Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Bu sebeplerden dolayı İran Lübnan’da işlerini daha sıkı tutacak | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Lübnan yeni bir döneme giriyor, ama bu yeni dönem dokuz yıl sonra yapılan parlamenter seçimlerden dolayı ortaya çıkmıyor.

Birkaç gün önce, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrullah’ın Beyrut’taki seçim ekibine yaptığı konuşması, 2016 yılı anlaşmalarıyla Mişel Avn’ın cumhurbaşkanlığına gelişi öncesinde duymaya alıştığımız ve eski çatışma dönemlerinde revaç kazanan ihanet ve hainlikle suçlama söylemine dönüştü.

Nasrullah 2006 yılı İsrail’le savaş dosyasını yeniden açtı, düşmanlarını İsrail’den daha tehlikeli ve daha kötü olmakla suçladı ve seçimlerin direniş ve ‘İçteki İsrail’ veya daha beteri olanlar arasında olduğunu söyledi!

Bu söylemi genel bir seçim konuşması olarak anlamak abes olur. Kararlılık Fırtınası askeri ameliyatının başlangıcından üç yıl sonra Husiler Suudi Arabistan’ın Riyad, Hamiş Muşayt, Necran ve Cizan şehirlerinin havaalanları ve meskun yerlerine yedi adet füze atmasına denk gelmesini hangi çerçevede anlamamız gerek?

Nasrullah’ın söylemleri, Husi füzeleri gibi, Mollalar rejiminin zor duruma düşmesinden kaynaklanan ve İran’ın yanıtı şeklinde sıcak mesajlardır.

12 Mayıs tarihi İran politikası için iki önemli olayın gerçekleşeceği gündür: Irak seçimleri ve Amerika Başkanı Donal Trump’ın nükleer anlaşmada adı geçen ve İran’a uygulanması gereken yaptırımların yenilenip yenilenmemesi kararı.

Irak’ta Tahran yeni bir politik sahneyle yüz yüze geliyor, özellikle de Şii sahnede. Hizbullah’ın Şiileri kontrol ettiği Lübnan’ın tersine, Irak’taki çekişme her zamankinden farklı olarak, Şii güçler arasında olacak. Yeni bir gelişme daha var; uzun süredir Irak’tan çekilmiş olan Suudi Arabistan Irak sahnesine güçlü bir şekilde dönüyor. Bu dönüşün ilk sonuçları olarak Başbakan Haydar Al İbadı ve Suudi Arabistan’ı ziyaret ederek veliaht Prens Muhammed Bin Selman’la görüşen Seyit Muktada El Sadır arasında iyi ilişkiler köprüsünün kurulduğunu görüyoruz. Günümüzde, eski başbakan Nuri El Maliki ve Ebu Mehdi El Muhendis ve Hadi El Amiri gibi haşdi Şabi silahlı milis liderlerinin başını çektiği Irak’taki İran mihverine karşı İbadi ve Sadr karşı durmaktalar.

Bununla birlikte; Tahran’ın gitgide büyüyen nüfuzuna karşı bir Irak milli şuurunun geliştiği ve Arap aidiyetli Irak nostaljisinin güç kazandığı gözlemlenmektedir.

Basra stadyumu Suudi Arabistan ve Irak takımları arasında kırk yıldan beri ilk defa oynanan dostluk maşında altmış bin izleyici çok coşkulu şekilde Suudileri karşıladı ‘Yeşiller, evine hoş geldiniz’ pankartı açtılar. Suudi Arabistanlı sporcular ise futbol sahasını Irak bayraklarını taşıyarak turladılar.

Basra’yı bilenler bilir, Suudi Arabistanlıların tercih ettiği şehirlerden biriydi. Basralılar Irak ve Suudi Arabistan arasındaki iyi günlerle birlikte, Basra ve Irak’taki, ekonomik ve yatırım projelerini de tatlı bir hatıra olarak özlemle anarlar.

Uluslararası gözlemciler nükleer anlaşmanın geçerliliğinin kalmadığına dair yorumlar yaparken, İran, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın anlaşmayla ilgili kararlarını bekliyor. ABD Başkanı anlaşmayla ilgili taleplerini Avrupalılara bildirdi: İran füze programına yaptırım uygulanması, İran’ın nükleer programa ilişkin ani kontrollerin sıkılaştırılması, uranyum zenginleştirmesi ile ilgili son kullanım tarihi ila santrifüjlerin sayısı maddelerinin anlaşmadan kaldırılması, anlaşma süresini 10 veya 20 yıl yerine sonsuza dek sürmesi.

İran eşi görülmemiş yerel ve ekonomik baskılarla karşı karşıya. Hasan Ruhani Hükümeti, Amerikan yaptırımlarının geri dönmesi korkusunun tetiklemesiyle İran para biriminin Dolar önündeki rekor kırıcı düşüşünü önlemekte aciz görünüyor. İranlılar, ABD’de meydana gelen son tayinleri, özellikle molla rejimine karşı düşmanlıklarıyla bilinen iki kişinin; Michael Pompeo’nun Dışişleri Bakanlığına ve John Bolton’un Güvenlik Müsteşarlığına tayin edilmesi İranlıları özellikle kaygılandırıyor.

Ne var ki, politik olarak, İran rejiminin meşruluğu uzun zamandır bu denli tehdit altında olmamıştı. Devrim lideri Hamaney’e karşı muhalif rüzgârlar her taraftan esiyor. Kum ve Isfahan’dan Dini lider Sadık Şirazi’nin oğlu Hüseyin Şirazi’nin rüzgarı Hamaney’e karşı esmiş ve Veli Fakih rejimini zalim ve diktatör olmakla suçlayan Şirazi’nin tutuklanmasıyla sonuçlanmıştır. Mahmud Ahmedi Nejad’ın da rüzgarları, İran milliyetçiliğine dayalı olarak Hamaney’e karşı esti ve o da, Şirazi gibi, rejimi diktatörlükle suçlanırken Cumhuriyeti eski Cumhurbaşkanı, rüzgarı esmekte. Hamaney’e karşı bu iki rüzgardan başka, Liberallerin ve gitgide çoğalan yoksulların rüzgârları da esti.

İflas eden tacir eski defterlerini karıştırır derler, İran’la ilgili durum da buna benzer; bölgedeki tüm projelerinin bir bir düştğünü gören Tahran sermayesi olan Lübnan defterini karıştırmaya başladı.
Lübnan cumhurbaşkanlığının çözüme kavuşturulma çabaları şimdiye kadar dayanabildi, ama beklenen tehlikeler de az değil. Irak yeni bir döneme girerken, Suriye’deki İran yumruğu ABD ve Rusya’nın lehine çözülürken ve İran’nın nükleer projeleri batarken Lübnan’da meydanı boş bırakma lüksüne sahip değildir.