Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Etiyopya, ABD-Çin imar atölyesine dönüşüyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Dünyanın en fakir ülkelerinden birinde yaşanan değişim, 21. yüzyılın başından bu yana ekonomide yıllık yüzde 10 oranında büyüme kaydetmesine sebep oluyor.

Yoğun bir sisin sardığı, mevsimlik fırtınalardan muztarip Etiyopya’nın başkenti Addis Abada havalimanına inmeden önce değişimi gözleyebiliyorsunuz.

İlk bakışta Addis Abada, onlarca yıldır gelişmekte olan ve yerinde durmayan fakir Afrika başkentlerinden farklı görünmüyor. Ancak Afrika’nın nasıl siyasi başkenti olduğu, yoksulluğun, sefaletin ve açlığın yaygın olduğu gecekondular arasında gökdelenlerin nasıl geniş çaplı bir şekilde yükseldiği çerçevesinde hızlı bir tur, bu ilk izlenimi ortadan kaldırmak için yeterli.

“Afrika aslanı”, savaşlar, kıtlıklar ve inkılapçı rejimler tarafından bitkin düşürüldükten sonra uzun süren uykusundan uyandı. Bu çerçevede kıtanın doğusunda konumunu bölgesel bir güç olarak pekiştirmeye hazırlanan Etiyopya, bugün ekonomik ve askeri istikrarı sağlamak için çaba eden büyük devletlerin de dikkatini çekmeye başladı.

Etiyopya’daki kalkınma sürecinin ana başlığı, Nil Nehri’nin Sudan sınırına yakın ana kollarından biri üzerine inşa edilen Hedasi (Nahda) Barajı projesi… Proje kapsamında 6 bin MW elektrik üretilmesi amaçlanıyor ve kazanımın, gayri safi milli hasılanın (GSMH) yüzde 10’una eşdeğer olması bekleniyor. Ancak üç yıldır askıya alınan bu proje, mevcut Başbakan Abiy Ahmed Ali’nin iktidara gelmesinden bu yana iki ülke arasındaki ilişkilerin genişlemesine rağmen başta Mısır olmak üzere mevcut komşu ülkelerle de tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Hedasi Barajı proje sorumlusu Samango Buckley, 26 Temmuz’da bir suikasta kurban gitti. Aynı şekilde Başbakan da olaydan iki hafta sonra bir suikast girişimine maruz kaldı. Bu durumlar ışığında ise yeni hükümetin başlattığı siyasi açılımla ülkenin bir süredir tanık olduğu göreceli istikrarın sürdürebilirliği hakkındaki soru ve şüpheler dile getirilmeye başlandı.

Abiy Ahmed’in, ülkenin birçok bölgesinde meydana gelen şiddetli protesto ve baskı eylemlerinin ardından başbakanlık görevini üstlenmesinden bu yana 6 ay bile geçmezken, Etiyopya’nın gelişme projeleri ve yabancı yatırım akışının devam etmesi konusunda ülkede doğrudan bir tehdit oluştu. Ancak bu kısa dönemde ülkede yaşanan değişiklikler de hükümetin uzun vadede faaliyet yürütme yeteneğine dair sorular ortaya atan gözlemciler açısından büyük bir sürpriz oldu.

Etiyopya’nın Eritre ile vardığı ve bir deniz geçidine ulaşmasına olanak sağlayacak tarihi uzlaşı, siyasi denklemlerde hala denge rolü oynayan silahlı kuvvetler arasında çekincelere yol açtı. İki ülke arasındaki uzlaşı, 20 yıldan fazla bir süredir aralarındaki diplomatik ilişkileri kesen savaş durumuna son vermiş, binlerce siyasi tutuklunun serbest bırakılmasını sağlamış, ancak aynı zamanda bu hızlı reform uygulamalarının yansımalarına dair korkular oluşturmuştu.
Diğer taraftan son göstergeler, son dönemlerde Etiyopya pazarındaki yatırım seviyelerini önemli ölçüde artıran Batı Avrupa ülkelerinin ve ABD’nin teröre karşı savaşta bölgesel güvenlik dayanağı olarak Etiyopya’ya açık desteğiyle Abiy Ahmed’in politik ve ekonomik reformlarında ilerlediğini ortaya koydu.

Ancak Çin, Pekin ile işbirliği konusunda geniş ve sağlam temeller atan eski Etiyopya lideri Meles Zenawi’nin ortaya koyduğu açılıma dayanan Abiy Ahmed rejiminin temel kaynağını oluşturdu. Zira geniş kara ve demir yolu ağı, ülkenin dört bir yanına uzanırken, enerji üretimi için oluşturulan barajlar, neredeyse ülke çapındaki herhangi bir projeden dahi kopmayan Çin damgalı büyük sanayi tesisleri kuruldu.

Etiyopya, enerjide kendi kendine yeterliliğe ulaşmak üzere ve bölgedeki ekonomik ve politik düzeyi artırarak komşu ülkelere ihracat yapmaya hazırlanıyor. Çinli şirketler de Cibuti, Sudan, Kenya ve Tanzanya’ya elektrik hatlarını (buradan) uzatıyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de yakın zamanda Etiyopya geçidi üzerinden Doğu Afrika’da yatırım hattına girdi. BAE Uluslararası İşbirliği Bakanı Rim el-Haşimi, geçtiğimiz ayın sonlarındaki Addis Abada ziyaretinde, sanayi, tarım, emlak, petrol ve turizm alanlarındaki yatırımların yanı sıra BAE’nin Eritre’deki Assab limanı ve Addis Abada arasında petrol transferi için bir boru hattının inşasını finanse edeceğini duyurdu.

Nijerya’nın ardından Afrika’nın en kalabalık ikinci ülkesi olan Etiyopya’daki ekonomik tırmanış; hala kurumların, idari birimlerin ve yasaların zayıflığıyla karşı karşıya olan hızlı reformlara bağlı.

Dünya Bankası uzmanları, Etiyopya ekonomisi hakkında yakın tarihli bir raporda, nüfusun yüzde 80’den fazlasının tek geçim kaynağı olan tarımdan, sanayi sektörüne dönüşüme önem verildiği, bunun da (altı yıl önce yaşanan kıtlık dolayısıyla vatandaşlarının dörtte birinin öldüğü bir ülkede) GSMH’nin yüzde 45’ini sağladığına dikkati çekti.

Öte yandan Etiyopya, lojistik sektörünü de yabancı yatırımcılara açmayı planlıyor. Ancak hükümetin, ekonomideki kontrolünü kolaylaştırmak üzere ortaya koyulan bir reform kapsamında katılıma dair bir tavan oluşturulacak. Bu çerçevede Abiy Ahmed, nisan ayında göreve başladığından bu yana Afrika’nın en sıkı ekonomilerinden birinde yaşanan değişimlere öncülük ediyor. Etiyopya, yatırım çekmek için vergi indirimleri ve sübvansiyonlu krediler gibi bazı uygulamalar ortaya koymaya başladı. Fakat bürokrasi ve lojistik zorluklar, ülkeyi Dünya Bankası’nın Dünya Ticaret İstatistikleri göstergelerinde en düşük seviyeye geriletti.

Diğer taraftan birçok bakan ve merkez bankası idarecilerinden oluşan Abiy yönetimindeki Etiyopya Yatırım Kurulu’nun son hamlesi, ambalaj, kargo ve deniz nakliyesi hizmetlerinde yabancı yaptırımlara getirilen kısıtlamaları kaldırdı. Söz konusu bu sektörler, daha önce Etiyopya vatandaşları ile sınırlandırılmıştı. Ancak yabancı şirketlere, artık lojistik faaliyetlerinin yüzde 49’una kadar kazanım izin verilecek.