Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Davos koltuğu, Hmeymim’den daha iyidir | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Hintler atalarının tavsiyelerine, hurafelere ve azınlık savaşlarına teslim olsalardı ülkeleri bugün bütün insanlığı tehdit eden büyük bir bomba olacaktı. Çok şükür ki Hintler, atalarıyla vedalaştılar ve geleceğe yöneldiler. Ve neyse ki onlara ilham kaynağı olan Mahatma Gandi, “tüm kültürlerin kokusunu taşıyan rüzgârların ortalığı sarması için evin pencerelerini açma” çağrısında bulundu.

Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumunun 48. oturumunun açılış konuşmasını yaptığı sırada Hindistan Başbakanı Narendra Modi’yi dinlerken büyük salonda hissettiğim tam olarak buydu. Davos’ta bulunmak bir lider imajı vermez. Hele ki bu kesinlikle bölgemizin ekranlarında ve mikrofonlarında oynanan oyunlarla elde edilecek bir konum değildir.

Buradakileri, Milliyetçi duygularla kışkırtmaya sığınmanız mümkün değil. Davos halkı zordur. Onların oluşturduğu sözlükteki kelimelerle konuşmanız gerekir. Bunu da hayallerle değil, sayılarla desteklemelisiniz.

Rakamlar… Rakamlar… Rakamlar…

Modi’nin Davos’taki imajı kendisinin önüne geçti. Uluslar arası alandaki en demokrat Başbakan demokrasi, mensubiyet ve kültürlerin bir arada yaşamasını sağlamayı başardı. Bugün “parçalanmış bir dünyada ortak bir gelecek yaratmaya” çalışıyor. Bu, Davos’un bu yılki sloganı oldu. Modi’nin kürsüdeki görüntüsünün önüne geçen imajı, ağır bir mirasa rağmen son yıllarda yüz milyonlarca insanı yoksulluğun pençesinden kurtarıldığı bir ülkenin imajıdır. Mesele, açlığın yüzüne kapıların kapatılmasına kadar ileri götürüldü. Hindistan geleceğe doğru giden trene adımını atabildi. Bu, uzmanların dikkatini usta konuşmacılara yönelttiği Davos ruhuna fiili olarak götüren bir trendir.

Rakamlar Modi’ye geleceğe ait olanlar ve benzer bir yön çizmek isteyenler için mücadele edenlerin diliyle geleceği konuşma imkânı verdi. Rakamlar, korunması, zarar görmemesi ve “parıltısını kaybettiğini” itiraf eden küreselleşmeden kaynaklanan kazançlar konusundaki dev değişimlerin biriktirdiği duyguların tehlikeleri konusunda uyarıda bulunarak küreselleşme meşalesinin kaldırılmasına izin verdi.

Modi, küreselleşmenin çekiciliğinin yeniden kazanılması için üç öncelik belirledi: Toplumun tüm gruplarını kapsayan adil, küresel bir ekonomiye kavuşmak, politika yapıcılarının ortak kurallara dayalı bir dünya görüşü benimsemesi ve uluslararası örgütlerin, politik, ekonomi ve devletlerin güvenliği ile daha alakalı hale getirilmesine yönelik reformların yapılması. Modi yaptığı kısa konuşmada, terörizm, gençlerin örgütlere katılması, iklim değişikliği ve tecrit politikaları gibi dünyanın karşı karşıya olduğu zorluklara da dikkat çekti.

Bir yıl önce aynı salonda Hindistan’ın geleneksel düşmanı bir lideri dinlediğimizi hatırladım. Dünya Beyaz Saray’ın adı Donald Trump olan bir iş adamının eline düşüşünü ve “Önce Amerika” meşalesini harlayışını izlerken Çin Devlet Başkanı Şi Cinping geldi ve küreselleşme meşalesini yeniden alevlendirdi.

Mao’nun mirasçıları cesedini yok etmedi. Mezarını muhafaza ettiler. Fakat “Büyük Kaptan”ı ülkeyi mezarından yönetme zevkinden mahrum bıraktılar. Partide karar ve istikrar mekanizmasını korudular fakat satırları arasına kâr, yatırım ve sermaye çekmek için doğru ortam kelimelerini ekleyerek “Kırmızı Kitap”ı bozdular. Ülkesindeki yüz milyonlarca kişiyi yoksulluk dairesinden çıkarmayı başarma şöhreti Çin liderinin önüne geçti. Beklendiği gibi Çin Komünist Partisi’nin son kongresi mevcut cumhurbaşkanının liderliğini pekiştirdi. Anayasa ve belgelere fikirlerini soktu. Mao’dan sonra ikinci adammış gibi davrandı. Kim bilir, eski nasihatler üzerine küreselleşmeyi eklediği zaman tarih daha sonra ikinci adamın ilk adamın mezarını kurtardığını yazabilir.

Trump daha Davos’un 48. oturumuna gelmeden gölgesi çadır kurdu. Amerika Amerika’dır. Macron, gelişinden önce Beyaz Saray’ın efendisini eleştirmek istedi. Ancak bunu ismini zikretmeden yaptı. Macron, Dünya Ekonomik Forumunun kurucusu olan Klaus Schwab’a hitaben yaptığı kinayeli konuşmasında “Kar nedeniyle dünyadan izole edilmiş bir yerde küreselleşme hakkında konuşuyoruz. Burada iklim değişikliğine inanmak zor. Bu yıl küresel ısınmayla ilgili herhangi bir kuşkusu bulunanları çağırmadınız” ifadelerini kullandı. Ancak burada hedefinde Trump’a olduğu oldukça açıktı.

Rakamlar… Rakamlar…Rakamlar…

“Önce Amerika” ve küreselleşme arasında gerçekleşmesi beklenen savaş çıkmadı. Trump, kapanış konuşmasında oldukça uzlaşmacı bir dil kullandı. İçinden çıktığı sözlüğün kelimelerini kullandı. Katılımcılara, seleflerin ya politikacılardan ya da generallerden oluştuğunu, Beyaz Saray yönetiminin ilk kez bir iş adamının elinde bulunduğunu hatırlattı. “Önce Amerika”nın sadece ABD anlamına gelmediğini belirtti. ABD’nin refahının dünya refahı için önemli olduğunu söyledi. Görevinin ilk yılında olumlu sonuçlara alındığını belirtti. Dünyayı ülkesine yatırım yapmaya sunulan fırsatları değerlendirmeye çağırdı.

Daha önceleri, Davos treninde oturacak bir Arap devleti görmek isterdik. Bu oturumda, Suudi Arabistan’a ait koltuk doğal gelmeye başladı. Suudi heyet Davos’a 2030 Vizyonu, kadınlara imkân tanınması, gençlerin katılımının sağlanması, yolsuzlukla mücadele edilmesi, güvenli bir yatırım ortamı sağlanması ve yapısal reformlarla bağlantılı “yeni bir Suudi Arabistan” imajı oluşturması ile ön plana çıktı. Memnuniyet açıktı. Çünkü “güçlü ve ılımlı Suudi Arabistan” rakamlarla desteklenen bir hayaldir. Eğitimle ilgili harcama, teknoloji edinme ve yenilik fırsatlarını genişletme amaçlı bir plan içeriyor. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) katılımı da Davos sözlüğündeydi.

Ortadoğu’dan politikacı bir gazeteci olmam nedeniyle karlarla kaplı bu bölgeye Rus gölgesinin düşmediğini fark etmem gerekti. Ortadoğu konusunda endişelerini dile getiren bir Avrupalıya sordum, o da anlattı. Putin “KGB” geleneğinden, Trump ise iş adamları dünyasından geliyor. Putin, Rusya’yı dağılmaktan kurtardı ve yitirdiği uluslararası şöhreti verdi. Ancak muazzam teknolojik devrimi, yani 4. Sanayi Devrimi’ni, modern bir göç hamlesiyle ekonomisine adapte etmekte başarılı olamadı. Önümüzdeki yıllarda, Suriye’deki Hmeymim’de askeri bir üs rezervasyonu yapmaktan daha iyi bir hamle olarak Davos dünyasının ön saflarında bir yer alacağını söyledi. Yani eski sözlüğün yenilgisini teslim etmesinin zamanı geldi.