Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Hizbullah karşısında Lübnan ordusu | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Lübnan ordusu, sadece Lübnan’ın doğusunda yürütülen Baalbek ve el Kaa operasyonlarında başarılı olmadı. Tam tersine bu başarı, Lübnan askeri müessesesinin tarihinde ve Lübnan devletiyle Hizbullah arasındaki güç dengesinde, hiç görülmemiş bir dönüm noktasını teşkil etti.

Söz konusu başarı, Taif ittifakından beri askeri üstünlüğü tekelinde bulunduran ve Temmuz 2006 savaşından bu yana büyük sıçrayışlar yapan, sonra da Beşşar Esed rejiminin yanında Suriye savaşına giren Hizbullah milislerinin dikkatini çekti. Hizbullah’ın saha komutanları ve askerleri, önceden bildiklerinin tam aksine; deneyime, güce, yetkinliğe ve inanca sahip askeri bir müessesenin karşısında olduklarını anladılar. Pek çok Lübnanlı ve Arap, Baalbek ve el Kaa’dan yayılan bu başarıyı doğrulamak istemiyor veya başarıya inanamıyor. Çoğu Lübnanlı ve Arap, Lübnan ordusunun hala Hizbullah’a tabi olduğunu düşünüyor. Tarihsel izlenimde imkanlarının zayıflığıyla resmedilen Lübnan ordusu, en iyi durumda. Bu başarı ve olağandışı gelişme dikkat çekmeye başladı.

Çokları, Lübnan ordusu ve vesayet savaşlarıyla rekabete girmeye koşturan Hizbullah’ın fark ettiği şeylerin farkına varmadı. Hizbullah’ın genel sekreteri, operasyonlar esnasında devamlı televizyona çıkarak ordunun başarısının değerini azaltmak için konuşmalar yaptı ve açıklamalarda bulundu. Ayrıca ordunun Hizbullah’tan bağımsız hale gelmesini kınayarak, ordunun kurtardığı yerlerle Hizbullah’ın kurtardığı yerler konusunda metrekare tartışmasına girişti.

Aynı zamanda modern medyanın propaganda gücü ve bütün imkanlarını kullanarak oluşturulan Hizbullah efsanesi yanında, ordunun genel imajını değiştirmek için elindeki propaganda gücünün zayıflığı kıyaslanamaz.

Aksine, Hizbullah’ın medya taktiği, ortaya çıkan Lübnan ordusunun imajını doğrulamak için Lübnanlıları ve Arapları uyarma konusunda katkı yaptı ve yapmaya devam ediyor.
Lübnan ordusunun stratejik bakımdan ilerlemesini sağlayan pek çok neden bulunuyor. Bu nedenlerin en önemlileri ise şunlardır:

1-Amerika tarafından ekipman, deneyim ve planlama konusunda doğrudan yapılan destek. İngiltere’den yapılan teknolojik destek (Lübnan sınırında operasyonlar öncesinde ve sonrasında meydana gelen her olayı kaliteli bir şekilde, saat boyu canlı olarak nakleden insansız hava araçları ve sınırdaki gözetleme kuleleri )

2-Askeri tecrübelerinin başlangıcında şiddetli bir şekilde savaşan yeni nesil generallerin ortaya çıkışı. Bu generaller, bugün Baalbek ve el Kaa operasyonlarını yönetiyorlar. Lübnan iç savaşındaki şartların uysallaştırdığı önceki jenerasyonun aksine, söz konusu yeni neslin herhangi bir milisle bağı bulunmuyor.

3-İkinci maddeyle bağlantılı olarak bugün orduyu komuta eden yeni neslin kimyasında siyasi aidiyetten ziyade, mesleki ve askeri aidiyet bulunuyor. Siyasi aidiyete mensup olanlar, Lübnan devletinde aralarında ordunun da bulunduğu pek çok kurumu zayıflatan, Suriye vesayetinin gölgesinde büyüdüler. Suriye vesayeti, cumhuriyet liderlerinin imalathanesine dönüştü.

4-Askeri kurumu yeniden yapılandırmak için kurum içerisindeki güç merkezlerini klasik piramit esasınca çözen ve çözmeye devam eden köklü, sessiz reform süreci ve askeri istihbaratta olduğu gibi, ordu içinde herhangi bir kesimin bağımsızlığına müsaade etmeyen yönetim birliği.

Son çeyrek saatte operasyonda cereyan eden hadiseler, Hizbullah’ın katıldığı müzakerede ordunun elde etmiş olduğu büyük başarının belirsizliği gibi her ne olursa olsun biz, meyvelerin toplandığı dönüm noktasının başlangıcındayız. Hizbullah’ın söz konusu belirsizlik için yaptığı medya propagandası, böylesine büyük ve önemli bir fotoğrafta çok küçük bir ayrıntıdan ibarettir. Aslında Hizbullah, kendisiyle koordine yapmadan ordunun elde ettiği başarıyı görmek istemiyor. Medyada, Nasrallah, kaçırılan askerlerin akıbetini ortaya çıkarmak için DEAŞ’tan elde edilebilecek bilgi meselesini gündeme getirerek, Lübnan ordusunun gerçekleştirdiği başarıyı gölgelemeye çalıştı.

Fakat dediğim gibi biz, büyük ve köklü bir dönüşümün başındayız.

2005 yılından yakın bir zamana kadar Lübnan siyaseti, 8 Mart ile 14 Mart ekseni arasındaki kamuoyu görüşleri ikiye ayrıldı. Zorlu yıllardan sonra 8 Mart’tan geriye, Hizbullah ve kendisine bağlı kesim kaldı. 14 Mart’tan geriye ise, devlet düşüncesi ve devletin meşruluğu kaldı. Gelişip büyüyecek yeni bölünme çizgisi, ordu (devlet) ile Hizbullah arasındaki çizgidir. Ordunun başarısını göstermede aşırıya kaçmamak ve son çeyrek saatte Hizbullah’ın hareketinin neden olduğu karışıklığın unutulması hikmet gereği olabilir. Orduyla Hizbullah arasında çatışmanın hızlanması istenmiyor. Aksine siyasi, ulusal ve Arap idrakinin bu yeni veriyi algılayıp korumak ve sessiz bir şekilde mezkûr verinin üzerine inşa etmek için hızlı hareket edilmesi isteniyor.

Hizbullah, Baalbek ve el Kaa operasyonlarından sonra, söz konusu verinin mahiyetini idrak ettiğinden dolayı çatışmaya girmiyor.Bu verinin önemini azaltmak ve küçültmek maksadıyla hızlı girişimlerde bulunuyor.