Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Filistin’de çözüm arayışları ve Rusya | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Rusya’nın adı bu aralar sık sık geçiyor, Suriye savaşındaki merkezi rolünden dolayı değil de, Filistinlilerin Rusya’yı barış sürecini himaye edecek yeni bir koalisyonun patronluğuna seçtiği için, zira; Filistinliler barış sürecine gerçekçi bir doz ilave etmek istiyor, Washington’un da bu sürece ortak olmasında da bir beis görmüyor!

Moskova’nın arzulanan rolü hakkındaki görüşler Başkan Mahmut Abbas’ın uluslararası dörtlü grubun barışa katkısı olacağını düşünmediğini ve Amerikan tekelinden şikayetçi olduğunu açıkladığı son Moskova ziyareti esnasında ve öncesinde inrefax haber ajansına verdiği demeçlerde de daha sık gündeme geldi.

Moskova’nın barış sürecine liderlik etme daveti Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesine reaksiyon olarak ve tepkilerin eyleme dönüşmesi amacıyla ortaya çıktı. Filistinli delegeler dünyanın değişik ülkelerini ziyaret ederek barış sürecinin liderliğini bu ülkelere arz etti, ülkelerin tümü Filistinlileri anladığını söylemesine rağmen, Rusya ve Çin dahil, bu tür bir role soyunan olmadı, zira; uluslararası arenada ABD’nin barış sürecine liderliği, başa bela da olsa, olmazsa olmaz bir olgu olarak görülüyor.

Rusların Filistin haklarıyla ilgili değişmeyen bir duruşu var, Kudüs’le ilgili ise çok net bir tutumları var: ’Batı Kudüs İsrail’in başkenti, Doğu Kudüs te Filistin’in başkenti’.

Rusya’nın İsrail’i etkileme kabiliyetinin sınırlı olduğunu kabul etmekle birlikte, Filistinliler, Rusya’nın duruşunu, işgal altındaki Kudüs hakkında uluslararası bir belge-kanıt olarak görüyor. Ayrıca, Filistinliler, Rusya’nın Ortadoğu’da artan nüfuzunun, bir daha ele alınması halinde, gelecekte davaları için faydalı olabileceğini görüyor.

ABD ve İsrail’in çekimser kalmalarından dolayı, her ne kadar Moskova, Filistin kartını oynayamasa da, Rusya’nın Ortadoğu’daki nüfuz oyununda Filistin kartının öneminin farkında. Bu kartı oynayamamanın bir diğer nedeni de Moskova’nın Suriye’de karmaşık bir savaşı yönetiyor olması. Bununla birlikte, stratejik dengenin sağlanması için ve kartın harekete geçmesini sağlamak için olumlu bir iklimin ortaya çıkmasını beklemek, etkisinin genişlemesi ihmal edilemez ve terk edilemez sağlam bir ilke olarak gören büyük bir devletin politikasının vazgeçilmezi gibi görünmektedir.

Dünyanın üçte birini oluşturan BRICS ülkeleri de Rusya’yla aynı duruşu sergiliyor; bu ülkeler her forum ve alanda Filistinlilerin lehine oy kullanıyor, ufukta gerçekçi veya ciddi bir barışın olmadığının da farkında. Dolayısıyla, bu ülkeler ne barış hamiliğine ne de sürece taraf olmak isterler, kısacası, ucu bucağı belli olmayan bir sürece girmekte ve enerjilerini kaybetmekte tereddüt ediyorlar. Barış sürecinin akamete uğraması Amerikan başarısızlığının markası olması herkesi vicdani yönden rahatlatıyor. Dolayısıyla bu ülkeler, verecekleri desteğin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Ramallah ziyaretinde Filistinlilere sunduğuna benzer sınırlı yardımlar haline bürünmesinde sakınca duymazlar.

Aktif bir diplomat olduğu bilinen Filistin Büyükelçisi’nin Moskova’da yaptığı açıklamayı beğendim; Başkan Putin kendisinden Filistin’de bir milyon Rus turisti ağırlamak için pratik imkânlar sağlamasını istemiş ve Filistinlilere eğitim bursları sunmuş. Bunların da şimdiye kadar yeterince iyi olduğunu söyleyebilirim.