saldırıları, Uluslararası kargo şirketi DHL ve Birleşmiş Milletler’in amblemlerinin altına saklanan depoları yok etti. Aynı şekilde İsrail saldırıları, S-200 Rus uçaksavar füzelerini de imha etti.

Washington’un Trump’tan dolayı Moskova’ya istediğini verdiği yanılgısına düşmeyelim.

Aslolan İran!

Hüda Huseyni

Hüda Huseyni

Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist

More Posts