Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Cubeyr: Şiddet ve terörün adresi İran | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Washington: Hiba Kudsi ve Abdel Latif

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr, İran’ın Ortadoğu bölgesi için en büyük tehlike olduğunu vurguladı. Cubeyr, İran’ın bölgede yürüttüğü tehlikeli faaliyetlere örnek olarak şunları kaydetti “terörü himaye etme, diğer ülkelerin iç işlerine karışma ve balistik füzelere ilişkin uluslararası kararları ihlal etme.”

Washington Brookings Enstitüsünde Perşembe akşamı hazırlanan panelde, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr önemli açıklamalarda bulundu. Geçmişten bu yana Suudi Arabistan’ın güvenliğine ilişkin ABD Başkanlarının verdikleri güvenceye bağlı kaldıklarını belirten Cubeyr, iki ülkenin anlaşmaya vardığı konulardan bazılarını şöyle sıraladı; İran’a karşı birlikte hareket etme ve Filistin-İsrail barış görüşmeleri.

Cubeyr, ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimin, terör ve şiddet olaylarıyla mücadele edilmesi ve İran’ın kontrol altına alınması gerektiğine inandığını söyledi. Suudi Arabistan’ın da aynı kanaati paylaşmasından dolayı ikili ilişkilerin sıcak ve iyi olduğu kaydedildi.

Cubeyr, Suudi Arabistan olarak İran’a yardım eli uzattıkları dönemde buna karşılık olarak düşmanca eylemlerden başka bir cevap alamadıklarını söyledi. Bu eylemler kapsamında diplomatlara suikast girişimi ve büyükelçilik binasını patlatmayı örnek veren Cubeyr, bu faaliyetlerin kabul edilemez olduğunu belirtti. Suudi Bakan, İran’ın hesap vermesi gerektiğini vurguladı.

Cubeyr, başka devletlerin içişlerine müdahale edilmesiyle ilgili Birleşmiş Milletlerin(BM) aldığı karara İran’ın uymadığını söyledi. İran’ın yaptığı müdahaleler sonucunda bölge ülkelerin çıkarları zarar gördüğünü ve bunun istikrarsızlığa yol açtığı belirtildi. Bu müdahalelerin başlangıç noktası olarak 1979 İslam Devrimine işaret eden Cubeyr, İran’ın devrim sonrası dünyadaki tüm Şiilerin lideri olarak kendisini takdim ettiğini söyledi.

Cubeyr sözlerinin devamında şunları kaydetti, “İran bir devrim rejimi olarak mı kalmak istiyor yoksa uluslararası saygınlığı olan bir devlet mi olmak istiyor, önce buna karar versin. Eğer ikincisini tercih ediyorsa o zaman yaptığı eylemlere son vermesi gerekir”

Günbatımı Maddesi

Cubeyr, Nükleer anlaşmanın akıbeti hakkındaki soruyu, “Suudi Arabistan, anlaşmada bazı eksikliklerin olduğunu düşünüyor. Buna ‘Günbatımı’ olarak isimlendirilen maddelere herhangi bir sınırlandırma getirilmemesini örnek verebiliriz.” diye yanıtladı. Nükleer anlaşmadaki “günbatımı maddeleri”ne göre, İran 8 yıl sonra uranyum zenginleştirme santrifüjünü yükseltme fırsatına sahip olacak.

Askeri bölgeye dahil olsun veya olmasın İran’ın tüm bölgelerini herhangi bir engelleme olmaksızın denetleyecek mekanizmanın oluşturulması gerektiğine dikkati çeken Cubeyr, başta İran’ın balistik füze kullanımı olmak üzere, nükleer anlaşmanın, bölgede terör estiren askeri milislerin meydana getirdiği sorunlara çözüm üretemediğini belirtti.

Bakan Cubeyr, “İran, teröre verdiği destekten dolayı hesap vermesi gerekir.” dedi.

Cubeyr şöyle ekledi, “İran, askeri milislere dayanan ve mezhep çatışmalarını körükleyen karanlık bir vizyon inşa etmekte. Bu vizyon kontrol edilemez.”

Suudi Arabistan’ın yeniden İran’la bir araya gelme imkanıyla ilgili soruya Cubeyr, “İran politikalarını değiştirdiği zaman, bir araya gelmemiz mümkün olabilir. Ancak durum bu kadar basit değil. Zira balistik füze fırlatan ve diplomatlara suikast girişiminde bulunan bir devletle ilişkilerimizin normalleşmesi mümkün değil. Bu, komşularıyla olan ilişkilerin iyi olmasını isteyen bir devlet tarafından yapılacak eylemler değil” diye cevap verdi.

Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın geçtiğimiz günlerde “İran nükleer silah edinirse biz de alırız” şeklinde yaptığı açıklamaya ilişkin gelen soruyu ise Cubeyr, “Senin düşmanın nükleer bomba edinseydi sen ne yapardın? Bizler, Ortadoğu’da kitle imha silahları olmaması gerektiğini ve hiç kimsenin nükleer bomba edinmesini istemediğimizi defalarca dile getirdik” şeklinde yanıtladı.

Cubeyr sözlerine şöyle devam etti: “Bölge güvenliği ve istikrarın korunması İran’a bağlı, Suudi Arabistan’a değil. ABD ve Avrupalı müttefiklerinin bu konuda bir çözüme ulaşmasını ümit ediyoruz.”

Husilere verilen füzeler

Yemen’deki durum ve oradakilerin yaşadığı sıkıntılardan nasıl kurtulacağıyla ilgili konuşan Cubeyr, “Bu, ilk başlarda yapılan anlaşmaları kabul edip de sonradan verdiği karardan cayan ve bunun üstüne Suudi Arabistan’a balistik füze fırlatan Husilerin, eylemlerine son vermesiyle olur” dedi.

Yemen’deki sıkıntıların ulusal diyalog kanallarının açılmasıyla aşılabileceğini kaydeden Suudi Bakan, bu bağlamda tarafların sunduğu barışçıl çözümlere Husilerin yaklaşmadığını ifade etti.

Husilerin Suudi Arabistan’a füze fırlatmaya devam ettiğini belirten Cubeyr, İran tarafından Husilere silah sevkiyatının sürdüğünün altını çizdi.

Yemen’de yaşanan çatışmaları ülkesinin başlatmadığını, bilakis bu savaşa girmeye zorlandığına işaret eden Cubeyr, Husilerin ülke topraklarında sadece yüzde 15’lik bir kısmı kontrolü altında tuttuğunu ve bununla birlikte savunmaya geçen örgütün giderek yalnızlaştığını belirtti.

Yemen Krizinin gelişim serüvenini anlatan Cubeyr, “Yemen savaşının patlak verdiği ilk günlerde Ulusal Diyalog Konferansında ülke için yeni bir anayasa yazılması konusunda mutabık kalınmasına rağmen, Husiler Yemen Devlet Başkanı Abdurrabu Mansur Hadi’yi kovmuştu. Mansur Hadi ise 2216 sayılı BM kararına dayanarak yardımımızı istedi. Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu, siyasi çözüm isteyene dek Husilere askeri baskıyı sürdürecek.” dedi.

Cubeyr yaptığı açıklamada Husilerin işlediği suçları şöyle sıralıyor;

“İnsani yardım konvoylarından çaldıklarını sattılar, kuşatma altındaki Yemen halkını açlığa mahkum ettiler, gaz kaçakçılığı yaptılar, küçük yaştaki çocukları silah altına alarak istismar ettiler” dedi.

Suudi Bakan, Uluslararası toplumun Husileri siyasi çözüme zorlamak için örgüte baskı yaparak onları yalnız bırakması ve Yemen’in yeniden inşası adına çabalaması gerektiğini söyledi.

İnsani yardımların Yemen’e ulaşması için ülkesinin kolaylık sağladığını vurgulayan Cubeyr, Riyad’ın Yemen halkı için insani yardım alanına yaklaşık 1.2 milyar dolar yatırım yaptığını belirtti. Ayrıca bu yardımların ulaşabilmesi için “hava köprüsü” kurduklarını belirtti. Bakan Cubeyr, Yemen’deki altyapının yeniden inşası için 10 milyar doların üstünde yatırımları olduğunu ve önümüzdeki süreçte uluslararası müttefikleriyle bu projelerin çeşitleneceğini kaydetti.

Filistin meselesi

Panelde Filistin-İsrail barış görüşmelerine ilişkin yöneltilen soruya, Cubeyr, Suudi Arabistan’ın konuyla ilgili girişimlerde bulunduğunu ve ABD Başkanları Bush, Obama ve Trump dönemlerinde bazı tavsiyeler verdiğini ifade etti. Ülkesin bu meseleye karşı duruşuna değinen Cubeyr, 1967 sınırları üzerinde bir Filistin devletinin kurulmasında ısrarcı olduklarını vurguladı. Aynı değerdeki toprakların karşılıklı değiştirilmesi ve Doğu Kudüs’ün Filistin Devletinin başkenti olması konusunda aynı ısrarı gösterdiklerini belirtti.

Cubeyr, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak ilan edilmesi yönünde Trump’ın aldığı kararı, ülkesi tarafından eleştirildiğini ve geri adım atılmasını istendiğini söyledi.

Suriye ve Irak’taki İşbirliği

ABD-Suudi Arabistan ilişkilerinin köklü ve tarihi bir geçmişi bulunduğunu belirten Cubeyr, radikal ve sufi hareketlerle mücadele konusunda Washington-Riyad işbirliğinin 1950’li yıllara dayandığını kaydetti.

Irak’ta yıllarca süren yıkımın ardından yeniden ekonomisinin canlanması ve toprak bütünlüğünün korunması noktasında Washington-Riyad işbirliğine dikkat çeken Cubeyr, söz konusu işbirliğin İran ve bölgedeki kollarıyla mücadelede de sürdüğünü vurguladı.

Cubeyr bu bağlamda, Irak’ta yeniden Suudi Arabistan büyükelçiliğinin açıldığını, iki ülke arasındaki uçuşların kaldığı yerden devam ettiğini, resmi ziyaretlerin arttığını ifade etti. Ayrıca Irak’ın yeniden inşası için Kuveyt’te düzenlenen konferansta ülkesinin yaptığı yardımları ifade etti.

Bakan Cubeyr, Suriye’deki durumu “büyük bir facia” olarak nitelediği konuşmasında, yaklaşık yarım milyon insanın hayatını kaybettiğini, 12 milyon kişinin de yerinden edildiğini ve milyonlarca Suriyelinin komşu ülkelerde mülteci olarak yaşadığını aktardı.

Suudi Bakan, Suriye’deki krizin BM kararları çerçevesinde siyasi çözümle aşılması gerektiğini söyledi. DEAŞ’ın yenilmesinde rol oynayan Uluslararası koalisyona ülkesinin de katıldığını hatırlatan Cubeyr, DEAŞ’a en büyük darbeyi kendi ülkesine ait uçakların indirdiğini ifade etti.