Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

ABD-İran arasında yaptırım tartışmaları | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, İran ile yeniden müzakere masasına dönüş için 12 şart ileri sürmesi üzerine, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, dün, yayınladığı makalede, İran’ın müzakerelere dönüşü kabul etmesi içim 15 şart belirledi.

ABD tarafını İran halkına düşmanlık etmekle suçlayan Zarif’e twitter aracılığıyla cevap veren Pompeo ise İran yönetiminin halk fakirlik içindeyken halkın kaynaklarını İran Devrim Muhafızları ve Ortadoğu’daki müttefiklerine aktardığını ifade etti.

Zarifi, ABD’yi suçladı

İran Dışişleri Bakanı Zarif, 21 Haziran günü, Pompeo’nun 12 şartlık stratejisine cevaben yazdığı makalede, bu şartların temelsiz şartlar olduğunu belirterek, söz konusu şartların İran halkına tehdit içeren uluslararası kanunlara ve devletlerarası sözleşmelere aykırı şartlar olduğunu ifade etti. Pompeo ve diplomasi ekibini, “mantıksız ve çelişkilerle dolu” kararlar almak ve ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesini meşrulaştırmaya çalışmakla suçladı.

ABD’nin İran halkını tanıyamadığını ve İran halkının 40 yıldır ABD’nin çeşitli yaptırımları, baskıları ve hatta darbe girişimlerine karşı direndiğini belirten Zarif, makalesinde, ABD’nin uluslararası toplumda giderek yalnızlaştığını belirterek, “ABD yönetimi, bu yalnızlığını bitirmek istiyorsa mevcut politikasını değiştirmeli. Bu politika, mevcut şartlarda asla gerçekçi bir politika değildir” ifadelerine yer verdi.

“ABD bize en ağır yaptırımları uyguluyor”

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kuzey Kore lideri Kim Joung-Un ile Singapur’da düzenlediği zirvede, İran’a ilişkin yaptığı açıklamalara da değinen Zarif, “ABD Başkanı, bizimle yaşadığı sorunları diyalog yoluyla çözme çağrısı yaparken aynı anda bize yönelik en ağır yaptırımlardan da geri durmuyor” cümlelerini kullandı.

Çürümüş İran rejimi, halkın servetini yağmaladı”

Zarif’in makalesini yayınlamasından birkaç saat sonra, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İranlı mevkidaşına resmi twitter hesabı aracılığıyla paylaştığı iki mesajla cevap verdi. İlk mesajında, İran’daki işsizlik ve yoksulluk sorununun geçtiğimiz Aralık ayında geniş çaplı halk ayaklanmasına sebep olduğuna işaret eden Pompeo, ikinci mesajında ise “Çürümüş İran rejimi, Devrim Muhafızları, Hizbullah ve Hamas için halkın servetini yağmaladı. İran halkının paralarını, Ortadoğu’daki vekalet savaşlarına aktardı” ifadelerine yer verdi. ABD’li Bakan, twitterdaki mesajlarında İran’a bağlı milis grup Kudüs Güçleri’nin lideri Kasım Süleymani’nin fotoğraflarını kullandı.

Reformistler, Pompeo’ya cevap vermedi

Pompeo’nun twitterda yayınladığı İran’ı hedef alan açıklamalarına İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve ülkedeki reformist kanattan herhangi bir cevap gelmezken, muhafazakarlar Pompeo’nun mesajlarına tepki gösterdi.

ABD Başkanı Trump, 8 Haziran günü, ülkesinin İran ile 5+1 ülkeleri olarak tabir edilen (Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya, Çin ve ABD) Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 5 daimi üyesi ve Almanya ile 2015 yılında imzaladığı nükleer anlaşmadan çekildiğini ilan etmişti.

Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini ilan etmesinin üzerinden 2 hafta geçmişine rağmen, ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, İran’a yönelik yaptırımların hafifletilmesi ve yeniden müzakere masasına dönüş için 12 şart içeren bir strateji öne sürdü.

Pompeo’nun genel olarak İran’ın Ortadoğu’daki etkinliğinin kırılmasını ön gören 12 şartı arasında, İran’ın nükleer üretim tesislerini Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (IAEA) denetimine açması ve nükleer programını durdurmasına dair 3, Ortadoğu ülkelerine yönelik müdahalelerini ve terörist milis örgütlere silah sağlamayı durdurmasına dair ise 9 şart yer aldı.

Hamaney’den Avrupa ülkelerine 5 şart

İran Dini Rehberi Ayetullah Ali Hamaney, daha önce, Pompeo’nun ileri sürdüğü 12 şarta karşı, nükleer anlaşmada kalmak için Avrupa ülkelerine 5 şart sunmuştu.

Hamaney’in Avrupa ülkelerine sunduğu şartların en önemlileri, Avrupa ülkelerinin İran’ın Ortadoğu’da oynadığı rolü eleştirmekten vazgeçmesi ve ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesini kınayarak, bu ülkenin İran’a yönelik ambargosunu tanımaması olmuştu.