Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Dünya İstihbarat Savaşı - ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

İsrail yapımı “The Angel/Melek” filmi, İsrail’in perspektifinden Mısır lideri Cemal Abdünnasır’ın damadı ve İsrail gizli servisinin muhbiri olan Eşref Mervan’ın rolünü anlatıyor.

Filmin gösterime girmesinden bu yana Eşref Mervan’a ve filme yönelik olumlu ve olumsuz eleştirilerin ardı arkası kesilmedi. Filmdeki olaylar, aynı başlığı taşıyan İsrail romanına göre uyarlandı. Ancak merak edilen film, Eşref Mervan’ın İsrail’in muhbiri olduğunu ikna edici bir şekilde çözümleyemedi. Özellikle Mervan, 1973 savaşının tarihini bildirmede başarısız oldu. Filmde, İsrail romanındaki bu büyük zafiyete ilişkin inandırıcı bir cevap verilmedi.

İsrail, her taraftan düşmanlarla çevrili küçük bir devlet olduğu, ancak buna rağmen Tevrat’ta sayıca daha az olan Hz. Davut’un daha güçlü Calut’a karşı savaşını ve zaferini anlatan meşhur hikâyede olduğu gibi zafer kazanabileceği konusunda değişmeyen klasik izlenimin propagandasını yapıyor. İsrail’in durumu, Tevrat’taki bu hikâyeye benziyor. Aynı şekilde bu hikâye, Hıristiyan Batı dünyasına göre İncil kültüründe de yer almaktadır.

İsrail’in imajını ve gücünü olağandışı gösteren şey, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Hitler ve müttefiklerinin yenilgiye uğratılmasından sonra dünyanın farklı yerlerine kaçan Nazi liderlerini yakalayıp öldürmek için oluşturduğu ekibin başarısıdır. İsrail, eşkâllerini ve kimliklerini değiştirmelerine rağmen Nazi liderlerine ulaşmayı başardı.

Yoğun bir şekilde ve devamlı olarak bu başarıların propagandası yapıldı. Bu ekip için geçerli olan başarılar, Mossad için de geçerlidir. Zira İsrail, Hollywood ilişkileri vasıtasıyla Mossad’ın dünyadaki en güçlü ve yenilmeyen istihbarat servisi olduğu propagandasını yaptı. İsrail, sürekli sinema filmlerinde Mossad’ın sözde olağanüstü başarılara sahip efsanevi bir servis olduğunu göstermeye çalıştı. Her defasında Mossad’ın kahramanlıklarını belgelendiren ve kaydeden kitaplar çıkıyor. (Hiç kimse, bu kahramanlık olaylarının hakikatini ve ne kadar doğru olduğunu bilmiyor.) Bu kitapların en sonuncusu da Ronen Bergman’ın, “Ayağa kalk ve önce sen öldür: İsrail’in hedeflenmiş suikastlarının gizli tarihi” adlı kitabıdır.

Bu alanda İngiliz istihbaratı da önemli bir geçmişe sahip. İkinci Dünya Savaşı’nın akabinde soğuk savaş başladıktan sonra Londra, Doğu ve Batı Bloğu ajanlarının çatışmalarının buluşma noktası haline geldi. Böylece İngiliz istihbaratının büyüyen rolü ortaya çıktı. İzleyicinin daha fazla macera ve kahramanlıklarını özlemle beklediği gizli ajan James Bond karakteri, Hollywood film karakterine dönüştü. Bunların hepsi, propaganda açısından İngiliz istihbarat servisinin lehine işliyor.

ABD’de ise Tom Clancy ve Robert Ludlum gibi yazarların romanları, ekranlarda aynı rolü görüyordu. ABD Merkez İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) rolünü övmek için bu yazarların romanları filmlere uyarlandı. İmaj ve şöhret, bu rolü resmediyor. Savaşlar başlamadan önce sonuçlanıyor. Ya da Çinli ünlü filozof Sun Tzu’nun “Savaş Sanatı” adlı meşhur kitabında dediği gibi:

“Savaş, başlamadan kazanılır.”

Uluslararası istihbarat servisleri arasındaki medya savaşları, dünya markaları arasındaki ticari savaşlara benziyor. Fakat bu savaşların sonucunda finansal değil, beşeri kayıplar meydana geliyor.

Hüseyin Şubukşi

Hüseyin Şubukşi

Suudi iş adamı, aynı zamanda Okaz Basın ve Yayıncılık Yönetim Kurulu Üyesi Medyacı ve Suudi İşadamı

More Posts