Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Arap Birliği Toplantısı’nda Lübnan’ı bekleyen zor sınav | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Lübnan, pazar günü, Dışişleri Bakanları seviyesinde düzenlenecek Arap Birliği toplantısında, zor bir sınav vermeye hazırlanıyor. Lübnan’ın Başbakan Sad el-Hariri’nin istifasıyla siyasi kriz ortamına girdiği günlerde düzenlenecek toplantının ana gündemi, Lübnan’a yönelik İran müdahalesi olacak.

Arap Birliği Genel Sekreterliği’nin üye ülkelere gönderdiği davet mektubunda, toplantı kararının Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından, Arap Birliği Dönem Başkanlığı’nı yürüten Cibuti ile yapılan istişare sonucunda alındığı ifade edildi.

Edinilen bilgilere göre, Lübnan’ın bu konudaki tutumu henüz netleşmezken, tavır belirlenmesi için Arap Birliği toplantısı öncesi Hariri’nin Lübnan’a dönmesi ve Lübnan Dışişleri Bakanı Cibran Basil’in bazı ülkelerle görüşmelerini sonlandırması beklenecek. Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Suudi Arabistan’ın İran’a yönelik şikayetlerinin ele alınacağı Arap Birliği Dışişleri Bakanları Toplantısı için davet aldığını ve daveti ilkesel olarak kabul ettiğini belirterek, “Eğer toplantıda, Hariri’nin istifası sonrası Lübnan’da meydana gelen kriz gündeme gelirse buna karşı argümanlarımız var” dedi.

Öncelik Lübnan’ın birliği ve güvenliği

Lübnan Cumhurbaşkanlığı kaynakları, Şark’ul Avsat’a yaptıkları açıklamada, Lübnan’da toplantıya katılım konusunda henüz kesin bir karar alınmamakla birlikte Dışişleri Bakanı’nın katılması yönünde bir eğilim olduğunu ifade ederek, bu konudaki nihai kararın Arap Birliği’nin belirlediği temsil düzeyinin değiştirilmesi ve Dışişleri Bakanı Basil’in yaptığı toplantıların sonuçlarına bağlı olduğunu bildirdi. Birliğin, özellikle Hizbullah ile ilgili olmak üzere, Lübnan’a ilişkin alacağı kararları Lübnanlı yetkililerin yaklaşımı hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanlığı kaynakları, “Bu durum, toplantıda öne sürülecek kararlarla ilişkili bir durum. Her halükarda, Lübnan’ın birliği ve güvenliği öncelik teşkil ediyor” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Avn’ın tarafsızlık politikası hakkında, dün yaptığı, “Arap ülkeleri kendi aralarında anlaşmazlığa düştüğünde bizim kararımız her zaman tarafsızlıktır” şeklindeki açıklamasını teyit etti.

Lübnan’daki siyasi taraflar, Arap ülkelerinin yardımı ve diyaloğa vurgu yapmakla bir konuya ilişkin kesin bir tavır belirlemeyerek, duruma göre tavır almayı beklerken, konuya dair, Şark’ul Avsat’a bir değerlendirmede bulunan Lübnan’ın Eski Washington Büyükelçisi Riyad Tabare, “Hariri’nin son katıldığı televizyon programında vurgu yaptığı tarafsızlık politikası, Lübnan’daki son siyasi uzlaşının da Hariri’nin istifasıyla çökmesinden sonra önümüzdeki dönemde Lübnan siyasetini belirleyebilir” ifadelerini kullandı.

Tabare’nin dikkat çektiği duruma, aynı zamanda Lübnan İlerlemeci Sosyalist Parti üyesi de olan Lübnan Eğitim Bakanı Mervan Hammade de dikkat çekmişti. Hariri’nin çözüm niyeti taşıyan girişimine destek verilmesi çağrısı yapan Hammede, “Bazılarının Lübnan ve Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerini bozmaya yönelik çabalarını boşa çıkaramazsak, önümüzdeki pazar günü, Lübnan ve Körfez ülkeleri arasında büyük bir krizin patlak vereceği bir gün olabilir” şeklinde konuştu.

Sert tavır Lübnan’a olumsuz yansır

Lübnan yönetiminin sert bir tavır belirlemesinin Lübnan’a olumsuz yansıyacağını dile getiren Tabare şunları kaydetti, “ABD ve Suudi Arabistan’ın, İran’a karşı koymakta kararlı olduğu açık. Bu durum Lübnan yönetiminin daha dikkatli olmasını, olayları daha iyi okumasını, içte ve dıştaki yerel ve bölgesel taraflarla diyalog halinde olmasını gerekli kılıyor. Dışişleri Bakanı Cibran Basil, bu konudaki münasib karara ulaşmak için çıktığı yurtdışı turunda gerekli diyalogları gerçekleştirmelidir.”

Topun artık Hizbullah’ta olduğunu ifade eden Tabare sözlerine şöyle sürdürdü, “Hizbullah’ın, bu taleplere yaklaşımı ve Suriye ile Yemen’de kuvvetlerini çekip çekmeyeceği hususu bu noktada önem kazanıyor.” Lübnan’ın gerçek bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu ve diyalog gücünün sınırlı olduğunu dile getiren Tabare, önümüzdeki günlerde herkesin kabul edeceği bir çözüme ulaşmak için Lübnan yönetiminin herkes tarafından makul karşılanacak açık bir tavır takınması gerektiğine vurgu yaparak, “Lübnan’ın Suudi Arabistan ile gerilimi yükseltme yoluna gitmesi ve talepleri cevapsız bırakması halinde hiç kimsenin mutmain olmayacağı bir sonuca ulaşır. Sadece Hizbullah’a değil Lübnan’ın tamamını ilgilendiren mevcut durum bu sonuçları kaldıramaz” ifadelerini kullandı.

Hizbullah, Yemen’de Husilere verdiği desteği kesebilir

Öte yandan, suskun kalmayı tercih eden Hizbullah’ın, Yemen’de Husilere verdiği desteği sonlandırmayı konuşmayı kabul edebileceğine dair iddialar bulunuyor. Hizbullah kaynakları, örgütün Suriye’den çekilmesi seçeneğini tamamen reddederken, Hizbullah’a bağlı Merkezi Haber Ajansı’nda yer alan açıklamada, “Suriye’den çıkmamız ve Cumhurbaşkanı Avn’ın da desteklediği, Lübnan’daki temel anlaşmazlıkları bir tarafa bırakarak günlük sorunlarla ilgilenmeyi ön gören son siyasi uzlaşıda kalmak konusunda hiçbir değişiklik yok. Diyalog masasına gitme hazırlığı, bir savunma stratejisidir, silah gücüyle alakalı değildir. Diyalog ancak Hariri’nin ülkesine dönmesiyle başlayabilir” denildi.