Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

ABD'nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook’tan Şarku’l Avsat’a özel röportaj: Tahran, balistik füzelerini bölgeye konuşlandırıyor - ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Brian Hook, Tahran yönetimi, mevcut siyasetini değiştirip, İran halkı için iyi kararlar almaya başlayana dek yaptırım uygulamaya devam edeceklerini kaydetti.

ABD’nin İran’a karşı ikinci yaptırım paketini uygulamasına haftalar kala, iki ülke arasındaki kriz gitgide derinleşiyor. Diğer taraftan, AB’nin, nükleer anlaşmaya yönelik taahhütlerini yerine getirmesi için İran’ı ikna etmeye yönelik siyasi desteğinin devamına yönelik karmaşıklık da sürüyor. ABD’nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook, Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulunarak Tahran-Washington hattındaki son gelişmeleri değerlendirdi. ABD’nin yaptırımları sonucunda İran’ın müzakere masasına yeniden oturmak zorunda kalacağının altını çizen Hook, İran’ın dünyaya tehditlerinin nükleer programıyla sınırlı olmadığını kaydetti. Brian Hook, Avrupa ülkelerine de çağrıda bulundu. Hook ayrıca, İran’daki rejimin halkı temsil etmediğine vurgu yaptı ve Tahran yönetimi, mevcut siyasetini değiştirip, İran halkı için iyi kararlar almaya başlayana dek yaptırım uygulamaya devam edeceklerini kaydetti. Önümüzdeki günlerde düzenlenecek BM toplantılarında Trump-Ruhani görüşmesinin gerçekleşmesini beklemediğini belirten ABD’nin İran Özel Temsilcisi, İran’ın bölgede balistik füzelerini konuşlandırdığı ve Lübnan modelini uygulamaya çalıştığı konusunda uyarılarda bulundu.

Donald Trump’ın başkan seçilmesinden bu yana, ABD yönetiminin İran’a karşı tutumunun net olmasına rağmen, yaşanan gelişmeler, Washington’ın Tahran konusundaki son kozunu henüz oynamadığını ve en kötü durumun hala açıklanmadığını gösteriyor.

Beyaz Saray, gelecek yaptırımların, İran rejimini, yıkıcı bölgesel politikasından geri çekilip müzakere masasına dönmeye zorlamak için alınacak benzeri görülmemiş önlemler paketinin bir parçası olacağını söylüyor. Bununla birlikte, düşmanca tavırlarını bırakması halinde Tahran’ı, benzeri görülmemiş teşvik paketlerinin beklediğini ifade ediyor. En önemli soru, İran rejiminin politikalarını ne ölçüde sürdüreceği ve ABD’nin İran’ı müzakere masasına oturtmaya ikna edip edemeyeceği ve Tahran’ı, İran halkı ile uluslararası toplumun taleplerine cevap vermeye zorlamaya yönelik yaptırımlarını nereye vardıracağıdır.

Hook: İran, nükleer anlaşmayla terörizme ayırdığı fonları genişletti

Şarku’l Avsat’a özel röportaj veren ABD’nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook, “Nükleer anlaşma, Tahran’ın terörizme ayırdığı fonları genişletmesine yardım etti” ifadelerini kullandı. İran rejimini, Lübnan’ın bölgedeki modelini tekrarlamaya çalışmakla suçlayan Hook, İran ekonomisine zarar vermenin amaçlanmadığını belirtse de, yaptırımlarla Tahran rejiminin hedef alındığını kaydetti. Hook, “İran’ın dünyaya yönelik tehditleri, nükleer programının ötesine geçiyor. Yaptırımlar, onu müzakere masasına geri dönmeye zorlayacak” diyerek sözlerini sürdürdü.

“Nükleer anlaşma Kongre’de onaylanmadığından değiştirilebilir ya da iptal edilebilir”

-ABD’nin İran’la kişisel bir anlaşma imzalamayı değil, tarafları bağlayan bir anlaşma imzalamaya çalıştığını söylediniz. Neden bir anlaşma imzalamak istiyorsunuz? Sözünü ettiğiniz anlaşma ile Başkan Obama’nın 2015 yılında imzaladığı Ortak Eylem Planı (Nükleer Anlaşma) arasında ne gibi bir fark var?

B.H: Bu gerçekten güzel bir soru. Birçok kişi, ABD’nin hükümet sistemini anlamıyor. Anlaşma, hayatta kalmayı ve sürekliliği garanti eder. Ayrıca ABD yönetimlerinin değişmesinden etkilenmez. Çünkü Kongre’nin onayını gerektirir. 2015 yılında Başkan Barack Obama tarafından imzalanan İran’ın nükleer anlaşması, Kongre’de onaylanmadı. Başkan, Anlaşmayı onaylamak için Senato’da yeterli oy alamadı ve etkili olana kadar imzalaması yeterli olduğu için, kişisel bir anlaşma yapmaya çalıştı. Bu, anlaşmanın herhangi bir ABD başkanı tarafından değiştirilmesine veya iptaline açık olduğu anlamına gelir.

Kişisel anlaşmalar, onu imzalayan başkanın yönetim süresi boyunca yürürlükte kalır. Başkanın görev süresinin bitmesinin ardından anlaşma, geçersiz hale gelir. Bu nedenle, nükleer programla ilgili olarak İran’la yapılacak herhangi bir anlaşmanın, iki ülke arasındaki bağlayıcı bir anlaşma olması ve iki ülkenin hükümetlerine bakılmaksızın, hayatta kalmasını ve sürekliliğini sağlaması gerektiğine inanıyoruz.

Öte yandan, imzalamaya çalıştığımız antlaşma, nükleer anlaşmanın göz ardı ettiği, Tahran’ın bölgedeki davranışlarını da kapsayan birçok yönü içeriyor. Söz konusu anlaşmanın imzalanmasıyla, Tahran’la daha iyi ilişkiler kurabiliriz. Başkan Trump ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun belirttiği gibi, İran’ın davranışlarını değiştirmesi ve diğer ülkeler gibi olması için çabalıyoruz. Bu olduğunda, Tahran da diğer ülkelerin avantajlarından faydalanacak.

“İran’ın tehditleri, nükleer programının ötesinde”

-Bu, anlaşmanın İran’ın bölgedeki davranışlarını kontrol altına almayı içeren kapsamlı bir anlaşma olacağı anlamına mı geliyor?

B.H: Evet. 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadaki yanlışlık, sadece nükleer programıyla sınırlı olmasıydı. Fakat İran’ın dünyadaki tehditlerine baktığımızda, nükleer programının ötesine uzanıyor. Bunlar, seyrüsefer güvenliğine yöneliklik tehditler ile birlikte siber saldırılar, devrimlerin başını çekmek, diğer ülkeleri terörize etmek, komşularını istikrarsızlaştırmak ve diğer ülkelerde suikast ve bombalama faaliyetlerinde bulunmak gibi durumlardı. Tahran’ın 39 yıllık bir şiddet sicili var. Devrimlere öncülük etmeyi bırakmalı.

Tahran rejiminin davranışlarını değiştirmesi ve halkın talep ettiği reformları hayata geçirmesi şartı

-Tahran’la imzalamak istediğiniz anlaşmanın şartları hazır mı? Yoksa İranlı liderlerin şu an için sadece müzakere masasına oturmasını mı bekliyorsunuz?

B.H: Dışişleri Bakanı, İran’ın konuşmak istediği konuları iyi işitmemiz gerektiği hususunu vurguladı. Anlaşma kapsamında ele alınacak hususlarla ilgili olarak ise ABD ile Tahran arasındaki görüşmelerin odak noktasının, “ikili ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olacak bir anlaşmaya varmak olduğunu” kaydetti. Tahran’la tartışmak istediğimiz tüm meseleler, ülke içinde reform yapmayı savunan İran vatandaşlarının çıkarınadır. ABD yönetimi, ilk günden beri reform çağrısında bulunan İran halkının yanındadır. Çünkü İran halkı tarafından savunulan reformların birçoğu, Tahran’ı ikna etmeye çalıştığımız meselelerin aynısıdır. İki ülke arasındaki ilişkilerin gelecekteki şeklini, İran rejiminin davranışlarını değiştirmesi ve halkın talep ettiği reformların hayata geçirilmesine göre belirleyeceğiz. Ayrıca, İran tarafının ABD’yle ikili ilişkiler çerçevesinde sahip olacağı avantajları da belirledik. Bunlara ilişkin olarak İran’ın bizimle görüşmek isteyeceği bazı yönler olduğundan eminim. İranlı liderlerin şimdiye kadar konuşmak istememeleri sorun değil. Bu, onların bileceği bir iş, ancak konuşmak isterlerse kendilerini dinlemeye hazırız.

“2013’te müzakere masasına oturup 2015’te anlaşma imzalayan İran, bunu yeniden yapabilir”

-Şu ana kadar nükleer anlaşmadan faydalanan ve bu anlaşma altında hala Avrupa Birliği’nden (AB) kazanç ve yardım alan İran’ı, sözünü ettiğiniz anlaşmayı imzalamaya ne zorlayabilir?

B.H: İranlılar şu anki atmosferde müzakere masasına oturmak istemeyebilir, ancak tarih, üzerlerindeki baskıların yeteri kadar artmasıyla, Tahran’ın müzakerelere geri döndüğüne işaret ediyor. İran’a, nükleer programı nedeniyle uygulanan uluslararası yaptırımlar, 2006 yılında başladı. Tahran, 2013 yılında buna daha fazla direnemedi ve müzakereleri kabul etti. İlgili taraflar, 2015 yılında imzalanan anlaşma hususunda müzakerelere başladı. İran’ı 2013 yılında müzakere masasına oturtan koşulların yeniden sağlanmaması için hiçbir neden yok. Bu baskı ve yaptırım koşulları yeniden devreye girdiğinde, İran rejimi nasıl davranması gerektiğini yeniden gözden geçirecek ve bugüne kadarki maliyet ve kazanımları hesaplayacaktır. İran rejimi, terörizm, kıtalararası füze programı ve diğer düşmanca eylemleri gerçekleştirebileceği paraya sahip olmasının ardından, söz konusu faaliyetlerini derinleştirebileceğini ve genişletebileceğini düşündü.

“Tahran rejimi, terörist faaliyetleri finanse edip komşu ülkeleri istikrarsızlaştırmaya çalışıyor”

Şu anda rejimin terörist faaliyetleri finanse etmesine ve komşu ülkeleri istikrarsızlaştırmasına yardımcı olan bu fonları durdurmaya çalışıyoruz. Bu, onlara yönelik uyguladığımız yaptırım paketleri aracılığıyla gerçekleşecek. İran’ın gelir kanalları bu faaliyetlere bağlıdır. Elbette, tüm bu aktiviteleri ve kanalları durduramasak da, çoğunu durdurmayı başaracağız. Rejim, işte o zaman, bu düşmanca faaliyetlerini daha ne kadar devam ettirebileceğini sorgulamaya başlayacak.

ABD’nin geçtiğimi Mayıs ayında nükleer anlaşmadan çekilmeye karar vermesiyle birlikte, anlaşma uyarınca kaldırılan yaptırımları yeniden uygulamaya başladık. Şimdi İran rejimine yeni bir yaptırım paketi uygulama hazırlığındayız. İşlerin nasıl seyrettiğini göreceğiz. Halihazırda, özellikle kanalları ve banka transferleri ile ilgili olarak ABD yaptırımlarının sıkılaştırılmasının yanı sıra, enflasyon sorunu ve yerel para birimindeki düşüşle birlikte İran’daki doğrudan yabancı yatırım hacminde önemli bir düşüşün yaşandığına şahit oluyoruz. Ekonomiyi kötü yönetmeleri, sağlıksız kararlar almaları ve Ortadoğu’da şiddeti yaymak için çok para harcamaları dolasıyla birçok ekonomik problemle karşı karşıya kaldılar. İran rejiminin, bir noktadan sonra, kar-maliyet ilkesi çerçevesinde davranışlarını değerlendirmesi gerekiyor. Bu, devrimci bir rejimdir. Dünya üzerindeki son devrimci rejimdir. Kendi insanları adına sağlıklı karar vermelerini istiyoruz. Bunu yapmak istediklerinde, onlar için daha iyi bir gelecek hakkında konuşmaktan mutluluk duyarız.

“İran doğru yolda ilerlerse, onlara onlarca yıl sürecek faydalar sağlamak istiyoruz”

-Herhangi bir görüşmede, bir şey almak için karşılığında başka bir şey teklif etmelisiniz. İranlılarla imzalamak istediğiniz anlaşmada, nükleer anlaşmada bulunanlardan daha fazla teşvik ve avantaj içeriyor mu?

B.H: Tabii ki, teşvikler nükleer anlaşmadakilerden çok daha fazla olacak. İran davranışlarına son verdiği takdirde, yaptırımlardan ziyade küresel ekonomiye entegrasyonunu memnuniyetle karşılarız. İran geçtiğimiz yıllarda bir dizi uluslararası yaptırımla karşı karşıya kaldı. Söz konusu yaptırımların İran ekonomisi üzerinde çok ciddi etkileri oldu. Fakat bizim hedefimiz, İran’ın ekonomik durumundan ziyade, faaliyetleri üzerinde yeniden düşünmeye başlamasını sağlamaktır. İran, zararlı faaliyetleriyle istediğini elde ettiğini düşünürse düşünsün, her halükarda bu durum, İran ekonomisi ve halkına biçtiği faturadan çok daha az maliyetlidir. Doğru yolda ilerlemeye karar verdiği takdirde, onlara, onlarca yıl sürecek büyük faydalar sunmak istiyoruz.

-Şimdiye kadar, AB nükleer anlaşmayı iptal etmeyi kabul etmedi ve Tahran’ı, anlaşmada kalmaya razı etmek için İran’a yardımı sürdürdü. İmzalamaya çalıştığınız yeni anlaşmaya ilişkin Avrupalı devletleri ikna etmek için neler yaptınız?

B.H: Nükleer anlaşmadan geri çekilmeye ve diğer ülkelerin de kendi vizyonlarına göre uygun kararlar almaları gerektiğine karar verdik. Rusya ve Çin de dahil olmak üzere, anlaşmanın diğer tarafları, anlaşmayı sürdürmek istiyorsa, bu onlara kalmış. Diplomatik çabalarımızı, nükleer anlaşma sebebiyle göz ardı edilen diğer tüm yönlere odaklayacağız.

Bu bizim için çok önemli. AB’deki mevkidaşlarımla konuştuğumda, nükleer anlaşmanın eksikliklerine ilişkin değerlendirmelerimize katıldıklarını gördüm. İran, hızlandırılmış bir şekilde, balistik füzelerini Suriye, Irak ve Lübnan’da konuşlandırıyor. Şu anda, Irak, Suriye ve Yemen’de, Tahran Hizbullah’ını da içeren bir Lübnan modelini yeniden oluşturmaya çabalıyor. Suudi Arabistan’a roket saldırılarında bulunan, Yemen’deki Husi milisleri destekliyor. Pek çok ülke, İran’ın oluşturduğu tehditlerin, nükleer programın ötesine geçtiğini çok iyi biliyor. İran’la olan tartışmaları, uluslararası barış ve güvenlik tehdidinin sadece bir yönü olan nükleer programla sınırlandırmak yanlış.

“İran’daki mevcut rejimin, halkı temsil ettiğine inanmıyoruz”

– Öyleyse nükleer anlaşmadan çekilme kararınıza başka ülkeler neden katılmadı?

B.H: Bence dünya, ABD ve İran halklarının, karşılıklı anlayıştan daha ileri bir aşamaya geldiklerini görmek istiyor. İran’daki mevcut rejimin İran halkını temsil ettiğine inanmıyoruz. Mevcut rejimin, İran halkını temsil etme ve çıkarlarını gözetme hususunda başarısız olduğuna inanıyorum. Amerikalılar ve İranlılar için daha iyi bir gelecek olduğuna inanıyoruz. Fakat bu geleceğe ulaşmanın önündeki gerçek engel, halkını baskı altına alan ve haklarını ihlal eden mevcut rejimdir. Bu nedenle, mevcut rejimin en büyük mağduru yine İran halkıdır. Buna İran sokaklarını dolduran gösteriler ve vatandaşların reform ihtiyacını dile getirmeleriyle şahit olduk. İran halkının sesini duyurmasının ve talep etmesi gereken her şeyi istemesinin, çok önemli olduğuna inanıyoruz.

– Eğer İran’la bir anlaşmaya varacak olursanız, bu durum nükleer anlaşmanın iptali anlamına mı gelir, yoksa anlaşmanın devamıyla birlikte yeni bir anlaşma imzalanabilir mi?

B.H: Bu konuda neler olacağını tahmin etmek zor. Ancak bizim yaklaşımımız, hangi anlaşma olursa olsun, uluslararası barış ve güvenliğe tehdit oluşturan tüm unsurları içermesidir. İran’ın Ortadoğu’daki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerini, komşularına karşı olan düşmanca tutumunu ve nükleer programı içeren kapsamlı bir anlaşmaya ulaşmaya çalışıyoruz. Bunlar, bizimle görüşmek istedikleri takdirde dile getireceğimiz meseleler olacak.

“BM toplantılarında Başkan Trump ile İranlı liderlerin görüşeceğini sanmıyorum”

– Başkan Trump önümüzdeki hafta BM toplantılarında hakkında gerçekleştirilecek bir oturuma başkanlık edecek. Başkan ve İranlı liderler arasında olası bir toplantıya ilişkin herhangi bir düzenleme veya temas var mı?

B.H: Başkan Trump, BM Genel Kurulu’na hitaben bir konuşma gerçekleştirecek. Başkan, İran’la müzakerelere hazır olduğu konusunda oldukça net. Ancak İran rejimi, bizimle görüşmek istemediğini söyledi. Bu durum, onların şu ana kadar sürdürdüğü genel tutumları. Bu sebeple, Başkan Trump ile İranlı liderler arasında BM toplantıları sırasında herhangi bir görüşme olacağını sanmıyorum. Mücadelemize ve diplomatik çabalarımıza devam ediyoruz. Tahran yönetimi, mevcut siyasetini değiştirip, İran halkı için iyi kararlar almaya başlayana dek, İran’a azami şekilde yaptırım uygulamaya devam edeceğiz.

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku’l Avsat Arap dünyasının önde gelen günlük gazetelerden biridir. 4 kıtada 12 şehirde, her gün eş zamanlı olarak basılmaktadır. 1978 yılında Londra’da yayın hayatına başlayan Şarku’l Avsat, Arap dünyasına ve uluslararası olaylara ait en doğru yayınları yapmaktadır. Derin analizler ve özgün makalelerle birlikte tüm Arap dünyasının en kapsamlı yorumlarını okuyucularına sunmaktadır.

More Posts - Facebook - Google Plus - YouTube