Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Filistin, İsrail’i infazları artırmak ve silahsız bir genci kasten öldürmekle suçladı | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Filistin yönetimi, Tel Aviv yönetimini silahsız Filistinli bir genci önceden planlayarak ve kasten infaz etmekle suçladı. Hükümet İsrail’i gerilimi tırmandırmaktan sorulu tuttu.

Filistin Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bildiride, işgal güçlerinin gerilimi tırmandırma konusunda endişe duyulduğu ifade edildi. Açıklamada İsrail’in vatandaşları terörize etmek amacıyla topraklarını, evlerini ve mülklerini savundukları barışçıl direnişi engelleme girişimlerinde bulunduğu belirtildi. Bunu yaparken de silahsız Filistinli vatandaşlarını doğrudan öldürmek amacıyla gerçek mermi kullandığı kaydedildi.

Söz konusu açıklamadan birkaç saat önce, Amir Ömer Şehade adlı 22 yaşında Filistinli bir genç İsrail ordusu tarafından Nablus şehrinin güneyindeki Urif kasabasında öldürüldü.

Filistinli Bakanlık, yaşananlarda tüm sorumluluğun İsrail’de olduğunu belirterek Tel Aviv’i insanlık suçu işlemek ve gerilimi artırmakla suçladı. Açıklamada, “Halkımızı yalnızca istatistikten ibaret görmelerinin ve soğukkanlılıkla infaz etmelerinin tehlikeleri konusunda işgalci güçleri uyarıyoruz. Söz konusu durum artık neredeyse sıradan hale geldi. Artık dünyanın da duygularını harekete geçirmiyor. Filistinli ailelerin çektiği acının büyüklüğü artmaya devam ediyor. Çocuklarını kaybetmeye ve hayatlarının ellerinden alınması sürüyor” ifadeleri kullanıldı.

Dışişleri Bakanlığı, insan hakları örgütlerini bu korkunç suçları hızlı bir şekilde belgeleyerek işgal devletindeki askeri ve siyasi düzeyde görev yapan sorumlularla faillerden hesap sorulması için uluslararası ve ulusal düzeydeki mahkemelere bildirmeye çağırdı.

Şehade, köy sakinleri ile İsrail güçleri tarafından desteklenen yerleşimciler arasında çıkan çatışmalarda öldürülmüştü.

Yakındaki Yitzhar yerleşim bölgesindeki yerleşimcilerin Urif kasabasına saldırmaları üzerine kasaba halkı da onlara karşılık vermişti. Ardından İsrail güçlerinin de katılmasıyla çatışmalar Şehade ölene kadar artmıştı.

Filistinliler, Şehade’nin öldürülmesiyle ilgili İsrail ordusunu ve yerleşimcileri suçladı. Batı Şeria’nın kuzeyindeki yerleşim dosyasının sorumlusu Gassan Daglas “Ateş edenin yerleşimci mi yoksa asker mi olduğunu bilmiyorum” diye konuştu.

Filistinliler, dün yerleşimciler ve İsrail ordusundan intikam alınmasını isteyen sloganlar atarak Şehade’yi köyünde son yolculuğuna uğurladılar.

Yerleşim bölgelerine yakın Filistin köylerine düzenlenen saldırıların büyük bir kısmını ‘Tedfiu Semen’ (Bedel Ödetme) isimli radikal Yahudi örgüt gerçekleştiriyor.

Yerleşimciler önceki saldırılarda bütün bir aileyi, evleri, toprakları ve ibadet yerlerini yakmışlardı.

Çatışmalar sürüyor

Dün bir yerleşimci, Kudüs’ün doğusundaki Anata ve Hazma kasabaları arasındaki bir ana caddede Filistinli bir vatandaşa aracı ile çarparak yaralanmasına neden oldu.

Yerel kaynaklar, yerleşimcinin Filistinli gencin üzerinden araba ile geçtiğini ve kaçtığını bildirdi.

Sağlık Bakanlığı, gencin tedavi edilmek üzere Ramallah’taki bir tıp merkezine götürüldüğünü açıkladı. Söz konusu gencin kafatasında kırıklar ve vücudunda da çürükler bulunduğu belirtilerek durumunun kritik olduğu ifade edildi.

Yaşananların ardından Filistinli gençler şehir boyunca uzanan caddede yerleşimcilerin araçlarını taşladı, bir yerleşimci yaralandı.

Ardından işgalci İsrail güçleri kasabasının eteklerine saldırdı. Kendilerine direnen Filistinli gençlerle çatıştı.

El-Halil’de ise yerleşimciler İsrail tarafından daha önce bölünmüş olan Harem-i İbrahim’in önünde çadır kurdular.

El- Halil Belediye Başkanı Teysir Ebu Senine, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nden (UNESCO) Harem-i İbrahim’i işgal politikaları ve yerleşimcilerin ihlallerinden korumak için acil müdahalede bulunmasını talep etti. Çadır kurulmasının mekânın kutsiyetini ihlal etmek olduğunu dile getiren Ebu Senine, bunun dinin saygınlığına ve insanlığın medeniyet mirasına bir saldırı olduğunu belirtti. UNESCO Harem-i İbrahim ve Eski Şehri, Dünya Mirası Listesi’ne ekleyerek koruma sözü vermişti.

Ebu Senine ayrıca hükümet ve ulusal yönetim yetkililerini işgal güçlerinin elinin Harem-i İbrahim’den çekmesi için ilgili hukuki bağlantıları kurmaya, gerilimi artıracak adımların önünü kesmeye ve Filistinlileri bölgeden uzaklaştırarak bölgeyi Yahudileştirme çabalarına engel olmaya çağırdı.

Ebu Senine, işgal hükümetini kırmızı çizgileri ihlal etmesinin ve haddi aşmasının sonuçları konusunda uyardı. Uluslararası müdahale çağrısında bulundu. El- Halil ve Filistin halkının kutsallarının ve topraklarının yağmalaması, halkına yönelik saldırılar ve sürekli olarak yapılan ihlalleri kabul etmeyeceğini vurguladı. Senine, yerleşimcilerin şehre ve kutsallarına yönelik devam eden saldırılarından tamamen işgal devletini sorumlu tuttu.

İsrail işgal güçleri Nablus’taki valilik etrafında askeri kontrol noktaları kurarak arabaları ve vatandaşları kimlik kontrolleri ile kapsamlı aramalara tabi tuttular.

İsrail’in iki aydır Salfit şehrine bir geçit arayışında olduğu düşünülüyor.

Tel Aviv, uluslararası hukuku yok sayıyor

Filistin Esir İşleri Heyeti, işgalci İsrail hükümetinin halen 250 şehidin cesedini elinde tuttuğunu ve bazılarının 30 yıldır Makbaratu Erkam’da gömülü bulunduğu açıklamasının uluslararası tüm kanunlara aykırı olduğunu belirtti.

Kurumun Gazze Şeridi’ndeki işlerini yürütmekten sorumlu komite üyesi olan Çalışmalar ve Dokümantasyon Birimi Başkanı Abdunnasır Firavana, “Cesetlerin alıkonulması, Tel Aviv tarafından işlenen en ağır, çirkin, dini, insani ve ahlaki suçtur. İşgalci İsrail hükümeti aleni ve sistematik olarak bu suçu işleyen tek ülkedir. Tel Aviv’de yetkililer tarafından kabul edilen yasalar cesetlerin alıkonulmasına izin veriyor” diye konuştu.

Firavana, cesetlerin alıkonulmasının tüm normlar, sözleşmeler ve uluslararası yasalara aykırı olduğunu ifade etti. Özellikle de ölülerin hak ve onurlarına saygı duyulmasını içeren 1, 3 ve 4’üncü Cenevre Sözleşmeleri’ne aykırı olduğunun altını çizen Firavana, gerekli dini törenlerin yapılarak defin işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için İsrail’in cesetleri ailelerine teslim etmesi gerektiğini vurguladı. Ailelerin cenazelerini defnederek mezarlarını koruma hakkı olduğunu belirten Firavana, bunun uygulanması için pratik düzenlemeler yapılması gerektiğini kaydetti.

Filistinli yetkilinin yaptığı açıklamalar, 11 Mart 1978 tarihinde operasyon komutanı ve Filistinli bir kadın fedai olan Delal el- Mağribi’nin, İsrail hükümet güçleri ile girdikleri çatışma sonucunda öldürülmesinin 40. yıldönümü kapsamında gerçekleştirildi. Mağribi’nin cesedinin hala İsrail’in elinde olduğu biliniyor.