Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

ABD ve Körfez ülkelerinin Hizbullah’a yönelik yaptırımları, Lübnan’da yeni bir boyut kazandı | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Beyrut: Yusuf Diyab

ABD ve Körfez ülkelerinin Hizbullah ve liderlerine yönelik yeni yaptırımları yalnızca bununla sınırlı değil. Yeni yaptırımlarla birlikte Hizbullah’ın bu kurumlar içerisindeki hareketlerinin izlenecek olması, bu yaptırımlarla nasıl başa çıkılacağı konusunda büyük bir çıkmaza giren Lübnan’daki anayasal kurumlar, zor durumda kaldılar. Bununla birlikte, Hizbullah da dahil olmak üzere, Lübnan’daki tarafların birbirleriyle yarıştığı geleceğin hükümetini kurma konusu daha da karmaşık bir hale geldi.

Bazı uzmanlar, bu yaptırımlarla birlikte Lübnan’ı bekleyen karamsar bir tablo çizdiler. Orta Doğu Stratejik İşler Enstitüsü Müdürü Dr. Sami Nadir, Şarku’l-Avsat’a yaptığı açıklamada, “Genel olarak Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ve yardımcısı Naim Kasım ile Şura Konseyi üyelerini etkileyen yaptırımların, Lübnan seçimlerinin sonuçlarını ablukaya almak için uygulandığını belirtti. Nadir, bu yaptırımların Hizbullah’ın askeri rolü üzerini örten siyasi örtüsünü engelleyerek, Lübnan’daki meşru kurumlara girmesinin önünü kestiğini kaydetti.

Geçtiğimiz yıllarda Hizbullah’ın askeri, Müstakbel Hareketi’nin ise mecliste çoğunluğunun olduğuna dikkat çeken Nadir, artık Hizbullah’ın hem siyasi ve hem askeri gücü olduğunu, devlet işlerine daha fazla karıştığını ve tüm dosyalara hakim olduğunu kaydetti. Bu yeni gelişmeler ile ilgili olarak, Sami Nadir şu soruyu sordu:

“Saad Hariri, terör örgütü olarak sınıflandırılan, uluslararası yaptırımlarla karşı karşıya olan bir partiyle ortaklık kurabilir mi?”

Öte yandan Suudi Arabistan Ulusal Güvenlik Başkanlığı’ndan geçtiğimiz Çarşamba gecesi yapılan açıklamada, Hizbullah’ın kararlarından sorumlu olan Şura Konseyi’nin 5 üyesi de dahil olmak üzere 10 isme yönelik yeni yaptırımlar getirildiği duyuruldu. Hasan Nasrallah ile yardımcısı Naim Kasım, Muhammed Yazbek ve Hüseyin Halil ve İbrahim Emin es-Seyyid’le birlikte Talal Himye, Hizbullah’ı finanse etmek için Spectrum Grubu’nu kullanan Hizbullah üyesi Ali Yusuf Şerare, Mahir Ticaret şirketi ve sahibi Hasan Dahkan İbrahimi gibi Hizbullah’a destek veren diğer 5 ismin de yaptırımlar neticesinde varlıklarını dondurma kararı alındığı bildirildi.
Müstakbel Hareketi Siyasi Ofisi üyesi Raşid Fayed ise Orta Doğu Stratejik İşler Enstitüsü Müdürü Dr. Sami Nadir’in yorumuna farklı bir yaklaşım getirdi. Şarku’l-Avsat’a açıklamalarda bulunan Fayed, “Yaptırımlar, Hizbullah’ın yurtdışındaki rolünü genişletmesini ve yurtdışına uzanan kollarının önünü kesmeyi, Lübnan içine çekilmesini ve siyasi bir parti olarak rolünü yerine getirmesini sağlamayı amaçlıyor” dedi. Hizbullah’ın çıkarlarının kendisine yaptırımlar uygulayan ülkelerle uyuşmadığını vurgulayan Fayed, bu ülkelerinde Lübnan’ı istikrarsızlaştırma gibi bir istekleri olmadığı, Hizbullah’ın da meclisin en büyük bloğu olduğunu kabul ettiklerini belirtti. Hizbullah’ın henüz herhangi bir dışa dönük pozisyon sergilemediğine dikkat çeken Fayed, Hizbullah’ın oluşturulacak yeni hükümete katılabileceğine dair uyarıda bulundu.

Seçim sonra yeni hükümetin oluşturulma sürecinin, siyasi partilerin bakanlık talepleri sebebiyle kolay olmayacağını belirten Raşid Fayed, imkansız taleplerin çözümsüzlüğe yol açmayacağını ancak hükümetin oluşumunu geciktireceğini vurguladı. Öte yandan Hizbullah’ın temel dosyalara yönelik talebinin olduğuna değinen Fayed, Hizbullah’ın herhangi bir egemen rol sütlenemeyeceğini, çünkü uluslararası ilişkilerinin sadece İran ve Suriye rejimi ile sınırlı olduğunu kaydetti.

Ancak Orta Doğu Stratejik İşler Enstitüsü Müdürü Dr. Sami Nadir, yeni yaptırımların Hizbullah ile diyalog imkânlarını yıktığını ve Hizbullah’ın dışladığını belirterek, açık bir şekilde terör örgütü olduğunu vurgulanarak hiçbir anlaşma yapılamayacağına işaret ettiğini söyledi. En güçlü mesajın artık Hizbullah’ın ortağı olabileceği, cumhurbaşkanına ve bir bütün olarak Lübnan iç siyasetine yönelik olduğunu belirtti.

Körfez yaptırımlarının neredeyse ABD yaptırımları kadar büyük olduğunu vurgulayan Nadir, zaten Basra Körfezi’ne baskı yapan birçok dosya olduğuna dikkat çekerek, Arap ülkeleri ve uluslararası yaptırımların bu hızla devam etmesi halinde zaten Lübnan’daki durumun tamamen çökmesine neden olabileceğini ifade etti.

Öte yandan Hizbullah’a yönelik yeni yaptırım kararının, Suudi Arabistan ve Terör Finansmanı Hedefleme Merkezi (TFTC) eş başkanı ABD’nin yanı sıra üye ülkeler Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle (BAE) ortak alındığı kaydedildi.

Amerikan Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü Dr. Şefik el-Mısri, yaptığı değerlendirmede, Hizbullah’ın ABD ve Körfez ülkelerinin terör listesine eklenmesinin yeni bir durum olmadığı ancak yeni olanın Hizbullah liderlerinin bu listeye eklenmesi olduğunu kaydetti. Şarku’l-Avsat’a açıklamalarda bulunan Dr. el-Mısri, Amerikan kararının uluslararası olmadığını, bu yüzden de yaptırımları onaylayan ülkelerle sınırlı kaldığını belirtti. Körfez kararı sonucunda uygulanacak olan yaptırımların boyutunun henüz ne ölçüde olacağının bilinmediğine dikkat çeken Dr. el-Mısri, “Yaptırımlar Hizbullah’la bağlantılı herkese yönelik mi, yoksa kararda isimleri zikredilenlerle mi sınır kalacak?” sorusunu sordu.

ABD yönetiminin bir süre önce Hizbullah üyelerinin maliye, dışişleri ve savunma bakanlığı gibi konumlara getirilmesine yönelik uyarda bulunduğunun altını çizen Dr. el-Mısri, bunun da Hizbullah üyelerinin getirilebileceği bakanlıklarla herhangi bir iletişim kurmayacakları anlamına geldiğine işaret etti.