Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Hizbullah, Silah Ticareti Anlaşması’nın onaylanmasından endişeli | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Lübnan parlamentosunda “Silah Ticareti Anlaşması” kararının onaylanması, durumu destekleyenler ve reddedenler arasında bir bölünmeye yol açtı.

Güçlü Cumhuriyet Bloğu üyesi olan Milletvekili Fadi Saad, meseleyi endişe verici olarak görmezken, yaptığı açıklamada “Onaylanan şey, silahların terör örgütlerinin ellerine geçmediğinden emin olmak üzere silah ticaretiyle ilgili imzalanacak uluslararası bir anlaşmadır” dedi. Saad, “Hizbullah, bu durumla ilgilenmiyor, çünkü silahları İran’dan geliyor, satın almıyor. Hizbullah bir devlet değil, anlaşma ise devletler arasında” şeklinde konuştu.

Fadi Saad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Lübnan, silahların terör örgütlerinin ellerine ulaşmasını engellemek üzere uluslararası bir anlaşma imzalayan devletler dışında kalamaz. Ancak Hizbullah, bu antlaşma sisteminin dışında, çünkü silahlarını İran’dan sağlıyor” dedi.

Direnişe Vefa Bloğu milletvekilleri ise, direnişin silahlarının hedef alındığını söyledi. Bu çerçevede Navaf el-Musavi, “Düşman İsrail, silah ticareti ve transferi anlaşmasının bir ortağıdır ve dolayısıyla bu anlaşmayı imzalamak Lübnan’ın çıkarlarına hizmet etmiyor” ifadelerini kullandı. Güçlü Lübnan Bloğu üyesi Hikmet Dib de anlaşmanın imzalanmasının, silahların transferi ve ticareti gerekçesi altında direnişi kastettiğini belirtti. Başbakan Saad Hariri ise projenin önemine değinerek, “Silah ticareti ve transferi anlaşmasının direnişle hiçbir ilgisi yoktur. Lübnan’ın çıkar sağlaması için bu anlaşmayı imzalaması gerekiyor” dedi.

Güçlü Lübnan bloğu, kararı onaylama, çekimser kalma ve reddetme konularında bölünürken, Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin lideri olduğu Emel Hareketi, anlaşmaya karşı olduğunu duyurdu. Hareket, Lübnan içerisinde Hizbullah’ın en önemli müttefikleri arasında yer alıyor. Aynı şekilde Milletvekili Mişel Musa, 26 Eylül’de yaptığı açıklamada, Kalkınma ve Kurtuluş Bloğu milletvekillerinin, anlaşmayı “Lübnan ve Lübnanlıların çıkarına” olarak nitelendirdiğini söyledi.

Öte yandan Hizbullah da anlaşmanın, “endişeye yol açacak kapıları açtığını” belirtti. Bu bağlamda Hizbullah’a yakın bir askeri analist Amin Hattit, Merkezi haber ajansına yaptığı açıklamada, yasayı uygulayacaklar arasındaki güven tavanında fark olduğunu, bu durumun bilindiğini ve uygulamanın genişleyip daralabileceğini söyledi.

Aynı şekilde parlamentoda Savunma ve İçişleri Komitesi üyesi de olan Milletvekili Fadi Saad, yasanın Hizbullah’a herhangi bir etkisi olmadığını vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Saad, “Hizbullah’ın bazı endişeleri var” diyerek, durumla aşırı bir hassasiyetle uğraştıklarını belirtti. Fadi Saad, “Bu duyguya gerek yok. Çünkü Lübnan’da hiç kimse Hizbullah’ın silahlarına dair savaş planı yapmıyor. Tüm bileşenlerin tavırları açık. Silahların devlet himayesine geçmesini talep ettik ve etmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Milletvekili, Hizbullah’ın normalden daha az tepki gösterdiğini söylerken, “Hizbullah, bugün Lübnan’ın karşı karşıya olduğu tehlikelerin farkında. Bu durum, Hizbullah’ın ifadelerine ve milletvekillerinin kişisel düzeydeki hareketlerine yansıyor. Yani bu da Hizbullah’ın olumlu anlamda içe doğru dönmeye başladığı anlamına geliyor. Ancak bu, bizim için yetersiz, biz daha fazlasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

Silah Ticareti Anlaşması, 24 Aralık 2014 tarihinde yürürlüğe giren, dünya çapında 85 ülke tarafından onaylanan ve 130 ülke tarafından imzalanan uluslararası bir antlaşma.

Cumhurbaşkanının insani güvenlik danışmanı ve Kalıcı Barış Hareketi Başkanı Fadi Abi Allam ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, gündemin büyük ölçüde yanlış anlaşıldığını söyledi. Allam, “Anlaşma, devletler arasında egemen bir sorun olan silah kaçakçılığını düzenler ve ülkelere, kuruluşlar açısından doğrudan sorumluluk yükler” dedi.

Anlaşmanın, BM sözleşmesinin 51. maddesi uyarınca devletlere, kendilerini savunma hakkı verdiğini söyleyen Allam, “anlaşmanın, yayılmasını önlediği biyolojik, kimyasal ve nükleer kitle imha silahları gibi geleneksel silah ticareti düzenlenmesinin arka planında geliştiğini” söyledi. Fadi Abi Allam, “Anlaşmanın önemi, geleneksel silah ticaretinin muazzam olduğu gerçeğinden kaynaklanıyor. Lübnan, her 100 Lübnanlının 32’sinde silah bulunduğu çerçevesindeki hafif ve orta silahlı sivillerin listesinde 9. sırada yer alıyor” dedi. “Anlaşma, BM’nin uluslararası barışı koruma, dünya genelinde günlük olarak hayatını kaybeden 4 bin kişinin sayısını azaltma, bu sektörde işbirliğini ve şeffaflığı artırma amacı ile tutarlıdır” ifadelerini kullanan Allam, Lübnan’da 2017 yılında 499 kişinin bireysel silahlarla yaşamını yitirdiğini söyledi.

Öte yandan anlaşmanın; savaş uçakları, helikopterler, zırhlı araçlar, tanklar ve toplar dahil olmak üzere tüm geleneksel silahları kapsadığı, küçük ve hafif silahların, mühimmat ve ekipmanların yanı sıra tüm deniz araçlarının da bu kapsamda yer aldığı belirtildi.

Abi Allam ayrıca, BM kararları ve uluslararası insan hakları yasaları uyarınca anlaşmanın ithalat ve ihracat yasağını, ticari arabuluculuk faaliyetlerini, Lübnan’a geçişleri ve savaş suçu işlenen alanlara silah temininin önlenmesini de içerdiğini söyledi.

Dünya genelinde 100 bölgede çatışmalar yaşanırken, 2017 yılında silah ithalatının yarısı Ortadoğu’ya yapıldı.

Yasa uyarınca Lübnan’ın “medeni ülkeler arasına” gireceğini belirten Allam, Avrupalıların onu anlaşmayı onaylamaya ittiğini söyledi.

BM’ye sunulan yasa tasarısının hazırlığında Fas da yer alırken, ABD ve İsrail, yasayı henüz onaylamadı, Rusya, Çin ve İran da yasayı imzalamadı. Lübnan, iki yıl önce anlaşmayı imzaladı ve 26 Eylül’de milletvekilleri tarafından yasa onaylandı. Cumhurbaşkanının imzasından sonra ise Resmi Gazete’de yayımlanması için 60 güne ihtiyaç var.