Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Hariri yeni hükümetinde Hizbullah’a yer verecek mi? | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Bu köşede daha önce Lübnan Devletinin iliğine kadar işlemiş Hizbullah’ı konu edinmiştik. Günümüzde, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD’nin son tutumuna göre Hizbullah, içindeki militanlar, politikacılar ve iş insanları arasında ayrım yapılmaksızın, bir terör örgütüdür. Bu prensibe göre de ‘Terör Finansman Hedefleme Merkezi’ Hizbullah’a ve finansörlerine kovuşturma uygulamaktadır.

Hatırlatalım; Terör Finansman Hedefleme Merkezi üyelerini Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, BAE ve tabii ki ABD oluşturuyor.

ABD Hazine Bakanlığı, Lübnan Hizbullahı’nın önde gelen kişilerini, başta Genel Sekreteri Hasan Nasrallah olmak üzere, yardımcısı Naim Kasım, Muhammed Yezbek, Hasan Halil, İbrahim Emin es-Seyyid ve tabii ki, örgütün askeri kanat lideri Talal Hemiye’yi terörist olarak sınıflandırdı ve bu kişilere mali ve bankacılık yaptırımı uyguladı.

Konuyla ilgili Suudi Arabistan’dan gelen açıklamada, yaptırımların ‘Suudi Arabistan topraklarında terör eylemleri ve destekleyenleri hedef alan ve teröristleri ve teröristlere veya terör eylemlerine destek veren 2001 yılının 1373 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı uyarınca.’ yapıldığı belirtilmiştir.

Yine aynı açıklamada, Körfez ülkeleri ve ABD ortak bir tutum benimseyerek Lübnan Hizbullahı’nı uluslararası terör örgütü olarak benimsemiş ve Hizbullah’ın siyasi kanadı ve terörist askeri eylemleri arasındaki ayrımın yanlışlığı belirtilmiştir.

Lübnan’ın politik sahnesinde ise durum farklı, zira; Hizbullah, Şii müttefiki Emel Hareketi ile Parlamentodaki Şii sandalyeleri almakla yetinmeyip, sarı bayraklı yandaşları partilerinin parlamentoda fazladan 7 sandalye daha almalarını Beyrut sokaklarında tur atarak kutladı ve Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri ve oğlu Saad’ın heykeline pislik attı.

Konu Başbakan Saad el-Hariri’den açılmışken, gelecek hükümetin Başbaşkanı da Hariri mi olacak?

Hariri hükümetinde mali, politik ve güvenlik yaptırımlarla hakkında kovuşturma olan bir partinden isimlere yer verecek mi? Daha açık soruyorum: ABD, Suudi Arabistan ve BAE tarafından ‘terör örgütü’ sayılan bir yapıdan bakanlar tayin edip kabul edecek mi?

Hariri, böyle bir karar alırsa, kararını kabul etmek için, Washington ve Riyad’ı nasıl ikna edecek? Yoksa başbakanlığın ağır yükünü başka bir Sünni aileye atıp muhalif olmaya mı tercih edecek?

Lübnanlı bazı politikacı ve ekonomistler, başta Lübnan Merkez Bankası başkanı Riyad Selame olmak üzere, Lübnan Devletinin İran’la ‘organik’ bağı bulunan Hizbullah’la ilişkilendirilmemesi gerektiğini savunuyor. Fakat şu bir gerçek ki, Hizbullah liderleri Lübnan vatandaşıdır ve Lübnan devleti üzerine fiili ve gerçek kontrol sağlamaktadır.

Bu ne perhiz ne lahana turşusu!?

Artık görüntü net, güneş balçıkla sıvanmaz, Bu İranlı örgütün politik ve askeri kanatları arasında ayrım yapmak, ki bu eski bir Avrupa hilesidir, artık etkisini yitirmiştir.

Lübnan kamuoyunun çoğunluğunu oluşturan akil ve erdemli kanaat önderlerinin, Humeynici partinin vesayetine karşı çıkan tüm güçlerin Hizbullah’ın gayrimeşruluğuna karşı somut ve ortak bir tavır almaları gerekiyor.

Evet bu tavır acı dolu ve bedel gerektirse bile…