Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Astana müzakerelerinde ‘Arap Gücü’ ele alınmayacak | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Astana müzakerelerine katılan Suriye Muhalefeti Askeri Lideri Fatih Hasvan, 14 Mayıs’ta başlayacak olan 9. tur görüşmelerinde, ABD’nin askerleri yerine Arap gücü konuşlandırma önerisinin ele alınacağını yalanladı. Hasvan görüşmelerde Suriye krizinin çözümü için adım atılması gerektiğini söyledi.

Alman Haber Ajansı DPA’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Dolaylı da olsa Arap kuvvetlerinin ABD askerlerinin yerini alması konusuna değinilmeyecek. Zira bu güce asker gönderebilecek ülkeler Astana sürecine katılmıyorlar. Eğer bu konuda ciddi bir çaba olursa buna özel ayrı bir düzenleme yapılacaktır”

Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, Suriyeli silahlı muhalifler de dahil olmak üzere tüm tarafların 14-15 Mayıs’ta dokuzuncusu düzenlenecek Astana sürecine katılacaklarını teyit ettiğini açıkladı.

Bakanlık Cumartesi günü yaptığı açıklamada “Kazakistan’ın başkentinde yapılacak toplantıya garantör devletler olan Rusya, İran ve Türkiye ile Suriye rejimi ve muhalefetinden heyetlerin katılacağı” ifade edildi.

Rusya, İran ve Türkiye gözetiminde yapılacak 9. Tur Astana görüşmelerinde ikili ve çok taraflı istişarelerde bulunulmasına karar verildi.

Tutukluların Durumu

Hasvan bu turda kayıp ve tutuklular sorununda bir ilerleme sağlanması umudunu dile getirerek “Rusya ve İran’a bu konuda güvenmediğimiz gibi Suriye rejiminin de bunu kabul edeceğini düşünmüyoruz. Buna rağmen muhalefet bu konuda ilerleme sağlamak için konuyu tartışma ısrarını sürdürecektir. Bu konu daha önce ele alındı ve uygulamaya kondu ancak gerçekten çok yavaş adımlarla ilerliyor. Bununla birlikte rejimin ve Rusya’nın Doğu Guta ve Humus kırsalında gerilimi azaltma bölgeleri ile İdlip’teki anlaşmalarda meydana gelen ihlalleri ele alacağız” dedi.

Hasvan açıklamalarına şöyle devam etti: “Biz Esed’in elindeki sayıları 200 bini bulan tüm tutukluların serbest bırakılmasını istiyoruz. Sadece örgüt liderlerinin bırakılmasını isteyip diğerlerini terk etmemiz doğru olmaz.”

Muhaliflerin yanında tutuklu bulunan rejim askerleriyle ilgili bir soruya Hasvan şöyle cevap verdi: “Bizim yanımızdakiler tutuklu değil savaş esiri. Sayılarını yaklaşık bile olsa vermemiz mümkün değil. Çünkü zaman zaman farklı muhalif örgütler, imzalanan anlaşmalarla esirleri serbest bırakılıyorlar. Esirlerin çoğu orta rütbeli askerler. Tutuklular ise daha düşük rütbeli askerler ile Şebbihalardan oluşuyor ki bunlar Esed tarafından ateşe atılmışlar ancak rejim tarafından önemsenmiyorlar. Sayıları ordunun yüzde 1’ine ulaşıp ulaşmadığı meçhul.

Muhaliflerin toprak kaybı

Muhaliflerin elindeki toprakların çoğunun ellerinden çıkması ve kalanların da vesayet rejimlerine devredildiği bir ortamda Astana görüşmelerine çoğu kişinin şüpheyle bakmasıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Devrim sadece sınır ve coğrafyayla sınırlı değildir. Henüz gerçekleşmemiş bir savaş sonuçları değiştirebilir.”

“Biz vesayet kelimesini reddediyoruz. Halk devrimimiz ve savaşçılarımızı hala kucaklıyor. Suriye halkının üçte ikisi ya devrimin ya da onun yansımalarıyla ilgili sıkıntılar içinde. Dolayısıyla devrimi yalnızca coğrafya ile ilişkilendiremeyiz.

Muhaliflerin elinden bunca toprağın çıkmasına ve çatışmasızlık bölgelerinde uluslararası düzeyde bunca ihlale rağmen değişiklik ihtimali hakkında söylediklerinin neye dayandığına dair bir soruya Hasvan şöyle cevap verdi: “DEAŞ, Suriye topraklarının yüzde 60’ını kontrol ediyorken bu oran bir yıl içinde yüzde 3’e düştü.”

Ürdün ve Suriye arasındaki Dera’da Nasib sınır kapısının açılarak rejimin kendisini güvence altına alması konusunda ise “Böyle bir eğilim olduğunu düşünmüyorum. Aynı zamanda burada ABD, Rusya ve bu konuda zarar görecek taraflar arasında ittifaklar olduğunu düşünüyorum.

Türkiye işgalci değil dost ülke

Hasvan, “muhalefetin Türkiye gibi istilacı güçlerin Suriye’nin kuzeyine girişlerini kolaylaştırdıkları ve böylelikle oradaki Kürt halkın ölümüne ve göç ettirilmesine katkıda bulundukları” ithamlarına karşı şunları söyledi:

“Türkiye yabancı ve işgalci bir devlet değildir. Aksine hala Suriye devrimine ve halkına yardım eden kardeş bir ülkedir. Türkiye bize ihtiyacı olmadan kuzeye girdi. Ancak biz de bazı ayrılıkçı Kürt grupları tarafından sırtımızdan hançerlendiğimiz için bu müdahaleyi istiyorduk. Ayrıca onlar arasında Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden gruplar da var. Yani Türkiye’nin bu müdahalesiyle aramızda ortak müşterekler var.”

Hasvan konuşmasına şöyle sürdürdü: “Ayrılıkçı Kürtlerin liderlerinin çoğu Suriyeli değil. Ancak vatandaşlarımız olan Kürtler bizi incitmiyor biz de onları. Onlar, hala bu ayrılıkçılardan eziyet gören ve aynı safta olduğumuz kişiler.”

Türk güçlerinin yakın gelecekte Suriye’den çıkmalarıyla ilgili olarak da Hasvan “Şartlar uygun hale geldiğinde Türklerin kendi sınırlarına çekileceğinden eminiz” dedi.

Hasvan, özellikle İdlib’te yaygın olarak bulunan Heyet-i Tahrir’üş Şam (HTŞ) ile Türkiye arasında çatışmaların patlak vermesi beklentileri konusunda “HTŞ, Türkiye’nin emniyet noktalarını yaygınlaştırmasına karşı çıkıyor. Türkiye kontrol noktalarını güç kullanarak yaygınlaştırmak istemiyor. Ancak kesinlikle kendisine yönelik bir saldırıda sessiz kalmayacaktır hatta yakınlarında belirginleşen bir güce karşı da.

Bana ulaşan bilgilere göre Türkiye El Kaide eğilimlerini bıraktığı ve muhaliflerin kurumlarına ve sivillere müdahale etmediği müddetçe HTŞ ile bir çatışma içine girmeye niyetli değil.”

Rusya ve İran Esed’den vazgeçecek

Hasvan önümüzdeki dönemle ilgili tahminlerini şöyle açıkladı: “Rusya içine girdiği açmazdan çıkmak için yıllarını verecek ve artı ekonomik baskılar yaşayacak. Belki de Esed’in zulmüne ortak olduğu için kovuşturmaya uğrayacaklar. En önemlisi de asıl hedefleri olan Esed rejimin meşruluğuna geri dönülmeyecek. Onlar da sonunda anladılar ki onun devri bitti, mazide kaldı. Rusya’nın yakında yeni bir döneme yeni bir lider önerisiyle gireceğine inanıyorum. Rusya, Suriye ordusunun tanınmış subayı olan Suheyl el-Hasan’ı sahneye sürmeye hazırlanıyor.

İran ise bu işin en büyük kaybedeni olacak. Esed’in bölgelerinde bile yerel düzeyde kabul görmüyor. Göstergeler, Rusya’yla karşılaştırıldığında yeniden yapılandırma çalışmalarında da bir payı olmayacağı yönünde.”