Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Avrupa’da Çin yatırımları çatlağı | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Londra: Mutlak Münir

Avrupa Komisyonu, Çin yatırımlarının Avrupa üzerindeki güçlü baskısına karşılık verebilmek için Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında ortak bir çerçevede anlaşmaya varmaya çalışıyor. Avrupalı milletvekilleri, ortak paydaya yönelik bir dizi öneri sundu. Böylece Brüksel’in artık eskisi gibi gözü kapalı bir şekilde serbest piyasada ilerlemeyi istemediği zira bazen diğer tarafların da masum çalışma ajandaları olmadığı ortak paydasında buluşuldu.

Bu durum Avrupa Komisyonu’nun, Avrupa ekonomisinin hayati sektörlerine yatırım yapmak üzere Çin’den gelen tekliflerin değerlendirilmesi için Birlik üyesi 28 ülke arasında bilgi alışverişinde bulunulmasını başlatmayı düşünmesine yol açtı. Milletvekilleri ve komisyon üyeleri, Çin’in savunma, havacılık ve medya gibi stratejik sektörlere yayılmasının kontrol altına alınması için baskı uyguluyorlar. Hatta bazı üyeler, Çin’den gelen herhangi bir teklife AB üyelerinin üçte birinin soğuk bakması halinde veto edilmesi önerisinde bulundular.

Bazı ülkeler Çin’in Avrupa’ya girişiyle nasıl başa çıkılacağı konusunda genel bir uzlaşıya varılamaması halinde özel koruma önlemleri alınması konusunda çalışmalar sürdürüyor. Örneğin, BMW ve Siemens gibi dev sanayi şirketlerinin yer aldığı Almanya’nın Bavyera eyaleti gibi bölgesel yönetimler yabancıların ve Çinlilerin yatırımlarına sınırlamalar getiriyor.

Konuyu yakından takip eden kaynaklar göre Çinli otomotiv şirketi ‘Geely’nin kurucusu Çinli milyarder Li Shufu’nun Alman otomotiv devi Daimler’in (Mercedes) yüzde 10’luk hissesini satın alarak büyük hissedarı konumuna gelmesi Alman endüstrisinin kalbinin Çinlilerin eline geçme tehdidiyle karşı karşıya bırakacak yatırımlara kapı araladı. Almanya Ekonomi Bakanı Brigitte Zypries, konuya ilişkin yaptığı bir açıklamada, “Bu satın alma işleminin diğer ülkelerin endüstriyel politikalarına hizmet edecek bir giriş kapısı olmasına izin vermemeliyiz” ifadelerini kullanmıştı.

Çin’in AB ülkelerindeki yatırımlarının son bir yılda 75 milyar euro tutarına ulaşması ve bu rakamın Çin’in Avrupa’daki 10 yıllık yatırımlarından fazla olması 2016 yılından bu yana devam eden korkuyu daha da artırdı. Bu yatırımlar arasında Yunanistan’ın ünlü maden suyu şirketi Source Perrier, İtalyan araba lastiği şirketi Pirelli, bir Alman robot şirketi ve Fransa’nın en büyük turizm şirketlerinden Club Med bulunuyor. Ayrıca Fransız ‘Accor’ oteller zincirinin ve otomotiv şirketi Peugeot’nun hisseleri de Çinlilerin yatırımları arasında yer alıyor.

Fransa Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire yaptığı bir açıklamada “Dışa açıklık, onlarca yıldır geliştirdiğimiz modern teknoloji ve becerilerimizin çalınmasına izin vermek anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.

Bu yatırımlara en şiddetle karşı çıkan isim olan Fransız Bakan, bilgi depolama ve endüstriyel istihbarat gibi yabancı yatırımların engelleneceği alanlar listesine yeni sektörler eklenmesi veya bu yatırımları önceden olduğu gibi ülkelerin onayına tabi tutulmasını istiyor. Hatta Bakan, listeye eklenecek sektörleri ulaşım, enerji, iletişim, su, sağlık ve savunma olarak belirlemiş durumda.

Avrupa Komisyonu’ndaki Alman kaynaklar, Avrupa’nın dış yatırıma açıklığını korumak istediğini ancak bu dışa açıklığın özellikle Çin ve stratejik sektörlerde kati olmaması gerektiğini vurguladılar.

Çin’in geçtiğimiz 10 yıl içinde Avrupa’da yaptığı yatırımları ele alan Fransız Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü (IFEA) tarafından hazırlanan bir araştırma, bu yatırımların şu anda getiri amacı taşımadığını ve ilk etapta özellikle modern teknolojinin satın alınması gibi temel sektörlere odaklı belli bir amaç doğrultusunda yapıldığını gösterdi.

Araştırma, Çin yatırımlarının Avrupa endüstrisini tehdit eden ve bazı AB ülkelerinin ekonomilerini etkileyen bir noktaya doğru 3 aşamada ilerleme kaydettiğini ortaya koydu. İlk aşamada yatırımların biçimi ticarileşti. İkinci aşamada Pekin, yabancı şirketleri Çin’in teknoloji transfer etmeleri için zorladı. Şimdi ise üçüncü aşamadayız. Bu aşamada teknoloji ve özel yeteneklerin peşindeki Çinli şirketler, Avrupa’da ve Avrupa dışında kamu ve özel şirketleri satın alarak bu teknolojileri ve ileri teknolojilerdeki modern patentleri elde ediyor.

Avrupa Komisyonu üyeleri, hedeflerinin sadece teknolojiyi korumak olmadığını, aynı zamanda Avrupa ulusal güvenliğini de korumayı amaçladıklarını belirttiler. Ancak asıl sorun tüm AB ülkelerinin hem fikir olduğu bir anlaşmaya varma konusunda kendini gösteriyor. Kendilerinin yeterli sermayeye sahip olmamasından dolayı Çinlilerin yaptığı yatırımların vatandaşlarına iş olanakları sağladığı için mutlu olan ülkeler var. Bu yüzden neredeyse tüm sektörler Çinlilere kapılarını sonuna kadar açarak ‘hoş geldiniz’ diyorlar.

Dışa açıklık karşıtları, AB ülkelerinin yabancı yatırımları destekleyen ve izleyen ortak bir heyet oluşturulması için bir an önce fikir ayrılıklarını aşmaları gerektiğini düşünüyorlar.

ABD’de 1975 yılından bu yana faaliyet gösteren özel bir heyet, belirli sektörlerde stratejik kazanımlar söz konusu olduğunda yabancı bir yatırım kuruluşuna geçiş izni verme veya engelleme yetkisine sahip. Japonya’da da benzer bir heyet var. Kanada ve Avustralya, bu alandaki kontrolleri sıkılaştırmak için 2015’ten bu yana çalışmalarını yoğunlaştırdı. Hindistan ve Çin’de ise ekonomik ve ulusal güvenlik alanındaki sektörlerde ve endüstrilerde güçlü bir koruma var.

AB üyesi 28 devletten sadece 12’sinin benzer nitelikte heyeti var. AB ülkeleri arasında halen bir transit anlaşması yapılmış değil. Konuyla ilgili ciddi itirazlar bulunuyor. Bununla birlikte bir kaynağın da belirttiği gibi, AB ülkelerinin yarısı Çin’in yatırımlarını ‘boğucu ekonomik krizlerden kurtulmak için bir çıkış noktası’ olarak görüyor.

Ancak Avrupa Komisyonu’nun söz konusu dosya üzerinde anlaşmaya varabilmesi için 2019’dan önce bilgi alışverişinde bulunmaya başlaması gerekiyor. Çünkü Yunanistan, Hollanda, Finlandiya ve Polonya liderliğindeki bir dizi Doğu Avrupa ülkesi muhalif olarak konunun karşısında duruyor.

Çin’in yatırımlarına karşı çıkanların ifadesiyle Pekin, ‘tek kuşak, tek yol’ sloganıyla ifade edilen ‘İpek Yolu’ inisiyatifiyle Avrupa’ya bağlanarak 2018’de, özellikle alt yapı çalışmaları başta olmak üzere yüz milyarlarca dolarlık dev yatırım projelerini başlattı. Peki, az gelişmiş ekonomilerinden ve yüksek işsizlik oranlarından şikâyet eden Doğu Avrupa ülkeleri ve zengin olmayan güney Avrupa ülkeleri bu kadar cazip bir teklifi nasıl reddedebilir?