Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

DEAŞ’ın Beatles hücresi üyeleri, adil yargılanmadıklarını savunuyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

DEAŞ’ın ‘Beatles çetesi’ olarak anılan hücresine mensup iki İngiliz militan, geçtiğimiz Cuma günü İngiltere’nin kendilerini adil yargılanma hakkından mahrum bıraktığını ileri sürdü.

Söz konusu militanlardan biri, rehinelerin öldürülmemesinin gerçekleşmemesi gereken bir hata olduğunu belirtti.

İkili, İngiliz aksanları nedeniyle ‘Beatles çetesi’ olarak anılan 4 kişilik hücreye mensup. Terör hücresi, 2014- 2015 yıllarında yardım görevlileri ve Suriyeli askerler de dahil, Suriye’de 20’den fazla Batılıyı rehine olarak kaçırırken ABD’li, İngiliz ve Japon gazeteciler başta olmak üzere çok sayıda rehineyi işkenceler yaparak infaz etti.

DEAŞ’lı terörist Alexanda Kotey ve el-Şafi el-Şeyh, yakalanmalarının ardından Suriye’nin kuzeyindeki Kobani şehrinde yer alan bir gözaltı merkezinde Associated Press’e (AP) konuştu. DEAŞ’ın düşüşünden sonra iki terörist, geçtiğimiz Ocak ayında ABD’nin desteklediği ve Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından Suriye’nin doğusunda yakalandı.

İki terörist, DEAŞ ile olan ilişkilerini açıkça dile getirirken, örgüt içerisindeki rollerine dair açıklama yapmayı reddetti. Teröristler ayrıca, adam kaçırma ve öldürme operasyonlarına katılımlarının sadece propaganda amaçlı olduğunu söyledi, ancak ayrıntılı bilgi vermeyi de reddetti.

Bu çerçevede Kotey, ABD’li gazeteci James Foley ve diğer kurbanlara dair bir soruya, “DEAŞ’a mensup birçok kişinin ‘öldürme’ fikrini reddettiği, çünkü rehinelerin hayatta kalmalarının ve siyasi tutuklu olarak kabul edilmelerinin örgüte daha fazla fayda sağlayacağı” yanıtını verdi. Alexanda Kotey, “Öldürülmelerinde herhangi bir fayda görmüyorum ve pişmanlık duyuyoruz” dedi. Batılı hükümetleri, pazarlığı reddetmekle suçlayan Kotey, rehinelerin fidye karşılığında serbest bırakılabileceğini vurguladı. El-Şeyh ise, “İnfaz durumu, esasen militanların rehineleri ölümle tehdit ettiği bir hataydı. Çünkü tehditler, hükümetlerin talepleri karşılamayı reddetmeleri halinde infazın gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğu anlamına gelir. Zira aksi takdirde örgütün güvenilirliği kaybolacaktı” dedi. AP’nin aktardığına göre İngiltere, militanların vatandaşlıklarını iptal ederken, ülkeye geri dönmelerini de engelledi.

Öte yandan iki İngiliz militan, DEAŞ’a katılımları konusunda herhangi bir pişmanlık ifadesinde bulunmadı, aksine örgütün “vahşi” olduğu söylentilerini reddeden ısrarlarını sürdürdü. Bu bağlamda el-Şafi el-Şeyh, “Örgüt tarafından yapılan herhangi bir eylemi haklı çıkarmak veya reddetmek için burada değilim. Medyanın gözünde kalmaya devam ettiğimiz sürece adil yargılanmayacağız” dedi.

Diğer taraftan DEAŞ’ın yayınladığı infaz videolarında görülen ve İngiliz medyasında Cihatçı John veya “DEAŞ’lı katil” olarak bilinen radikalizm yanlısı Muhammed Emvazi, 2015 yılında ABD’nin Suriye’de yer alan Rakka şehrinde gerçekleştirdiği bir hava saldırısında ölmüştü. Örgütün başka bir üyesi olan Aine Davis de Türkiye’de tutuklanmış ve yargılandığı davada 7,5 yıl hapis cezası almıştı.

Ailesi ile birlikte çocukken Sudan’dan İngiltere’ye gelen el-Şeyh, Londra’nın batısındaki White City bölgesinde çalışıyor. Londra’nın merkezindeki Paddington’da yaşayan Ganalı ve Kıbrıs Türkü Kotey de 20’li yaşlarında Müslüman oldu.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir listeye göre el-Şeyh, DEAŞ’tan önce El-Kaide’ye katılmak için 2012 yılında Suriye’ye gitti. Bakanlık, el-Şafi el-Şeyh’in DEAŞ cezaevlerinde çalıştığında kendine özel bir infaz şekli uyguladığını açıkladı. Aktarılana göre Kotey ise, DEAŞ’ta zindan muhafızlığı yaparken “elektrik şokları ve suda boğma” gibi en kötü yöntemleri kullanarak infaz ve işkenceler gerçekleştirdi.