Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Ankara ile Paris, stratejik ilişkilerini ve güvenlik işbirliğini güçlendirmekte kararlı | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan darbe girişiminden sonra ilk kez resmi temaslar için gittiği Paris’te Fransız mevkidaşı Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Elysee Sarayı’nda karşılandı. Türkiye’nin ‘doğal ortağı’ Almanya ile arasındaki karşılıklı suçlamalar ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye arasındaki ilişkilerin askıya alınması veya sona erdirilmesi açıklamalarından sonra Erdoğan, Avrupa’ya açılan yeni kapı olarak Paris’i seçti. Fransa’yı ziyaret etmekten ‘mutluluk’ duyan Erdoğan, Macron’u ‘aziz dostum’ olarak nitelendirdi. Ancak olumlu hava iki Fransız gazetecinin ‘utanç verici soruları ile son buldu. Gazetecilerin, “2014 yılında sınırda içinde silah olan kamyonlar bulundu. Neden Suriye’ye silah gönderdiniz? Türkiye’nin selefi grupları desteklemesi için ne diyorsunuz?” sorularına Erdoğan’ın cevabı “FETÖ ağzıyla konuşuyorsun. ABD’nin Suriye’deki örgütlere gönderdiği 4 bin tır silahı niye sormuyorsun?” oldu.

Emmanuel Macron, sol partilerin şiddetle karşı çıktığı ve insan hakları örgütlerinin, insan haklarını ve kamusal özgürlükleri resmi bir şekilde çiğnemekle itham ettiği Erdoğan’ı siyasi ve stratejik hesaplar uğruna karşıladığı iddiası tartışmaya neden oldu. Macron, ülkesinin dış politikasının taraflarla saygı ve çıkarları gözetme kapsamında olduğunu ifade etti. Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves le Drian ise Ankara ile diyalogun gerekliliğine vurgu yaparak göç, savaş ve bölgesel krize çözüm arayışı gibi birçok dosyada Türkiye’yi stratejik ortak olarak nitelendirdi.

Yaklaşık 50 dakika gecikme ile gerçekleşen Elysee Sarayı’ndaki görüşme sırasında bölgedeki güvenlik önlemleri had safhadaydı. Erdoğan’a eşlik eden koruma ve beraberindeki gazeteci sayısı da dikkat çekti.

Erdoğan’ın ziyareti sırasında, Airbus ve Türk Hava Yolları arasında, 20+5 adet opsiyonlu A350-900’ün satın alma görüşmelerine başlamak için mutabakat zaptı imzalandı. İki taraf, tüm sektörlerde ekonomik işbirliğini güçlendirmeye ve şu anda 13 milyar euro değerindeki ticaret anlaşmalarını 20 milyar euro hedefine yükseltmek üzere anlaştılar.

Ziyaretin siyasi ve stratejik başlıkları arasında terörle mücadelede ön plana çıktı. Macron, Türkiye ile olan güvenlik ve stratejik işbirliğinden onur duyduğunu ifade etti. İki ülkenin tek bir düşmanla (DEAŞ) savaştığını vurgulayarak, ülkelerin istihbarat servisleri arasındaki işbirliğine de övgüde bulundu.

Suriye dosyası iki liderin de gündemindeki başlıca konulardandı. İki tarafın vardığı en hızlı çözüm ise Türkiye’de Suriye halkına dost ülkelerle bir toplantı düzenlemek oldu. Toplantıya katılması planlanan 10 ülke ise Batı ülkeleri, Suudi Arabistan, Türkiye, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri olarak sıralandı. Macron, Suriye meselesi ile ilgili, siyasi açıdan taraflı olduğu için Astana ve Soçi’nin bir sonuca götürmeyeceğini öne sürdü. Astana sürecinde masaya oturan tüm ülkelerin Türkiye ile aynı hedeflere sahip olmadığını kaydeden Macron “Diğer ülkelerin Suriye’de kapsayıcı ve gerçekçi bir hedefi bulunmadığını” söyledi. Macron, “Bizim bugün tek hedefimiz var; o da istikrar. Amacımız DEAŞ’ın ve bütün terör gruplarının bertaraf edilmesi, Suriye’de bütün azınlıkların dâhil edilmesi yoluyla kalıcı bir barışın oluşturulması ve tek bir birleşik Suriye devleti içinde kalınmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Macron, dış güçlerin çözüm sürecine müdahale etmemesi gerektiğini belirterek, çözümün rejim nedeniyle ülkeyi terk eden Suriyeliler tarafından sunulması gerektiğini vurguladı. Esed’in Suriye’nin geleceğinde yerinin olmadığına işaret eden Macron, buna rağmen Esed rejimi temsilcilerinin Suriye’nin geleceğinin görüşüleceği toplantılara katılabileceğini savundu.

Astana ve Soçi’yi savunan Erdoğan ise hedefin Esed ile değil, Esed’in olmadığı bir çözüm olduğunu hatırlattı. PKK’yı kınayan Erdoğan, ABD’nin PKK teröristleriyle işbirliğinden dolayı hayrete düştüklerini belirtti.

Erdoğan, 3 milyonu aşkın Suriyeli mültecinin bulunduğu Türkiye’ye yapılan yardımların azlığına dikkat çekerek Türkiye’nin mültecilere yönelik harcamalarının 30 milyar doları bulduğunu fakat çeşitli vaatlerde bulunan AB’nin sadece 900 milyon euro, ABD’nin ise 600 milyon euro yardımda bulunduğunu kaydetti.

Erdoğan, Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinde Fransız desteğini almak istediğini açıkça ortaya koydu. Erdoğan 54 yıldır AB kapısında bekleyen Türkiye’nin artık yorgun olduğunu dile getirdi. AB üyelik sürecinde tamamlanması gereken 35 müzakere başlığından bugüne kadar 16’sının açıldığını belirten Erdoğan bu başlıklardan hiçbirinin kapanmadığını kaydetti.

Macron ise özellikle darbe girişiminden bu yana Türkiye’deki son gelişmeler göz önüne alındığında Türkiye’deki insan hakları durumu nedeniyle iki taraf arasında ilerleme gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti. Bu nedenle mevcut rotayı ve Türkiye’nin katılma arzusunu yeniden düşünmesini önerdi. Macron her halükarda mevcut duruma bakılmaksızın, Türkiye’nin gelecekte Avrupa’da olması gerektiğini vurguladı.