Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

DEAŞ’ın çocukları ve vahşetin yönetimi | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Bağdadi, bir grup cahille beraber DEAŞ örgütünü icat etti. Örgütün anayasası ise “Vahşetin Yönetimi” adlı kitaptır. DEAŞ örgütü uluslararası koalisyon karşısında yıkılmadan önce Bağdadi, söz konusu kitabı üç yıldır iddia ettiği korku devletinin yönetim metodu olarak belirlemişti.

Vahşetin Yönetimi, Ebu Bekir Naci ismiyle tanınmış bir kitaptır. Ancak eldeki veriler ile DEAŞ ve El Kaide tutuklularının ifadeleri mezkûr kitabın gerçek müellifinin Muhammed Halil el Hâkim olduğuna işaret ediyor. Mısır’da el Kaide müftüsünün itiraflarına göre Muhammed Halil el Hâkim, İranlı eski bir gazetecidir. Kitap, şer’i ilimler ve fıkıh konusunda bilgisi olmayan, hatta Kuran-ı Kerim’den bir cüz bile ezberlemeyen kimseler için kaleme alınmıştır. Fakat kitap, cahil Bağdadi’nin doğru din metodu üzerine olduğunu iddia ettiği devletçiğinin anayasası olmuştur.

Ancak kitabın bu devletçiğin iddialarıyla bir ilgisi yoktur. Çünkü söz konusu kitap, Seyyid Kutub’un “Yoldaki İşaretler” adlı eserinin bir uzantısı olup, bu eserin ayrıntılı bir açıklaması mahiyetindedir. Yoldaki İşaretler, İhvan cemaatinin şiddet yöntemini şekillendiren kitaplardan birisidir. Bu kitaptan sonra “Kutub” kanadı teşekkül etti. Mustafa Şükrü’nün liderlik ettiği Tekfir ve Hicret Örgütü’nden geçmişte İhvan cemaatine katıldığını itiraf eden Usame bin Ladin’in liderliğindeki el Kaide’ye ve yıkılmadan önce devlet projesi olarak zuhur eden DEAŞ’a kadar birçok terör örgütü bu kanadın altından çıkmıştır. Ayrıca Bağdadi, toprak ve halka egemen olarak bu devlete jeopolitik bir mefhum kazandırmaya çalışmış, bu çerçevede bakanlar, eyalet yöneticileri atamaya ve para basmaya kalkışmıştır.

Nüfuz bölgeleri azalmaya ve yıkılmaya başlamadan önce DEAŞ örgütü, geçici de olsa Suriye, Irak, Libya, Somali ve Sina Yarımadası’nın yarısından fazlasına egemen olmuştur. DEAŞ’ın mirası ve sapkın projesi çerçevesinde örgütün hâkim olduğu bölgelere aileleri tarafından zorla savaşçı çocuklar getirilmiştir. Böylece bu çocuklar, Bağdadi ve beraberindeki cahillerin kaprislerinin ve çılgınlıklarının kurbanları olmuşlardır. Yine bu şekilde İran televizyonunda eski bir spiker olan Halil el Hâkim’in yazdığı “Vahşetin Yönetimi” adlı kitap Bağdadi’nin ve Bağdadi’nin sözde devletçiğinin metodu olmuştur.

Şu anki mesele Halil el Hâkim’in yazdıklarını ya da Bağdadi’nin kabul ettiği şeyleri gönüllü olarak benimseyen ve Bağdadi’ye biat eden savaşçılarla ilgili değildir. Asıl mesele sadist ve kana susamış kimseler ya da biyolojik aileleri tarafından “cihat nikâhı” hükmüyle getirilerek kendilerini o şizofreni hastalarının arasında bulan çocukların krizidir.

DEAŞ’ın çocukları örgüt içerisinde görevlendirdikten sonra onları intihar eylemcisi olarak kullanması tuhaf ve gizli bir şey değildir. Gürcistan Amerikan Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre terör örgütü çocuk unsurlarının yüzde 39’u intihar eylemi düzenlemiştir. İngiliz “The Guardian” gazetesinin belirttiğine göre DEAŞ örgütünün yetim çocukları tehditlere maruz kalıyor. Bu çocukları Kuzey Irak’ta kamplarda saklıyorlar ve çocukların eğitimleri için herhangi özel bir program bulunmuyor. Diğer istatistiklere göre de Irak’ın Musul, Libya’nın Sirte ve Suriye’nin Rakka kentlerinde olduğu gibi aileleri tarafından bırakılan 500 Fransız çocuk, çok az sayıda İngiliz çocuk ve bunların iki katı olan Çeçen-Rus ve DEAŞ’a katılmış çok sayıda Arap çocuklar yetim kaldı.

Terör örgütünün ahlâkı yoktur. Örgütün korkak ve şizofren savaşçıları çocukları için güvenli bir geçit bile temin etmeden kaçıyorlar ki söz konusu savaşçılar bu çocukların biyolojik babalarıdır.

DEAŞ içerisindeki çocukların meselesi açık bir şekilde görülmeye başlandı. Çocukların ilgisiz bırakılması, psikolojik tedavi alamaması ve uluslararası toplum tarafından benimsenmemesi gelecekte toplum üzerinde sonuçları hoş olmayan tepkilere yol açacaktır. Özellikle Birleşmiş Milletler, DEAŞ içerisindeki çocukların gerçek sayısını belirlemede ve bu çocuklar için net bir tedavi planı ortaya koymada başarısız oldu. Eğer bu çocuklar görmezlikten gelinirse DEAŞ’ın planladığı gibi gelecekte patlayacak bombalara dönüşeceklerdir. Bundan dolayı örgüt, vahşet yönetimindeki devlet projesinin sonunun geldiğini gördükten sonra arkasında haleflerini bırakmak için planlar yapıyor.