Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Dera halkının şiddetten kaçışı sürüyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Bir yandan Şam rejimi, diğer yandan Rusya ve bölgedeki radikal grupların ateşi arasında kalan Dera halkı İsrail ve Ürdün sınırına akın ediyor. Bölge yeni bir insani krizle karşı karşıya.

Rus uçaklarının havadan verdiği destek ile savaşan rejim ordusu, bölgelerini korumaya çalışan yerel güçler ve bir kısmı radikal olan karma Suriyeli devrimci silahlı örgütler arasında Suriye’nin güneybatısında çatışmalar sürüyor. 250 bin Suriyeli, söz konusu çatışmalar nedeniyle evlerini terk ederek bölgeden kaçtı. Dera’daki çatışmalarda kaçanların çoğu kadın ve çocuklardan oluşuyor. Bazıları İsrail sınırına, yani batıya yönelirken bir kısım da Ürdün sınırına yöneldi. Ancak Ürdün ve İsrail, kuzey sınırında tedbirleri artıran Türkiye gibi sınırdan geçit vermiyor. Ürdün halen yakın geçmişte yaşanan Irak savaşından kalma bir grup mülteciye ev sahipliği yapıyor. Savaşın başlangıcından itibaren Suriyelilerin sığındığı ilk ülkeler arasında yer alan Ürdün en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülkelerden biri. Sürekli olarak Filistinlilerden kurtulma planları yapan ve özellikle de işgal altındaki Batı Şeria sakinlerini topraklarından kovmanın yollarını arayan İsrail’in ise Suriyelilere kabul etme ihtimali bile yok.
Uluslararası yasalar ve 1951 yılında imzalanan mülteciler anlaşmasına göre komşu ülkeler, mültecilere kapılarını açmak zorunda. Sınırda sıkışmış olan bu insanlara hiç kimsenin yardım eli uzatmaması halinde çölün ortasında açlıktan, susuzluktan ya da bu üç ülkenin sınırları arasındaki mayın tarlalarında ölecekler. Yapılan yorumlar hiç kimsenin mültecilere yardım etmemesi halinde büyük ihtimalle aynı Irak ve Afganistan örneğinde olduğu gibi çocukların radikal örgütler tarafından kandırılarak terörist yapılacağı yönünde.

Ancak Suriye trajedisinden başlangıcından bu yana dışarıda beş milyon, içeride de on milyondan fazla Suriyeli evsiz barksız kaldı. Bu durum karşısında sessiz kalan uluslararası kamuoyunun tavrı nedeniyle Suriye’nin komşularının tutumu anlaşılır olarak görülüyor. Zira bu ülkelerden kapasitelerinden ve kaldırabileceklerinden daha fazlasını bekleniyor. Eleştirilecek tarafın Dera konusunda varılan son mutabakatın mühendisleri olduğu vurgulanıyor. Söz konusu kesimler, bölge halkına yansımalarını göz önüne almadan söz konusu çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalacak olan ve yaz boyunca sayıları bir milyonu aşması beklenen insanların karşılaşacağı sorunları düşünmeden Suriye’nin güneyinde çatışmaları durduracak ve bölgenin rejime teslim edilmesini sağlayacak bir uzlaşıya varmayı hedefledi.

Uluslararası çözüm şart

İlgili uluslararası ve bölgesel taraflar ile uluslararası organizyon ve örgütler mülteciler sorununa bu defa farklı bir çözüm getirmeli. Onları sınırlara göndermek yerine Suriye içerisinde sığınabilecekleri bölgeler kurmalı. Bu bölgelerin gözetimi aynı Ürdün, Lübnan ve Türkiye’de olduğu gibi ev sahibi ülkeler yerine doğrudan bu uluslararası organizasyonların sorumluluğu altında olmalı.

Peki bizzat rejim güçleri ile İŞİD gibi örgütler tarafından gerçekleştirilen toplu katliamlar sürerken Suriye içerisinde mültecilere barınma ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak kamplar kurmak mümkün mü? Nihai hedefi çatışmaların sona erdirilmesi olan bu proje istenildiği gibi uygulansa ya da başarısız olması nedeniyle çatışmalar devam etse bile geriye kalan tek çözüm mültecilere kendi bölgelerinde sığınabilecekleri bölgeler kurmak.

Zira Ürdün artık mülteci kabul edemez bir halde. Bunun için kendisine baskı yapılamaz. İsrail, mülteci kabul etmiyor. Türkiye ve Irak da sınırlarını kapatmış durumda. Dolayısıyla şu anda daha önce yaşananlardan çok daha büyük bir insani dram ile karşı karşıyayız. Zira daha önce komşu ülkelere sığınan insan selinin neden olduğu sorunlar uluslararası kuruluşların büyük insani ve lojistik çabaları ile çözülmeye çalışıldı. Aynı şekilde komşu ülkeler de imkanları dâhilinde söz konusu kitlesel göçler karşısında sorumluluk ve insanlık bilinci ile hareket ettiler.

Ancak hâlihazırda karşı karşıya olduğumuz yeni göç dalgası beklenmedik bir şekilde, birden bire ortaya çıkmadı. Tam aksine bu göç haftalardır planlanan ve Dera’yı hedef alan yeni saldırıların bir sonucudur. Bu görüşmeler rejim güçlerine İran güçleri ile kendisine bağlı milis güçlerinin desteğini almadan güneye intikal etmenin yolunu açtı. Uluslararası örgütler ve ilgili ülkelerin henüz çatışmalar başlamadan önce bölgeyi terk etmek zorunda kalacak olan yüz binlerce kişi için çözüm üretmesi gerekiyordu. Ancak belki de yerli halkı evlerini terk etmeye teşvik etmemek için bunu yapmadılar ve yine aynı kriz ile karşı karşıya kaldılar. Uluslararası arena, çatışma bölgelerinden kaçan, geniş alanlarda ve dağlarda sığınacak bir yer arayan yaklaşık bir milyon insanın karşı karşıya kaldığı insani bir kriz ile karşı karşıya.