Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

BM, iki ay içinde Yemen müzakerelerini başlatmayı planlıyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Birleşmiş Milletler Yemen Özel Elçisi Martin Griffith, BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) verdiği brifingde, siyasi geçişe odaklanan 2216 sayılı kararı esas alan Yemen tarafları arasındaki anlaşmazlığa yönelik müzakere sağlanması için iki ay içinde bir çerçeve sunacağına dair söz verdi. Birçok ülke temsilcisi, özellikle ABD Büyükelçisi Nikki Haley; İran tarafından desteklenen Husi topluluğundan Suudi Arabistan’a balistik füzelerin fırlatılmasını derhal durdurmalarını talep ederek, provokasyonlarını kınayacak gelecekteki kararlarının desteklenmelerini istemişti.

Yemen’e uluslararası elçi atanmasından bu yana yaptığı ilk brifinginde Griffith, “Yemen çözümü, liderlerin ancak farklılıklarını bir kenara koyarak birlik oluşturmaları yoluyla mümkün olacaktır. Uzlaşma; savaş yoluyla değil, diyalog ve münakaşa yoluyla sağlanmalıdır,” şeklinde konuştu.

Griffith sözlerine şöyle devam etti: “Mevcut savaşı sonlandırmak yoluyla elde edilecek siyasi çözüm, tek iyi haber olacaktır. Bu siyasi çözüm; toplu bir hükümetin inşasına dair ittifak edilerek, savaşın sona ermesi, kuvvetlerin geri çekilmesi, ana bölgelerdeki ağır silahların teslimini içeriyor. Barışın inşası tarafların katılımıyla mümkün olacaktır.”

Griffith karşılıklı tavizlerin gerekliliğine dikkat çekerek ayrıca şu ifadelere yer verdi: “Yemen Siyasi Yelpazesinden konuştuğum bütün insanlar, bunu çok çabuk istediklerini söyledi. Bunun gerçekleşmesi için Birleşmiş Milletler ile birlikte çalışacaklar.”

Griffith, bütün tarafların bir araya geldiğini ancak güneyi henüz ziyaret etmediklerini belirtti. Güney gruplarının liderleri ile bir araya gelindiğini bildiren Griffith, “Eğer Güneylilerin seslerini dinlemezsek Yemen’de bir barış olmayacak,” dedi.

Griffith, barış, anayasal inceleme, imar ve devlet kurumlarının yeniden inşa edilmesi gibi konuları kapsayan siyasi geçişe odaklanan yapılacaklar listesine işaret etti. Husilere, Suudi Arabistan’a yönelik balistik füzelerinin artışından dolayı, olumsuz sonuçlara karşı ise uyarıda bulundu. Griffith, iki ay içinde müzakereler için bir çerçeve sunma niyetinde olduğunu açıklayarak, tüm Yemen partilerini uluslararası garantilerle karşılayan bir anlaşma üzerinde çalıştığına da dikkat çekti.

Aynı şekilde, BM İnsani İşler Genel Sekreteri, Acil Yardım Koordinatörü Mark Lowcock de şu açıklamalara yer verdi: “Yemen, halen dünyadaki en vahim insanlık krizini temsil etmektedir. Çünkü nüfusun dörtte üçü, yani 22 milyondan fazla insan, acilen insani yardım beklemektedir, bir sonraki öğünlerini bulmak için mücadele eden 8,4 milyon insan dâhil.”

Lowcock, son zamalarda düzenlenen ve 40 ülke ve bölge örgütünün 2 milyar dolardan fazla bağışta bulunduğu Yemen barış konferansına dikkat çekerek, insani müdahale planındaki 930 milyon dolarlık katkıları dolayısıyla BAE ve Suudi Arabistan’a ayrıca teşekkürlerini iletti.

Lowcock, “Bu sadece büyük bir katkı değil, aynı zamanda süratli, koşulsuz ve tamamıyla ödenmiş bir katkıydı, çünkü yardımların önemine dikkat çekmişti. ” dedi. Yemen içerisinden Suudi Arabistan’a atılan roketler hakkındaki endişelerini de dile getiren Lowcock ayrıca, “Yüksek riskli alanlarda adımlar atmadıkça, bir kolera salgını riskiyle daha karşı karşıyayız,” ifadesini kullandı.

Suudi Arabistan’a yönelik balistik füze saldırılarının durdurulması gerektiğine dikkat çeken BM Birleşik Krallık Daimi Temsilcisi Karen Pierce da, Griffith ve Lowcock’un dediklerine katıldı. Pierce, “Bütün devlet üyelerinin saldırıları engelleyen kararlar alması ve meclisin de; Suudi Arabistan’ın kendisini savunması için en iyi yolu bulması gerekmektedir.” açıklamasında bulundu. Ayrıca İran’ın da bu kararlara uymak mecburiyetinde olduğunu söyledi.

ABD Daimi BM Temsilcisi Nikki Haley ise şöyle dedi: “Yemen’e barışın getirilmesi büyük bir zorunluluktur. Özellikle, istikrarın sarsılmasını hedefleyen İranlıların ve Husilerin, bu konudaki ciddiyetimizi en iyi derecede anlamaları gerekmektedir.”

Haley: “Husiler geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan’a ikinci kez balistik füze fırlattılar. Onların bu tutumu, bölgesel çatışma riskini her geçen gün artırıyor.”

Haley ayrıca, Güvenlik Konseyi’nin, ‘silah ambargosunu ve konseyin 2217 sayılı kararını ihlal ettiği için’ Husileri ve İran’ı sorumlu tutmada neden başarısız olduğunu merak ettiğini dile getirerek, “Bu konseyin, provokasyonların kabul edilemez olduğunu açıkça ortaya koyması gerekmektedir,” açıklamasında bulundu.

ABD Temsilcisi ayrıca, ABD’nin Suud liderliğindeki koalisyonu desteklemek ve sivil kayıpları azaltmak için çalıştığını söyledi. Konseyin, Husilerin balistik füze provokasyonlarını ele alınması, insani erişimin güçlendirilmesi ve görüşmelere geri dönüş desteğine yönelik adım atabileceğini kaydeden Haley, Husileri ve İran Cumhurbaşkanlarını gelecekteki kararlarda isimlerine göre adlandırmaktan korkmamaya davet etti. Fransız Mevkidaşı Francois Dulter da, Suudi Arabistan’ı hedef alan füze atışlarının kabul edilemez olduğunu, durdurulması gerektiğini ve bu rastgele atışların, bölgesel güvenliği ve istikrarı bozduğunu ifade etti.

Kuveyt Delegesi Mansur El Utaybi ise, Yemen’deki krize insani ya da askeri herhangi bir çözüm bulunmadığına inandıklarını söyledi. Utaybi, kriz için bunun aksine üç siyasi referansa dayanması gereken politik bir çözümün bulunduğunu, bu çözümlerin ise; Körfez Girişimi ve Yürütme Mekanizması, Ulusal Diyalog Çıkışları ve 2216 sayılı karar da dâhil olmak üzere ilgili Güvenlik Konseyi Kararları olduğunu ifade etti.

Utaybi sözlerinin devamında şöyle dedi: “Suudi Arabistan’daki nüfuslu bölgelerin Husi grupları tarafından 119 balistik füzeyle kasten hedef alınması; uluslararası toplumun iradesine meydan okunmasının açık bir kanıtıdır.” Güvenlik Konseyinin kararlarının ve uluslararası hukukun göz ardı edilemeyeceğini vurgulayan Utaybi ayrıca, “Güvenlik Konseyi ortak tutumuna devam etmelidir” dedi.

Yemen Temsilcisi Halid el-Yemani ise, hükümetinin Güvenlik Konseyi’ne çok sayıda mektup gönderdiğini belirterek, “İran’daki rejim, Yemen’in içişlerine ve bölge ülkelerine bariz müdahalede bulunmaya devam ediyor,” açıklamasında bulundu. Yemani, İran’ın terörü destekleyen bir devlet olduğunu ve bölge ülkelerin tamamında istikrarı sarsmaya çalıştığını ifade etti. Yemen Hükümeti’nin 11 Nisan’daki açıklamasına işaret etti:

“2015 Ekim’de Yemen Cumhuriyeti ile İran arasındaki ilişkilerin kesilmesine rağmen, İran rejimi tarafından operasyonlar için bir komuta merkezi olarak kullanılan, askeri uzmanlık sağlayan ve İranlı askeri uzmanların darbe liderleriyle buluştuğu Sana’daki İran Büyükelçilik çalışmalarına halen devam etmektedir.”

İran’ın Yemen’deki misyonunu kesmediğini doğrulamasının ardından Halit el Yemani ayrıca, 6 Ocak 2016’da Yemen Hükümeti’nin gönderdiği mektuba da işaret etti. Mektupta, İran rejiminin ilişkilerin kesilmesi kararına uymadığı ve diplomatik görevine Yemen bölgesinde son verilmesi için 72 saat mühlet verileceği bildiriliyordu.

Yemani sözlerinin devamında ayrıca şu ifadelere de yer verdi: “Konseyiniz, bölgesel güvenliği ve istikrarı tehdit eden ve Yemen’in içişlerine karışan İran’a, bu eylemlerini sonlandırması hususunda baskı yapmada başarısızlığa uğramış ve Kızıldeniz’in güneyinde ve Bab el Mendeb’te uluslararası taşımacılığı tehdit eden füze kaçakçılığını durduramamıştır.”