Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Fransa: Şirketlerimizi İran’la çalışmaya zorlayamayız | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Fransa, İngiltere ve Almanya ile Rusya, Çin ve İran dışişleri bakanlarının, gelecek Cuma günü Viyana’da Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanı Federica Mogherini başkanlığında ilk kez yapılacak toplantı, üç yıl önce Tahran ile imzalanan nükleer anlaşma ile ilgili krizi büyük ölçüde giderecek bir dönüm noktası olarak görülüyor.

AB tarafından yönetilen ve ‘Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu’ olarak adlandırılan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) uygulanmasını takip etmekle görevli komisyon, ilk kez bakanlar düzeyinde bir araya gelecek. Toplantıda nükleer anlaşmanın uygulanması konusuna değinilmeyecek. Bunun yerine ABD’nin Mayıs ayında anlaşmadan çekilmesine rağmen Tahran’ın anlaşmada kalması karşılığında AB’nin sağlayacağı ‘garantiler’ üzerine odaklanılacak.

Nükleer anlaşma ile ilgili gelişmeleri takip eden kaynaklar, Avrupa ülkelerinin, İran ekonomisinin can damarı olan petrol ihracatı konusunda, Tahran için ‘yeterli’ olduğunu düşünüyor.

ABD’nin, İran’ın petrol ihracatını engelleyerek, ekonomisini ‘boğma’ niyetini ortaya koymasının ardından gerçekleşecek olan toplantı ile ilgili Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Avrupalı kaynaklar, Batılı petrol şirketlerinin İran’la çalışmaya ve petrolünü satın almaya devam edemeyeceklerini, çünkü ABD’nin 4 Kasım itibariyle başlatmayı planladığı petrol ve bankacılık sektörlerine yönelik yaptırımların altında ezileceklerini belirtti.

Fransız resmi kaynakları ise Şarku’l Avsat’a, Paris ya da Avrupa’daki başka bir başkentin, Tahran ile iki nedenden ötürü anlaşma yapmayı sürdüremeyeceklerini söyledi. İlki, bu şirketlerin yaptırımlara karşı çıkabilecek gücü olmaması. İkincisi ise, bazı şirketlerin geçmişte ABD yaptırımları nedeniyle zor dönemler geçirmiş olması. Bu nedenle hiçbir şirket bu kötü deneyimi yeniden yaşamak istemiyor.

Paris, Londra ve Berlin, yakın döneme kadar, ABD’yi nükleer anlaşmada kalmaya ikna etmeyi ve anlaşmaya yeni bir takım eklemeler yapılmasını öneriyordu. Ancak ABD’nin yeni stratejisi çerçevesinde müttefikleriyle yaptığı müzakereleri yöneten ABD Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Direktörü Brian Hook, yaptığı bir açıklama ile Avrupalıların bu konudaki umutlarını yok etti. Hook, haber ajansları tarafından aktarılan açıklamasında, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarında kimseye muafiyet sağlama gibi bir çalışması olmadığını, çünkü böyle bir durumda, yaptırımların İran üzerindeki baskısının azalacağını Washington’un da bunu istemediğini söylemişti.

Washington bu yaklaşıma devam ederse, -ki böyle olması bekleniyor- ABD’ye yaptırımlardan ‘muafiyet’ talebinde bulunan Fransız petrol şirketi ‘Total’ hayal kırıklığına uğrayacak ve buradaki faaliyetlerine son vermek zorunda kalacak. Bu durum, İran ile çalışan diğer Fransız ve Avrupalı şirketler için de geçerli.

New York ve Paris hattında aktif olan İranlı hukuk uzmanı Ardavan Amir-Aslani, konuyla ilgili değerlendirmesinde, Fransız ve Avrupalı büyük şirketlerin İran’dan çekilmeye karar vereceklerini, çünkü ABD pazarında da yer alan bu şirketlerin, İran ekonomisinin 50 katı olan ABD ekonomisini tercih etmelerinin zor olmayacağını belirtti.

ABD’nin Mayıs ayında nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana anlaşmayı sürdürmeye çalışan Avrupa ülkeleri, ABD Başkanı Donald Trump’a ABD’nin yaptırımlarını zayıflatmayacak bir ‘strateji’ geliştirmesi için çağrıda bulundular. Bununla birlikte Avrupa-İran teknik komisyonları, yaptırımlara verilecek ‘yanıtın’ içeriğini belirlemek için önemli toplantılar gerçekleştirdi.

Avrupalı diplomatik kaynaklar, pratik açıdan bakıldığında Avrupa’nın ekonomik egemenliği hakkında söylemlerde bulunmaktan ve ABD’nin ekonomi polisliği rolünü reddetmekten uzak bir konumda olduğunu ve minimum ilerleme kaydettiğini belirtti. Kaynaklara göre, Avrupa’nın karara bağladığı tek şey, 1996 yılında alınan ve ABD’nin sınır ötesi yasalarına boyun eğmeyi reddeden şirketlere yasal koruma sağlama kararının yeniden devreye sokulması oldu.

Öte yandan AB ülkeleri, yaptırımlara rağmen İran’la çalışmak isteyen Avrupalı şirketlerin ticari ilişkilerini finanse edecek bir ‘fon’ kurmaya çalıştılar. Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanması gereken bu fon ile alınacak tedbirin kapsamı, sadece ABD pazarında bulunmayan küçük ve orta ölçekli şirketlerle sınırlı. Ancak talepleri bundan daha büyük Tahran, Avrupa hükümetlerini, ülkelerindeki şirketleri İran’a yatırım yapmaya teşvik etmeleri ve ABD’nin yaptırımlarına karşı koymaya çağırıyor. İran Dini Lideri Ali Hamaney, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ve diğer İranlı yetkililer, Avrupa’yı anlaşmadan çıkmak ve uranyum zenginleştirmeye geri dönmekle tehdit ediyor.

Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Fransız kaynaklar, Washington ile gerginliği artıracak ve çeşitli olasılıklara kapı açacak bu adımı atma konusunda Tahran’ı uyardı. Tahran’a, balistik füze programlarının yanı sıra bölgenin istikrarına yönelik bir tehdit olarak görülen politikasını tartışmaya açması için yapılan önerileri ‘cevaplaması’ çağrısında bulunan kaynaklar, ‘gerçekçi’ olması tavsiyesinde bulunarak, ‘Avrupa’ya uyarıda bulunma veya şartlar koyma konumunda olmadıklarını’ öne sürdü. İran’ın taleplerinin sağlanması için 3 Avrupa ülkesine ‘60 günlük’ süre tanıdığına dikkat çeken Fransız kaynaklar, bu garantilerin sağlanmaması halinde İran’ın başka bir rota izleyeceğini belirtti.

Öte yandan Washington’la Paris arasındaki temaslar, ABD yönetiminin Fransa’yı İran’ın yaptırımlara dayanamayacağı ve sonunda ABD’nin kurallarına uyacağına ‘ikna ettiğini’ gösteriyor. Bu nedenle önümüzdeki Cuma günü yapılacak toplantı çok önemli. Toplantıda İran’la yapılan nükleer anlaşmayla ilgili krizin önümüzdeki aylarda ve gelecek yıllarda nasıl bir etkiye sahip olacağına dair göstergelerin yanı sıra İran’ın bölgesel politikaları, bölgedeki krizler üzerindeki rolü, balistik füze programları ve bu programlara bağlı diğer dosyalara dair veriler sunulacak.