Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Adil Abdülmehdi ve yarı imkânsız görev | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Yunan efsanesine göre Herakles’in ölümsüzlüğe ulaşabilmesi için 12 büyük görevi yerine getirmesi gerekiyordu. İnsanüstü savaş becerisi, bedensel güç ve cesaret gerektirmesine rağmen muhtemelen beşinci görev, gerçekleştirmesi en zor görevdi. Aslında bu görevi yerine getirmek için iki unsur gerekiyordu: Deneyim ve planı uygulama becerisi

Bu görev, yıllardır gübrelerle dolan, çok sayıda hayvanın bulunmasından ve ahırların büyük olmasından dolayı bu gübrelerden kurtulmanın imkânsız hale geldiği Kral Augeias’ın ahırlarını temizlemekten ibaretti. Bu görevi tamamlaması için Herakles’e sadece bir günlük süre verildi.

Herakles, ölümcül silahlarını kullanmadan bu görevi başarmak için olağandışı bir yöntem izlemesi gerekiyordu.

Efsaneye göre Herakles, ahırların duvarlarından bir bölümünü yıkıp beden gücüyle iki nehrin yatağını ahırlara yönlendirir. İki nehir, gübre tabakalarının arasında güçlü bir şekilde akmaya başlar. Böylece gübreler, akan su sayesinde ahırın açılan bölümünden dışarı çıkarılır. Bunu Herakles kendisi yaptı. Görevi tamamladıktan sonra Herakles, iki nehri doğal yataklarına yeniden yönlendirip duvarı da eski haline göre inşa etti.

Adil Abdülmehdi’nin görevi, Herakles’in bu görevine ne kadar çok benziyor. Irak parlamentosundaki en büyük oluşumlardan en küçük hükümet dairesine kadar son 15 yılda devlet kurumlarında biriken yolsuzluk, Irak’ı uluslararası yolsuzluk bakımından ilk sıraya yükseltti. Bunu kıyaslamanın en iyi yolu, Irak’ın bu süre zarfında petrol satışından elde ettiği gelirle ve içme suyu, elektrik, eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlerin karşılanmamasından dolayı birçok vatandaşın yaşadığı zorluklarla karşılaştırmaktır. Aynı zamanda pek çok uzman, Irak’ın 15 yıllık süreçte petrol satışından elde ettiği gelirin, Bağdat’ın 1940’ların sonunda satmaya başladığı ilk varilden 2003 yılına kadar geçen süreçte elde ettiği gelirden fazla olduğunu tahmin ediyor.

Bu yolsuzluğun temel nedeni, mezhepsel kota sistemi olabilir. Kota sistemi sayesinde bütün toplumsal oluşumları içine alan politik sınıf, ülkenin kaynaklarını tekeline alıp bakanlıkları gettolaştırdı. Bu bakanlıların içerisinde politikacının kendi oğlu, bağlı olduğu aşiretin ve mezhebin yakınları yer aldı. Oysaki bu bakanlıklar, bütün vatandaşlara hizmet etmek için kurulmuştu.

Son parlamento seçimlerine katılım oranı, yüzde 20’nin altında yer aldı. Seçim sonuçlarına göre herhangi bir siyasi parti, tek başına iktidar olma hakkını yakalayamadı. Bunun için kendi temsilcilerinin parlamentoya girdiği siyasi partilerin önünde iki seçenek bulunuyor: İlki etnik kota sistemine göre devam etmek. Bu seçenek, yolsuzluğun yayılması ve temel hizmetlerin daha da kötüleşmesi anlamına geliyor. Diğer seçenek ise son seçimlerdeki başarılardan istifade edecek bir formül bulmaktır. Aynı zamanda uzaklaştırılan kota sisteminin yeniden dönebileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu nedenle bu görev için Adil Abdülmehdi seçildi.

Her şeyden önce Abdülmehdi’yi takdir etmeliyiz. Çünkü o, siyasi partiler arasında Irak’ı temsil eden en iyi adaydır. Abdülmehdi, erken yaşta Baas Parti’sine katıldı. Gençliğinin ilerleyen döneminde daha devrimci olan Komünist Parti’ye iştirak etti. İran devriminin ardından da Şii dini hareketine üye oldu.

Adil Abdülmehdi’nin bu siyasi geçmişi, etnik gruplar ve bu partilerden herhangi birisine bağlı olan taraflar arasında bir köprü kurmasına olanak tanıyabilir. Yani onun siyasi geçmişi, parti ya da etnik bağlılıktan ziyade vatana tabiiyetin ve vatandaşlık düşüncesinin geri dönmesine yardım edebilir. Abdülmehdi’nin akademik geçmişi ve Fransa gibi politik yaşamanın zengin olduğu bir ülkede ikamet etmesi, kendisine vatan ve vatandaşlık kavramlarının çağdaş vizyonuna sahip olma fırsatı verebilir. Nitekim bu vizyon, önünde duran sorunlara çağdaş ve bilimsel bir şekilde yaklaşmasını gerekli kılmaktadır.

Aynı şekilde Abdülmehdi, başbakanlık görevini kabul etmek için güzel şartlar belirledi. O, parlamentoda sandalye kazanan partilerin, bakanları seçerken kendisine müdahale etmemesini şart koştu. Sonra Abdülmehdi, bakan olmak için kendisinde yeterli özelliklerin olduğunu düşünen herkesin internet ortamından başvuru yapmalarını açıkladı. Bu, daha önce dünyada hiçbir kimsenin uygulamadığı bir yaklaşımdır.

Ancak bununla ilgili şartlar var. Bu yaklaşım, 15 yıllık süreçte uygun özelliklere sahip olmadan herhangi bir görevde bulunan şahıslardan uzak bir şekilde Irak’taki en iyi kadroları seçmeyi amaçlamaktadır. Kota sistemi nedeniyle akademik geçmişi bulunmayan ve mesleki tecrübesi olmayan birçok kişi, en üst makamları işgal etmek ve yolsuzluk yapmak için devletin içine girdi.

Adil Abdülmehdi’nin bakanlık görevi için en donanımlı kişileri seçmesini asla uzak bir ihtimal olarak görmüyorum. Nitekim bu bakanlıklar, 15 yıllık bir aradan sonra ilk kez vatandaşa hizmet edecek, halkın yaşam kalitesini iyileştirecek ve yurttaşlık, eşitlik ve adalet ilkesine dayalı bir sistem geliştirecektir.

Fakat parlamentoya girmeye hak kazanan partilerin adayının herhangi bir şekilde en büyük blokların hâkimiyeti altında kalacağını göz önünde bulundurduğumuz zaman Abdülmehdi’nin başarılı olması, hala birtakım şüpheler içermektedir. Örneğin; söz konusu partilerin adayı, dolandırıcılık konusunda kesin deliller bulunan bir görevliyi yargıya sevk etmek istediği zaman bu görevlinin tabi olduğu taraf, o adayın karşısında duracak ve onun kararını engelleyecektir.

Yeni başbakan, Haşdi Şabi gruplarını ordu ve polis kurumlarına dâhil edip onları polis ve askerlerin bağlı olduğu sisteme tabi kılmak istediği zaman o da, olağanüstü şartlar altında ortaya çıkan bu yarı askeri örgütlerin temsilcileriyle karşı karşıya gelecektir. Olağanüstü şartların bitmesinin ardından bu yarı askeri örgütlerin devletin güvenlik kurumlarına dâhil edilmesi, ülkeyi DEAŞ’tan kurtarmada oynadıkları büyük rolden dolayı ödüllendirmeleri ve “İslam Devleti” olarak bilinen bu örgüte karşı savaş alanında şehit düşenlerin mükâfatlandırılması gerekiyordu.

Parlamenter rejimin yürütme başkanı, meclis içerisinde kendisini temsil eden çoğunluğun ya da siyasi gücün dışından olması halinde rüzgârın önündeki saman çöpüne benzeyecektir.

Bu durumda Adil Abdülmehdi’nin önünde iki seçenek olacak: İlk seçenek, etnik karaktere sahip örgütleri ve koalisyonları ikna etmeye çalışmak ve onları öfkelendirmekten kaçınmaktır.(Yani bu seçenek, kota sisteminin kurallarına bağlı kalmaya devam etmek anlamına geliyor.) İkinci seçenek ise bunlarla mücadele etmektir. Bu da Abdülmehdi’nin kısa bir süre içerisinde görevden uzaklaştırılmasına yol açacaktır.

Biriken krizleri çözmek için artan halk baskısını göz önünde bulundurduğumuzda halkın Adil Abdülmehdi’ye vereceği süre, Herakles örneğinde olduğu gibi çok kısa olacaktır: Mucizeyi 4 yıl içerisinde gerçekleştirmek.

Başbakan adayı, devlet kurumlarına yayılan yolsuzluğu ve gayri resmi silahlı grupların meselesini çözecek detaylı bir program, idari reformun ayrıntılarını ve hükümetin içme suyu, elektrik, eğitim ve sağlık gibi temel hizmetleri iyileştirmek için izleyeceği planları sunarsa ufukta bir umut ışığı görünüyor gibi. Partilerin ve parlamentodaki grupların bunu kabul edip bu programı imzalaması halinde başbakan adayı, uzun ve meşakkatli reform yolunda ilk adımı atabilir.

Parlamenter rejimin yürütme başkanı olmak, Adil Abdülmehdi’nin (parlamentodan güvenoyu almasının ardından) kanunlar çıkartıp bu kanunların sonuna kadar uygulanmasını takip edebilecek ilk devlet adamı olması demektir. Böyle istisnai bir durumda Abdülmehdi, iddiayı kazanabilecek mi?

Irak’ta her şey mümkün. Her ne kadar zayıf olsa da bu durum, beni ümitli olmaya sevk ediyor.