Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Filistinliler: Likud Partisi’nin yerleşimci kararı tehlikeli bir düşmanlıktır | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, iktidardaki Likud Partisi Merkez Komitesinin, işgal altındaki Filistin toprağı Batı Şeria’da bulunan yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinin İsrail’e ilhak edilmesini öngören yasa tasarısının onaylanmasına tepki gösterdi.

Abbas bu girişimi Filistinlilere karşı yeni bir düşmanlık olarak nitelerken, kararın alınmasında ABD’nin sınırsız desteğine dikkat çekti.

Filistin muhalefeti ise bu kararın Oslo anlaşmasının ilgası ve ABD ile İsrail iele ilişkilerin tümüyle kesilmesi için bir fırsat olarak değerlendirdi. Diğer taraftan İsrail muhalefeti de kararı, sağcılar arasında barışı kumara dönüştüren yeni bir çatışma döngüsü olarak nitelendirdi.

Netanyahu toplantıda yer almadı

Likud partisi merkez üyeleri aralarında başkanları Binyamin Netanyahu olmadan pazar gecesi toplanarak kararı oyladılar. Oyalanan kararda şu ifadeler yer aldı; “Ebedi başkentimiz Kudüs de dahil Yahuda ve Samara’nın (Batı Şeria) kurtuluşunun 50’nci yıl dönümünde Likud Merkez Komitesi olarak Likud milletvekillerine, Yahuda ve Samara’da bulunan özgürleştirilmiş tüm Yahudi yerleşim birimlerinde İsrail kanunları ve egemenliğini hakim kılmaları ve serbestçe Yahudi yerleşim birimi inşasına imkan sağlamaları çağrısında bulunuyoruz.”

Toplantıya bin kişi katıldı

Ben-Gurion Havaalanı’nın yakınındaki “Avignon” salonunda gerçekleşen toplantıya yaklaşık bin Likud aktivisti katıldı. Toplantıya katılan İsrail eski İçişleri Bakanı Gideon Saar şunları kaydetti; “Likud partisi tüm tarihi adımlara öncülük etti. Bizim neslin görevi yerleşimcilerin geleceğiyle ilgili tüm soru işaretlerini ortadan kaldırmaktır.”

“Yahuda ve Samara’nın egemenlik vakti geldi”

Bakan Yardımcısı Tzipi Hutubeli konuşmasında Likud partisinin egemenliği desteklediğini belirterek partinin Kudüs ve Golan tepelerinden sonra tarihe önemli bir not düşeceğini söyledi. Hutubeli, “Yahuda ve Samara’nın egemenlik vakti geldi” dedi.

“İsrail’in başkentinde egemenliği sağlayan Likud’dur”

Bakan Haim Katz’da konuyla ilgili şöyle konuştu; “Likud merkezi Yahuda, Samara ve Büyük Kudüs’ün egemenliği için tarihi bir oylama yaptı. İç Güvenlik ve Strateji Bakanı Gilad Erdan, “İsrail’in başkentinde egemenliği sağlayan Likud’dur. Golan tepelerinde de. Şimdi de Yahuda ve Samara üzerinde de egemenliği sağlayacak olan Likud olacaktır. Egemenliğimizi kuvvet kullanarak değil; dini, tarihi, ahlaki ve Tevrat’taki haklarımıza uygun olarak gerçekleştireceğiz. Evet bunu yapacağız” dedi.

“İki halk için iki devlet fikri ortadan kalkmıştır”

Çevre Bakanı Ophir Akunis, toplantıdaki dikkat çekici konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “ Likud’un anayasasındaki ilk madde, İsrail hakkını Yahudi halkına vermektedir. İki halk için iki devlet fikri ortadan kalkmıştır. Şu anda Beyaz Saray’da oturan Donald Trump’ın da bu yanlış konsepti kabul etmemesi büyük mutluluğumdur.”

İsrail Meclis Başkanı Yuli Edelstein, “Egemenlik zamanı geldi ve şimdi her şey bize bağlı” diyerek, Trump’ın verdiği kararla Kudüs ve Batı Şeria için kendilerine yeni bir dönem açıldığını vurguladı.

İsrail Evimiz Partisi’nin lideri Savunma Bakanı Avigdor Lieberman ve Yahudi Evi Parti lideri ve İsrail Milli Eğitim Bakanı Naftali Bennett karardan memnuniyet duyduklarını belirtirken, konu meclise geldiğinde destek vereceklerini belirttiler.

“400 bin yerleşimciyi görmezden gelemeyiz”

Likud parti milletvekilleri ve bakanları, dün parti merkezlerinin tavsiyesini uygulamak için İsrail Meclisinde çalışmalarına başlayarak, bu konuda Adalet Bakanı Ayalet Şaked ile anlaştılar. Hükümetin hukuki danışmanı Avihai Mandelblit İsrailli yerleşimciler için uygulanabilecek yeni bir talimat hazırladı. İsrail Turizm Bakanı Yariv Levin “ İsrail’de yaşayan 400 bin yerleşimciyi görmezden gelemeyiz” dedi.

“ABD’nin desteği olmasaydı İsrail böyle tehlikeli bir kararı alamazdı”

Filistinliler ise bu karara bütünüyle karşı çıktılar. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas kararın Filistin’in varlığını ve haklarını sona erdirmek ve İsrail’in Filistin üzerinde büyük projesini uygulamak için alınmış olduğunu vurguladı. Bu kararın Filistin halkına büyük bir düşmanlık anlamına geldiğini söyleyen Abbas, “ABD yönetiminin mutlak desteği olmasaydı İsrail böyle tehlikeli bir kararı alamazdı” ifadelerini kullandı. Bu kararın Filistinlilere uygulanacak zalimane bir karar olduğunu vurgulayan Abbas, uluslar arası toplumu acil müdahaleye çağırdı. Abbas konuşmasını şöyle sonlandırdı; “ Dünya üzerinde hiçbir halk köle gibi yaşamayı kabul etmez. Filistin halkı dünyada bunu kabul eden ilk halk olmayacak. Bu nedenle bizler de 2018 yılında önemli kararlar alma aşamasındayız. Bunlar içinde uluslar arası mahkemelere başvurmak, uluslar arası örgütlere katılarak Filistin halkının haklarını korumak için tüm kanuni haklarımızı kullanacağız.”
“Bu adım bütün anlaşmalara darbe niteliğindedir”

Fetih Hareketinden yapılan açıklamada da şunlar kaydedildi; “Atılan bu adım bütün anlaşmalara darbe niteliğindedir. Sessiz kalınması mümkün olmayan bir provakasyondur. Aynı zamanda BMGK’nın kararlarına da açık şekilde ihlal etmektedir. Uluslar arası toplum bu İsrail çılgınlığını durdurmak için derhal harekete geçmelidir.”

Karar, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne götürülmeli

Muhalif Filistin Halk Mücadelesi Cephesi’nden yapılan açıklamada ise Likud Parti Merkezi’nin aldığı bu tutumun, Trump’ın Filistin konusunda aldığı kararın devamı niteliğinde olduğu vurgulandı. Irkçı ihtilal rejimine karşı acilen Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurulması gerektiğini söyleyen örgüt, “Yerleşimcilik büyük bir suçtur ve bunu yapan ihtilal devlet cezalandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Düşmanlığı ileri boyutlara taşıma siyaseti”

Hamas’ta konuyla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi; “ Bu durum İsrail’in ABD’nin tutumundan istifade ederek düşmanlığını ileri boyutlara taşıma siyasetidir. Ancak bu tutum Filistin halkı için daha fazla direniş ve haklarına daha fazla sarılma demektir.

“Provakatif bir karar”

Öte yandan İsrail’de muhalefet de karara karşı çıktı. Meclis’te grubu bulunan Yitzhak Herzog, alınan kararın, öncelikle İsrail’e zarar verecek ve onu yalnızlaştıracak provakatif bir karar olduğunu söyledi.