Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Öldürülen gazetecilerle ilgili 200 belge Esed rejimini zora soktu | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Londra: Galiya Kabbani

Esed rejimine kaşı açılan ilk savaş suçu davasında, hükümet belgeleri tarafından desteklenen eski Suriye yönetiminden bir kaynağın tanıklığı, rejim merkezi idaresinin sivilleri ve medyaya karşı gerçekleştirilen saldırıları nasıl denetlediğini ortaya koydu. Hazırlanan dilekçe, rejimin suçlarını ortaya koyan zengin bir kanıt sunuyor. İfade, üst düzey muhalifler ve gizli devlet belgelerinden sertifikaları da içeriyor.

Center for Justice and Accountability (CJA) ve Shearman & Sterling avukatlık bürosu, müvekilleri öldürülen gazeteci Marie Colvin’in ailesinin üyeleri adına gönderilen bir dilekçeyi açığa çıkarmıştı. Söz konusu dilekçede başkent Washington’daki Federal Mahkeme’den Suriye hükümetine karşı İngiliz gazetesi The Sunday Times’ın ünlü savaş muhabiri ABD asıllı Marie Colvin suikastına dair karar vermesi talep ediliyor. Colvin, Suriye’nin kuşatma altındaki Humus kentinde muhabir olarak çalışırken 22 Şubat 2012’de düzenlenen topçu ateşiyle öldürülmüştü.

CJA’nın geçtiğimiz 6 yıl içinde dünya çapında gerçekleştirdiği soruşturmalardan elde ettiği deliller ışığında Suriyeli üst düzey yetkililer, Colvin’in nerede olduğunu elektronik takip sistemi ile izledi. Haber bültenlerini Humus’taki gizli bir haber merkezine göndererek bu bilgiyi sistemin yerel bilgi kaynakları aracılığıyla da doğruladılar. Rejim, söz konusu bilgileri kullanarak bölgeye füzelerle saldırı gerçekleştirdi. Saldırı sonucunda Colvin ile birlikte Fransız foto muhabiri Rémi Ochlik öldü. Saldırıda Fransız gazeteci Edith Bouvier, İngiliz fotoğrafçı Paul Conroy ve Suriyeli gazeteci aktivist Vail el- Ömer de yaralandı.

Davaya bakan CJA ekibini yöneticisi Avukat Scott Gilmore, CNN’de çalışan ünlü gazeteci Christiane Amanpour’a verdiği demeçte, “Colvin ve arkadaşları Lübnan’a ulaştıkları andan itibaren izlenmeye başladılar” dedi. Yaptığı bir diğer basın açıklamasında da “Bugün ortaya konan kanıtlar, Esed rejiminin Marie’yi öldüren saldırıyı sistematik olarak planladığına dair şüpheye mahal vermiyor” ifadesini kullandı.
İç kaynakların yaptığı tanıklıklar, görsel ve işitsel belgeler, yaklaşık 200 belgenin gizlice Suriye dışına kaçırıldığına işaret ediyor. Marie Colvin’in öldürülmesi Esed rejiminin muhalifleri tasfiye etme ve basın araçlarını susturma planı çerçevesinde yürütülüyordu.

Sızdırılan en önemli kanıt, Suriye istihbaratından ‘Ulysses’ lakaplı bir muhalifin tanıklığını içeriyor. Ulysses, Marie Colvin ve Fransız foto muhabiri Rémi Ochlik’in hayatına mâl olan saldırının Suriye rejimi tarafından nasıl planlandığını anlattı. CJA tarafından toplanan ve dünyanın ilk kez gördüğü Suriye askeri ve güvenlik yetkililerine ait yaklaşık 200 gizli belgeyi sundu. Şarku’l Avsat, söz konusu belgelerin bir özetine ulaştı. Belgeler, yalnızca rejimin gazetecileri nasıl hedef aldığını değil ayrıca Suriyeli üst düzey yetkililerin 2011’de muhalefete uygulanan ve Suriye’deki iç savaşın başlamasına neden olan baskı kampanyasının nasıl başladığını da içeriyor. Bu belgeler aynı zamanda Esed rejiminde olup bitenlere ışık tutuyor.

Colvin’in ailesinin avukatları, ABD’nin eski Suriye Büyükelçisi Robert Ford, Birleşmiş Milletler(BM) Düşünce ve İfade Özgürlüğü Özel Raportörü David Kaye gibi uzmanlarında tanıklıklarına başvurdu.

Shearman & Sterling avukatlık bürosu avukatlarından Henry Weisburg yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bu, Esed rejiminden işlediği suçların sorumluluğunu doğrudan üstlenmesini talep eden ilk ceza davası. Bu çaba yalnızca Colvin’in ailesi için yeterli olmamasına rağmen bir miktar da olsa adalet sağlamayı amaçlamıyor. Ayrıca Esed rejiminin yaptığı canavarlığı geniş çaplı bir şekilde ortaya çıkarmayı da hedefliyor. Rejiminin halka yaptığı iğrenç muameleye son verilmesine katkıda bulunacağımızı umuyoruz.”

Marie Colvin’in kız kardeşi Cathleen Colvin, CNN’de Christiane Amanpour’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:

“Marie’nin ölümünün bir dönüm noktası olacağına inanıyordum. Dünya bunun farkına varacak. ABD hükümeti, bir vatandaşının hedef alınarak öldürülmesini tahammül edilemez bulabilir. Ancak bunların hiç biri olmadı. Ablam, Esed rejimin vahşi suçlarını açığa çıkarmaya çalıştığı için öldürüldü. Bu kanıtları Marie, işkence ile öldürülenler ve henüz adalet arama fırsatı bulamamış olan binlerce Suriyeli adına adaletin sağlanması için sunuyoruz. Davamızın uluslararası toplumu Suriye’de savaş suçlularını adalete teslim etmeye teşvik etmesini ümit ediyoruz.”

Colvin, Baba Amr mahallesi ve o dönemde muhaliflerin kalesi olan Humus’taki kuşatmaya ilişkin yayın yapmak amacıyla 2012’nin şubat ayında Suriye’ye gitmişti. Söz konusu alanlar aynı zamanda sivil bölgeleri kuşatarak aç bırakan ve bombalayarak ele geçiren Esed rejiminin daha sonra Suriye’nin her yerinde kullandığı yöntemleri için bir test alanıydı. Colvin, CNN’de yayın yapan ünlü gazeteci Anderson Cooper’la gerçekleştirdiği son röportajında, “Yalnızca teröristleri takip ettiklerini söylemeleri yalan. Suriye ordusu açlık ve soğuktan muzdarip sivillerden başkasının bulunmadığı şehirleri bombalıyorlar” diye konuşmuştu.

Davanın, Marie Colvin’in ailesi adına 2016 yılında, ABD’de Kolombiya bölgesindeki ceza mahkemesinde, Colvin ve diğerleri adına açıldığı belirtiliyor. Colvin ailesinde öldürülen gazetecinin kız kardeşi Cathleen Colvin, yeğeni Justine Araya-Colvin ve Cathleen’in iki oğlu bulunuyor. Davacılar, yasal haklarını kullanarak devletin dokunulmazlıklarını düzenleyen ABD yasalarına göre hareket ettiklerini ileri sürüyor. Yasaya göre mağdurlar, ABD vatandaşlarına yargısız infazda bulunulduğu takdirde Suriye gibi ABD tarafından teröristleri himaye etmekle sınıflandırılan devletlere de dava açma hakkına sahip.