Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Güney Afrika’da artan ırkçı saldırılar beyaz çiftçileri hedef alıyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Apartheid rejiminin devrilmesinden çeyrek asır sonra Güney Afrika’da çiftçilere yönelik ırkçı saldırılar artıyor. Halkı için “gökkuşağı” modeli umud eden Mandela’nın aksine sosyal eşitsizlik mirasının yansımaları hız kazanıyor.

Fransız Haber Ajansı (AFP) tarafından aktarılan bilgiye göre huzurevinde kalan bir kadın, kocasının Güney Afrika’daki bir çiftlikte dövülerek öldürüldüğünü belirtti. “Onu bir odun parçasıyla dövdüler. Kemiklerinin kırılma sesini işittim” ifadelerini kullandı.

İki siyah erkeğin kurbanı olan Robert Oki Turner, altı ay önce ırk ayrımcılığından miras kalan birçok zehirli davadan birinin, uzayan kurbanlar listesine eklenen altmış altı yaşındaki bir beyaz çiftçiydi.

Turner ailesi yaklaşık 30 yıldır Limpopo’nun dağlarında yaşıyorlardı. Yakılmak üzere kullanılmak ve satmak için hektarlarca kauçuk ağacı dikmişlerdi. Turner, son beş yıldır çok mutlu olduklarını ve evlerinin kapılarını bile kilitlemeye gerek duymadıkları söyledi.

Ancak şehirlerdeki soygun, şiddet, rehin alma vakaları ve cinayetler zamanla yaşadıkları bölgelere doğru yayılmaya başladı.

14 Haziran’da silah kişiler Turner ailesinin evine baskın düzenledi. Debbie tek başınaydı. Kocası bir musluğu tamir etmek için evden çıkmıştı. 63 yaşındaki Debbie Turner olay günü yaşadıklarını şu şekilde anlatıyor:

“Mallarımızı istediklerini söyleyerek içeri girdiler ve bana tecavüz etmeye çalıştılar. Sonra silahlı adamlardan biri kocamı ayağından sürükleyerek dövdü. Ardanından kasadaki paraları alıp gittiler.” Debbie’nin kocası kısa süre sonra kaldırıldığı hastanede öldü.

Güney Afrika’da her yıl onlarca beyaz çiftçi şiddet olaylarında korkunç şekilde öldürülüyor. Bu konuda ayrıntılı istatistikler bulunmasa da meselenin büyüklüğü tartışmalara neden oldu. Nüfusun yüzde 9’unu oluşturan beyazların temsilcisi olan AfriForum adlı sivil toplum örgütü konunun başlıca takipçisi olarak ön plana çıkıyor.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Gıda Örgütü (FAO) Başkan yardımcısı Ernest Roost, “Çiftçiler uzak bölgelerde yaşıyorlar ve Güney Afrika gerçekten şiddetin üst düzeyde olduğu bir yer. Ancak bu cinayetlerin sebebi siyasi. Bazı liderler, beyazlara yönelik şiddeti teşvik ediyorlar ve tüm sorunlardan onları sorumlu tutuyorlar” açıklamasında bulundu.

Roost konuyla ilgili olarak ülkedeki sol liderlerden Juulis Malema’nın “Beyazların topraklarını geri alma” çağrısı ile Cumhurbaşkanı Jacop Zuma’nın 2010 yılında içinde “çiftçileri vur, onları öldür” ifadesini içeren devrimci marşı söylediğine dikkat çekiyor.

Güney Afrika’da sömürgeciliğin izleri sürüyor

Güney Afrika’da tarım büyük ölçüde halen emperyal güçlerin torunlarının elinde. 1994’te Apartheid’ın yıkılmasından sonra beyazlar arazilerin yüzde 85’ine sahipken bu oran şimdi yüzde 73 civarında.

İşsizlik oranının giderek artmasıyla siyahlar lehine radikal değişiklikler alınması isteniyor. Kırsal kesimde yaşayan beyazlar ise hedef haline geldiklerini düşünerek hayatlarından endişe duyuyorlar.

Ülkedeki birçok radikal oluşum “soykırım” gibi eski rejim yöntemlerini dillendiriyor. Gerhardus adlı bir çiftçi konuyla ilgili şu açıklamlarda bulundu: Siyahlar ülkelerini çaldığımıza inanıyor. Aslında ülkeyi imar eden biziz. Siyahlar ne inşa ettiler? Hiçbir şey.”

Karşı taraftan yapılan bu ve benzeri uç yorumlar son zamanlarda ülkede oldukça revaçta. Beyaz çiftçilerin ekim ayının sonunda daha fazla korunma talebiyle yaptıkları gösteride eski Güney Afrika bayrağını açılması skandala sebep oldu.

Polis yetkilisi Fikile Mbabula, şiddet olaylarından dolayı ülkede her gün 52 kişinin öldüğünü söyledi.

Yapılan açıklamalar siyah çiftçilerin de aynı tehdit altında oldukları yönünde. Ancak beyazların mücadelesine katılmadıkları ifade ediliyor. Afrika Çiftçileri Derneği Başkanı Vuyo Mahlati, “Bazılarının aşırı sağın söylemini yaymak için çiftçilik statüsünü kullanmalarını asla kabul etmiyoruz” dedi.

Ülkedeki beyazlar, siyahi hükümetin kendilerini terk ettiğini hissedince başlarının çarelerine bakmaya başladı. Geceleri silahlarıyla devriye gezerek şiddete karşı önlem almaya çalışıyorlar.

Kısa süre önce Limpopo’da bir çiftlik satın alan Marli Swanepoel “Kendimizi korumak zorundayız. Siyasetle hiçbir ilgimiz yok. Tek istediğimiz güvenli yaşamak” açıklamasında bulundu.

Güney Afrika’nın kırsal bölgelerinde korku giderek yaygın hale geliyor. Ancak herkes bu korkuya teslim olmuyor. Bir sabah deposundaki her şeyi çalınan ve ayağından kurşunla vurulan Hans Bergmann da onlardan biri. Yaşadığı korkuya rağmen hayat düzenini değiştirmeyeceğini söyleyen Bergmann yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: Onlar mallarımıza göz diktikleri için geldiler, bizi zengin sanıyorlar. Çiftliğimi terk edersem nereye gidebilirim ki?”

Kocası öldürülen Debbie Turner’da aynı şekilde teslim olmayanlardan. “Kocamı öldürenlere karşı hınç duyuyorum. Bazen asılmalarını diliyorum” diyen Debbie ayrıca saldırganları tutuklamayan görevlileri de suçlayarak “Bizi hiç umursamıyorlar” ifadesini kullandı.

Turner kocasıyla ilgili hatıralarını anlatmayı bıraktı ve açıklamasını şu cümleyle sonlandırdı: “Bir gün mutlaka dağlara geri döneceğim.”