Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Boko Haram silahları: Kızlar, para ve katliam… | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Boko Haram terör örgütü, son iki hafta içerisinde Nijer’in güneyindeki merkez kenti Diffa şehrinde eş zamanlı üç intihar saldırısı gerçekleştirdi. Saldırılar ardında 6 ölü ve onlarca yaralı bıraktı. Camilerden birini hedef alan bu saldırılar, iki genç ve bir adam tarafından bu aşırılık yanlısı örgütün senelerdir ön plana çıktığı bir tarzda yani kanlı intihar operasyonları şeklinde uygulandı. Bununla birlikte bu saldırılarla Boko Haram hükümet ordularından aldığı acı verici darbelerden sonra girdiği birkaç aylık bir durgunluktan çıkmış oldu. Bu durum şu kadim soruları da tekrar gündeme getirdi: Boko Haram, intihar eylemcilerini ve savaşçıları harekete geçirmek ve onları kendi saflarına çekmek için hangi yolları kullanıyor? Üstelik orduların onların kamplarına düzenledikleri her baskında yüzlerce kayıp vermelerine rağmen ‘kanını tazelemeyi’ nasıl başarıyor?

Batı Afrika ülkelerinde faaliyet gösteren aşırılık yanlısı Boko Haram örgütünün gelişimi ve Çad gölünün çevresindeki değişen şartlara ayak uydurması ile ilgilenen uzmanlar, örgütün savaşçıları seferber etmek için dayandığı uygulamaların belirli bir yapıda olmadığının hatta hareket ettikleri bölgelerin coğrafi, kültürel ve toplumsal verilerine göre değişkenlik gösterdiğinin altını çiziyor. Uzmanlara göre, örgüte bağlı savaşçıların büyük bir kısmı ne yaptığını bilmiyor ve uğruna savaştığı ülkülere inanması da şart değil.

Bu bağlamda Uluslararası Kriz Topluluğu’ndaki eski Batı Afrika Projesi Müdürü ve bağımsız araştırmacı Gill Yabi bu konuda şunları söyledi: “Boko Haram saflarına katılanların sayısını belirlemek zor hatta imkânsız gibi bir şey. Örgütün uyguladığı cazibe yöntemleri, istikrarlı bir hızla devam ediyor. Son yıllarda Nijer ordusu ve Nijerya’daki güvenlik güçlerinin örgütün kamplarına yönelik düzenlediği operasyonlarda öldürülen yüzlerce hatta binlerce örgüt savaşçısı var. Ancak örgüt, yeni elemanlarla kanını tazelemeyi her daim başarıyor ve bu da savaşçıların sayısını belirlemeyi güçleştiriyor. Boko Haram’ın harekete geçirme tarzı oldukça belirsiz. Ülkenin en fakir sınıflarından özellikle de devlet okullarına gitmeyip geleneksel dini okullardan mezun olan gençler arasından önderler seçiliyor. Söz konusu dini okullar ise resmi kalkınma politikasının neredeyse hiç olmadığı yerlerde yaygındır.”

Şikâyet söylemi

Boko Haram örgütünün uyguladığı en önemli istihdam süreci, belki de silahlanma öncesi dönemidir; yani kurulduğu 2002 yılından silahlanıp Nijer ordusuna karşı savaşını başlattığı 2009 yılı arasında geçen süre. 2009 yılı aynı zamanda örgütün kurucusu Muhammed Yusuf’un öldürüldüğü ve ondan sonra yerine aşırılığın ve kana susamışlığın en belirgin sembollerinden biri olan Ebubekir Şekau’nun geldiği yıl.

7 sene boyunca asıl ismi Ehl-i Sünnet Davet ve Cihad Cemaati olan Boko Haram, örgütün ilk lideri Muhammed Yusuf’un Nijerya’nın kuzeydoğusunun uzak noktalarındaki Borno eyaletinin başkenti olan Maiduguri şehrindeki camilerden birinde yaptığı konuşma ile ünlendi. Bu konuşma daha çok -onun söylediğine göre- Hıristiyan güney halkının yönettiği hükümet tarafından kuzey Müslümanlarına uygulanan zulümden bahsediyordu. Bu adam daha sonra devlete karşı cihadı ve şiddeti haklı çıkaran dini gerekçeler sunmak için toplumsal şikâyetlerden yola çıktı. Bu yolla fakirlik ve cehaletle boğuşan ve bozguncu polis unsurları tarafından günlük olarak zulme maruz kalan Müslüman gençlerin birçoğunu çekmeyi başardı.

İhvan, İran ve para

Bu vaizin yolculuğu etkileyici. 80’lerin ortasında Nijerya’daki İhvan-ı Müslimin cemaatinin saflarında faaliyete başlamış. Bu cemaat 90’ların başlarında Nijerya ve Batı Afrika’nın tamamında İslam Devrimi yapmaya çalışan ve İran’ın başkenti Tahran’daki mollalar rejimine bağlı Şii bir cemaate dönüşmüş. Daha sonra binli yılların başında sonraları Boko Haram’a dönüşen kendi özel cemaatini kurmuş. Boko Haram yani Batılı tarzda eğitimin yasaklanması.

Hareket başlarda coşkulu dini söylemleri esas alsa da öfkeli gençleri çekmek için toplumsal şikâyetlerden de faydalandı. Bununla da yetinmeyip saflarına katılan gençlere karşı oldukça cömert ve eli açık davrandı. Böylece devletin, işsiz, örselenmiş, hükümet ve onun yolsuzluğunun ihmalinden rahatsız on binlerce gence iyi bir iş ve hayat koşulu sağlayamadığı bir zamanda Nijerya’nın kuzeyinde en büyük işçi kurumunu meydana getirdi.

Boko Haram, Nijerya’daki merkezi hükümete karşı savaşının ilk yıllarında yeni savaşçılar çekmek için büyük paralar ödüyorken bu ‘gizemli’ finansmanın kaynakları konusunda soru işaretlerine sebep olmaya başladı. Bazı gizli raporlar, bu aşırılık yanlısı cemaatin yolsuzluk yapan siyasetçilerin paralarını ele geçirmek için yerel siyasi çekişmeleri istismar ettiğini ileri sürüyordu. Bunlar, siyasi kazanımlar elde etme ya da grubun etkin olduğu bölgelerde rakiplerine darbe indirme peşinde olan yolsuzlardı.
Birçok analizci Boko Haram’ın Borno eyaletindeki siyasi çekişmelerde kullanıldığına ve 2003 yılından 2011 yılına kadarki dönemde Borno valisinin, bu radikal örgütün finansörlerinden biri sayılabilecek önemli isimlerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Ancak öte yandan grubun, Nijerya’nın kuzeyindeki iktidarın perde arkasında iş yürüten önde gelen tüccar ve iş adamlarının yaptığı dev ödemeleri kullandığını ileri sürenler de mevcut. Ayrıca bazı değerlendirmelere göre Boko Haram, on milyonlarca dolar elde etmesini sağlayan banka soygunları da gerçekleştirdi.

Farkındalığa karşılık para

Dünya çapındaki radikal örgütlerin faaliyetleri ile ilgilenen bir Alman araştırma ofisi, yakın zamanlarda yayımladığı bir raporda Çad gölü çevresindeki gençleri bölgedeki ülke ordularının örgüte karşı yürüttüğü şiddetli mücadeleye rağmen Boko Haram saflarına katılmaya iten sebepleri açıklamaya çalıştı. Rapor özetle şu sonuca vardı: Bölgedeki gençlerin birçoğu, Boko Haram’ın hükümetin aksine kendilerine dolgun ücretli bir iş imkânı sağlayabileceğine inanıyor. Bununla birlikte Alman raporu, bu örgütten zarar gören ülkelerdeki hükümetlerin (Nijerya, Nijer, Çad ve Kamerun) aşırılık yanlısı bu hareketin gözüne kestirdiği yerel nüfusun farkındalık düzeyini yükseltmek için yoğun çaba harcaması ve Boko Haram’ın serpilmesi için elverişli bir ortam yaratan fakirlik ve okur-yazarlık sorunu ile mücadele etmesi gerektiğini belirtti.

Rapor sonuç kısmında hükümetlere, gençlerin istihdam potansiyelini artırmak için meslek edindirme merkezleri açma ve daha sonra da işsizliğin getirdiği problemleri azaltmak ve aşırılık yanlısı örgüte katılmak için önlerinde kapıları kapatmak adına iş imkânı sağlanması çağrısında bulundu. Bununla birlikte raporda, bu harekete karşı verilen mücadelede benimsenen tüm politikaların başarıya ulaşmasını engelleyen en önemli şeyin hükümetleri içten bitiren yolsuzluk olduğuna işaret edildi. Bu yolsuzluk meselesi, aşırılık ve teröre karşı mücadelede en sorumlu iki organ olan güvenlik hizmetleri ve kalkınma kurumlarında çok daha fazla öne çıkmakta.

Kaçırılan genç kızlar

2014 yılında Boko Haram, Nijerya’nın kuzeyindeki Şibok şehrindeki bir okuldan yaşları 12 ila 17 arasında değişen 276 kız öğrenciyi kaçırdı. Bu suç eylemi doğal olarak dünya kamuoyunu sarstı. Bu davaya, Şibok Kızları adı verildi ve kurbanlar için geniş çaplı bir dayanışma kampanyası başlatıldı. Hükümetin kızları kurtarma girişimlerine rağmen Boko Haram, kızların örtülü bir şekilde İslam’a girdiklerini belirttikleri ve ailelerine dönmeyi reddettikleri bir video kesiti yayımladı. Şibok Kızları operasyonundan sonra örgütün son yıllarda Nijerya’nın kuzeyindeki birçok bölgede kızlara yönelik kaçırma eylemleri tekrarlandı. Örgüt son olarak geçtiğimiz Şubat ayında Yobi şehrindeki bir okuldan 11 genç kızı kaçırdı.

Kadın intiharcılar ve zoraki eşler

Bu genç kızların bazısının Boko Haram tarafından sivil ve dini hedeflere karşı intihar saldırılarında kullanıldığı biliniyor. Bununla birlikte kızların büyük bir kısmı, tropikal ormanların ortasındaki kamplarda yaşayan yüzlerce savaşçının eşleri oluveriyor. Elbette ehlileştirme programına tabi tutularak önce zorla Müslüman yapılıp ardından radikal örgütün ilkeleri benimsetildikten sonra. Kaçmayı başaran az sayıdaki genç kız, radikal örgütün elinde esir oldukları andan itibaren yaşadıklarını cehennem azabı olarak niteliyor ve savaşçılara itaat eden genç kızların evlendirilmesi işine bakan bir liderlikten bahsediyor. Bununla birlikte kontrol altına alınamayan genç kızlar, intihar eylemleri için hazır hale getirilmeden önce tecavüze uğruyor. Rapora göre örgütün kamplarında kaçırılan yüzlerce genç kızın varlığı, savaşçıları çeken bir başka etken oluyor.

Bununla birlikte Boko Haram’ın yeni savaşçılar kazanmak için sunduğu ne büyük maddi kazanımlar ne de kaçırılan kızlar, ‘silahlar’ kadar etkili olmuyor. Yerel ve güvenlik kaynakları, bu aşırılık yanlısı örgütün gençleri saflarına çekmek için korkutma eylemlerine başvurduğunu doğruladı. Üstelik Kamerun güvenlik kaynaklarının doğruladığına göre örgüt, Nijerya ve Kamerun arasındaki sınır bölgelerinde hala bu politikaya dayanıyor. Bu kaynaklara göre örgüt, sınır karakollarına ve orduya karşı saldırı başlatmak adına küçük taburlar oluşturmak için sınır köylerindeki gençleri ve ergenleri gözüne kestirmeye başladı. Kaynaklar, ‘Kamerun’un Nijerya sınırının kuzeyinde bulunan Kolovata bölgesinde yaşları 15 ila 19 arasında değişen yüzden fazla ergenin aklının çelindiğinden’ bahsediyor.

Boko Haram aynı şekilde sınırın iki yakasına dağılmış kabilelerden gelen genç ve ergenleri işe alma operasyonlarına yoğunlaşmış durumda. Zira onlara baskı uygulamak daha kolay. Hedef alınanların çoğu, Kamerun’un kuzeyi ile Nijerya’nın kuzeydoğusuna yayılmış ve Nijeryalı etnik uzantılara sahip büyük bir kabile olan Kanuri kabilesine mensup.

Gözdağı silahı

Boko Haram kamplarına katılan savaşçıların birçoğu maddi kazanımlar peşinde olsa da örgüt bununla kalmayarak yeni savaşçılar elde etmek için korkutma silahını da kullanıyor. Emirlere itaat etmeyenler, yoldaşlarının gözü önünde öldürülüyor. Kaynaklar, yeni savaşçılar arandığı esnada geçilen bazı köylerde örgüt yönetiminin yaptığı korkunç katliamlardan bahsetti. Bir görgü tanığı yaşadığı deneyimi bir gazeteye şu sözlerle açıkladı: “Köyümüzden geçerken gençlerle konuşmaya başladılar ve örgüte katılmaları için ikna etmeye çalıştılar. Birtakım Kur’an ayetleri okuyor ve bu ayetlerin onların yanında savaşmaya çağrı yaptığı şeklinde yorumluyorlardı. Eğer gençlerden biri onların söylediklerine itiraz ederse onu insanların önünde öldürüyorlardı.”