Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Esed ve Nusra kıskacında Suriyeli Dürziler | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Dondurucu soğuk hava dalgası Suriye’nin güneyinde, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda bölgesini hakimiyeti altına aldığında halk, bölgelerindeki isyan görüntüleri nedeniyle kendilerini rejimin kaos ve terör yaratma tehdidi altında buldu.

Ziyaretçiler yüksek tepelerden baktıklarında, rejimi yücelten ibarelerin olmayışı ve şehrin girişindeki panolarda orduya ait sembollerin ve Esed’in posterlerinin bulunmaması nedeniyle şehirdeki isyan havasını hissedebiliyorlar.

Bu isyan hissi, şehrin merkezine gelindiğinde rejimi, orduyu ve Esed’i öven yazı ya da resim görmediğinizden daha da pekişiyor. Aynı şekilde resmi kurumlar ve binalar da bu sembol ve yazılardan eser olmadığı gibi rejime ait bazı kontrol yerleri hariç mahallelerinde de rejim ordusuna dair bir sembol bulunmuyor.

Ancak bu durum kent sakinlerinin sessizliğine engel değil. Şehre hakim olan genel sessizlik bazılarını halkın genel tutumunu özetleyen şu sözü söylemekten alıkoymuyor, “Bu gibi şartlarda bilgelik gereklidir. En iyisi bu.”

Suveyda şehri savaşın başından beri önemli bir çatışmaya şahit olmadı. Aksine hep çatışmadan uzaktı. Buraya Der’a ve Şam kırsalı gibi çatışma bölgelerinden on binlerce insan göç etti. Dolayısıyla buradaki görüntü rejimin hakimiyetinde bulunan Tarsus ve Lazkiye gibi sakin olan yerlerden daha farklı.

Bu şehirlerde panolarda rejim ve sembollerini öven ibareler var. Yine şehrin girişlerinde, kontrol noktalarında, resmi kurumlarda Esed’in büyüklü küçüklü resimleri bulunuyor. Ayrıca gerek özel gerekse toplu taşıma araçlarına da Esed’in posterleri yanında müttefik liderlerin resimleri ile milis kuvvetleri öven ibareler asılmış durumda.

2010 rakamlarına göre ülkede 700 bin Dürzi yaşıyor. Bu rakam 22,5 milyona ulaşan toplam nüfusun yüzde 3’üne denk düşüyor. Bunların çoğu Suveyda bölgesinde yaşıyorlar. Şu anda buranın nüfusu 375 bin kişiye ulaşmış durumda. Suveyda’nın yüzde 90’ını kendilerini “Muvahhidler” olarak adlandıran Dürziler oluşturuyor. Şehrin yüzde 7’sini Hristiyanlar yüzde 3’ünü ise Sünni Müslümanlar oluşturuyor.

Dün Suveyda’dan bir gazeteci şu açıklamada bulundu: “2011 Baharında barışçıl gösteriler büyümeye başladığında Dürzi dağı olarak da adlandırılan Suveyda da 1925 yılında Fransız işgalcilere karşı ayaklanan Dürzi lider Sultan el-Atraş’ın hatırasından ilham alarak hareketlenmeye başladı. Suveyda merkez ve kırsalında gösteriler başladı ancak muhalif Suriye Ulusal Konseyi’nin gündemi başkaydı. Bu konseyden hiç kimse laiklikten bahsetmeyerek Dürzilerin güvenlikle ilgili beklentilerini karşılayamadı. Suriye rejiminin; muhaliflerin azınlıklara etnik temizlik yapacağı propagandası ise 2011’de Der’a da başlayan muhalefetle beraber Dürziler üzerinde gerilim yarattı.

Suveyda’daki gözlemcilere göre, bazı göstericiler Dürzilerin rejimle bağlantılı olduğuna dair sloganlar attığında bu şüpheler daha da arttı ve muhaliflere karşı bir önyargı oluştu.

Yine de bazı Dürziler devrimi destekledi ve savaşa katıldı. 2011 Ağustosunda Teğmen Haldun Zeyniddin ordudan ayrılarak “Sultan Atraş Paşa Tugayı” adını verdiği silahlı bir örgüt kurdu. Bu örgüt Der’a’da bulundan diğer bir örgüte katılmakta gecikmedi. Bu örgüt Suveyda’da ki rejim noktalarına saldırılara katılmış ancak şüphe ve çekincelerin baskın gelmesiyle halkın desteğini kazanamamıştı.

Ardından 2013 yılında Nusra Cephesi bu tugayın üyelerini tutukladı ve onları idam cezasına çarptırdı fakat diğer silahlı muhalif grupların müdahalesiyle sonunda serbest bırakıldılar. Ancak onlar kendilerini Ürdün’e kaçmak zorunda hissettiler.

Bu merhale birçok Dürzi üzerinde devrime katılsalar da muhalifler tarafından hoş karşılanmadıkları izlenimi bıraktı. Devrimi destekleyenlerin başında Sultan Paşa’nın kızı Münteha el- Atraş, Rima Felihan, Dr. Tarid el- Haceli (Devrim hükümetinin Kültür Bakanı) ve Cebir el-Şevfi geliyordu. Yine Dr. Yahya el- Aridi muhalefetin sözcülerinden biriydi.

Bu şartlar altında Suveyda halkı ne Esed ne de muhaliflere yanaşarak tarafsızlığı seçtiler. Suveyda liderlerinin kararları doğrultusunda rejim ordusunun kuvvetlerine katılmamakla birlikte savaşmadılar da. Gerçekte yerel halkın dediğine göre bölge halkından 40 bin kişi hizmet gerisindeydi. Bu yerel kaynaklar kendi ordusunda zorla savaştırılmak üzere rejim tarafından tutuklanmış pek çok genci baskın düzenleyerek kurtardıklarına dair olaylar anlatıyorlar. Bazıları şöyle diyorlar “ Rejim bizi hiç ilgimiz olmayan bir savaşın içine katmak istiyordu.”
Suveyda halkının savaşa zorla katılmaya karşı gösterdikleri direnci, şehir merkez ve köylerinde devam edegelen savaşta bölgelerinden ölenlerin resimlerinin olmayışı gösteriyor.

Ancak bu rejim hakimiyetindeki şehirlerde alışılagelmiş bir görüntü. Yalnız bu durum geçmişte bu bölgeden bir şekilde rejim saflarına katılanların olmadığı anlamına gelmiyor. Örneğin Suveyda eyaletinin bir sakini olan Tuğgeneral Asam Zehrüddin rejimin ülkenin dört bir yanında gerçekleştirdiği operasyonlara katılmış en önemli liderlerinden biriydi. Bu komutan yakın zamanda Deyr-i Zor’da öldürüldü. Öte yandan, 20 Ağustos 2014’te, Suveyda’da, “Ebu Fahd” milisleri şeyhi Vahid el- Belus başlangıçta rejime karşı düşman değilken kendisinden milisleri ağır silahlarla donatması istendiğinde toplumun yaşadığı yolsuzluk, geçim sıkıntısı vb. kaygıları dile getirerek siyasi tartışmaya girdi. Daha sonra 2015 Haziran’ında ön saflarda savaşmaları için Dürzi gençleri orduya aldı. Kendisine bağlı milislerin sayısı 1000’e yükseldi. Ancak 5 Eylül’de esrarengiz bir suikastla öldürülmesinin ardından tugayı dağıldı.

Bazıları bu suikastı Esed rejiminin düzenlediğini düşünüyorlar. Zira Belus, Dürzi dağında bağımsız bir devlet kurma arzusundaydı.

Haziran 2015’te, Şeyh el-Belus ve milislerinin Nusra Cephesi’nin Sa’le havaalanını kontrol etmeye çalıştığı zaman tarafsız kalmaya devam etmeleri dikkate şayandır. Suveyda halkını saldırıyı bastırmak yerine rejimin kurumlarını ele geçirmeye çağırdı ancak bunda başarılı olamadı. Yine Suveyda’nın ileri gelenleri ile rejim arasında gençlerin orduda Suveyda bölgesinde kalmak şartıyla geri hizmetlerde bulunması konusunda yapılan gayrı resmi yapılan anlaşma da başarısızlığa uğradı.

Rejim ağır silahların bölgeden çekilmesini sağladıktan sonra bölge DEAŞ ve Nusra’nın saldırılarına karşı savunmasız kaldı. Bu durum bölgedeki en önemlisi “el- Bustan” derneği adı altında hakimiyet kurmaya çalışan milis güçlere alan açtı. Bu da eşi görülmemiş şekilde kaosu arttırarak cinayet, kaçakçılık, hırsızlık ve yol kesme olaylarını arttırdı. Buna ek olarak rejim bölgeye hizmet götürmeyi reddetti. Burada yaşayanlar insanlar için yeterli gıda maddesi ve yakacak vermediler. Bu da soğuk bölgelerde yaşayan insanlar tarafından takındıkları tutumdan dolayı rejimin kendilerinden intikam alması şeklinde yorumlandı.

Şu hususa da dikkat çekmek gerekir ki Şam ve ona bağlı kasabalardan sonra Suveyda bölgesi, Dürzilerin yaşadığı en büyük ikinci bölge olma özelliği taşıyor. Yaklaşık 250 bin nüfusu var. Ayrıca Lübnan-Suriye sınırındaki Hermon dağının doğu kesiminde 30 bin, yine İdlib’in kuzey batısında Semak dağında 17 köyde 25 bin Dürzi yaşıyor.

Suveyda içindeki durumun aksine Şam ve çevresinde yaşayan Suveyda halkı rejim güçleri saflarında yoğun bir şekilde savaşıyorlar. Bunların bir kısmı Suveyda’nın ileri gelenlerinin aldığı kararlara aykırı davranarak rejimin hakimiyeti almaya çalıştığı bölgelerde yağmalama işlerine karışıyorlar.