Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Irak: Çıkarların çatıştığı seçimler | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Irak’ta Saddam Hüseyin rejimini yıkan savaş bittikten yaklaşık 15 yıl sonra şartlar, konjonktürler ve yönetim şekli hala tartışmalara yol açıyor. Bununla beraber savaşa sert bir şekilde karşı çıkanlar bile despot Saddam Hüseyin yönetiminin sona ermesinin demokratik rejime dönüşmeyi garantileyebilecek daha iyi bir geleceğe doğru çabalama fırsatını Irak’a verdiğini düşünüyorlar. Demokrasinin güç kullanarak dikte edilmesinin mümkün olmadığı doğrudur. Fakat bu güç, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya, İtalya ve Japonya’da olduğu gibi demokrasi yolunda duran engelleri yok etmek için kullanılabilir. Bu bağlamda Bağdat’taki despot rejimlerin inşa ettiği ve demokrasinin gerçekleşmesini engelleyen bariyerlerin kaldırılmasının delili olarak 2003 yılında Irak’ta serbest ve şeffaf referandum ve seçimlerin yapılacağına işaret edildi. Bununla birlikte serbest ve şeffaf olsa bile tek başına seçimler, demokrasiyi gerçekleştirmek anlamına gelmiyor.

Demokratik bir sistemin gerçek garantisi, anlayış, siyasi otoriteye sahip olmak ve bu otoriteyi kullanmakla ilgili usul ve kurallarda gizlidir. Irak’ın geçen 15 yıl boyunca bu garantiyi oluşturduğunu düşünüyorum. En basit şekliyle bu garanti, mezhepsel, ırkçı ve partisel ayrılıkların üstünde yer alan bir uyumdan meydana gelmektedir. Bu garantiye göre seçimler aracılığıyla yönetime ulaşılabilir ve kurumlar yoluyla da yönetim tatbik edilebilir.

Bu durum, batı demokrasi sistemlerine sahip ülkelerdeki halklar için parlak olmayabilir. Ancak tarih boyunca cansız bir varlık gibi muamele edilen halklar için bu durum, büyük bir önem taşıyor. Irak’taki demokratik rejim hala genç ve yeni olduğundan dolayı ülkedeki her seçim sürecinde özverili ve dikkatli davranmak gerekiyor. Bunun için gelecek genel seçimler, özel bir ilgi ve hazırlık istiyor. Bu da ideal koşullar sağlanana kadar seçimlerin ertelenmesi anlamına geliyor.

Bunun çeşitli sebepleri var. Birincisi ülkenin kurtarılması sonrasında icra edilen seçimlerdeki uyumun bozulmasıdır. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) bağımsızlıkla ilgili sonuçsuz referandumu bir çatlak oluşturdu. Diğer çatlak ise Şii saflarındaki dörtlü bölünmeden dolayı meydana geldi. Aynı şekilde tarih ve yöntemle ilgili bir görüş birliği yok. İkinci sebep ise, birçok önemli bölgede serbest ve şeffaf seçimlerin yapılması için gerekli maddi ve lojistik şartların gerçekleşmeme ihtimalidir.

Aynı şekilde peş peşe terör gruplarının –ki en sonuncusu DEAŞ idi- çatışmalarından sıkıntı çeken 4 şehir, seçmen kayıtlarını, oy merkezlerini hazırlamanın ve seçim sürecine yeterli denetimi sağlamayı garantilemenin yanı sıra seçim kampanyalarının düzenlenmesi için uygun altyapıya gereksinim duyuyor. Birleşmiş Milletlere (BM) göre DEAŞ’a karşı yürütülen operasyonlar, 12 Mayıs’tan (12 Mayıs, Irak Parlamentosu’nun geçen hafta belirlediği seçim tarihidir) önce seçimle ilgili durumlarının belirlenmesinin mümkün olmadığı 2,8 milyon insanın göç etmesine neden oldu. Ayrıca Kürt, Türkmen, Hıristiyan, Şii ve Sünni Araplar arasında çekişmeli bölgelerle ilgili sorunlar var. Toplam 18 ilin 8’inde farklı din, mezhep ve ırklara mensup çeşitli silahlı grupların varlığı diğer problemler arasında yer alıyor. Bu gruplar, Musul gibi bazı yerlerde polis ve ordu güçlerinin olmamasından dolayı gayri resmi olarak hâkimiyet kurdu. Bu da seçim kampanyalarının düzenlenmesini, oylama sürecini ve oyların sayılması işlemini sorunlu bir hale getirebilir. Ayrıca bazı bölgelerde özellikle de Şiilerin çoğunlukta olduğu 9 ilde İran’a bağlı olduğu düşünülen Haşdi Şabi tarzı silahlı gruplar, siyasi partiler gibi faaliyet gösteriyor. Bu durum, Irak seçim yasasına aykırıdır. Çünkü seçim yasasına göre seçimlere katılmak isteyen ordudaki herhangi bir kimsenin görevini bırakması gerekiyor.

Son olarak dini ve ırkçı kavramlardan uzaklaşmaya yoğunlaşmakla birlikte mezhepsel politikadan uzakta herkesi kapsayan milli ve ulusal mefhuma doğru yöneliş, seçimlerin ertelenmesini destekleyen en önemli bir kanıttır. Bu yöne doğru bir teşvik var. Bu da birçok parti ve siyasi hareketin parlamentodaki sandalyelerin paylaşılmasına ve kota sistemine dayanan mezhepsel rejimden uzaklaşma ümidini ortaya çıkartıyor ki söz konusu bu sistemi, Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasından sonra gelen Amerikan ‘Valisi’ Paul Bremer belirledi. Bununla birlikte bu süreç, sürdürülebilir sonuçlar elde etmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyuyor. Eski Başbakan Nuri Maliki, Ulusal Hikmet Hareketi’nden Ammar el-Hâkim, Mukteda el-Sadr gibi pek çok Şii siyasi liderin seçimlerin ertelenmesini reddettiği bir zamanda Necef’ten gelen sesler, Şii otoritenin ya da Şii din adamlarının güvenlik, adalet ve seçimlerin özgürlüğünü gerçekleştirmeyi garantilemek için net bir plan çerçevesinde seçimlerin ertelenmesine muhalefet etmemeyi düşündüğüne işaret ediyor.

Mezhepsel ve etnik bölünmeleri aşıp seçimler, oy birliğiyle ertelendiği zaman bunun başarısız referandumun etkilerinden hala sıkıntı çeken bütün Kürt partilerin desteğini kazanacağını hissediyorum. İlginç olan şu ki Washington’daki Trump yönetimi ve Tahran’daki Humeyni rejimi, 12 Mayıs’ta seçimlerin yapılmasını destekleme konusunda hemfikirler. ABD’nin 4 ildeki 8 üsse konuşlanmış yaklaşık 6 bin askeri var. Gerekli görülmesi halinde Türkiye’deki İncirlik Üssü’nün yerine geçmesi amacıyla daimi iki üsse dönüşmesi için iki tesisin genişletilmesi ve birliklerin sayısının 10 bine çıkarılması planlanıyor. Ortadoğu’nun merkezindeki bu stratejik varlığın yapısı, seçim sonuçlarına göre oluşturulacak Irak hükümetinden apaçık bir desteğe gerek duyuyor. Trump yönetiminin düşüncesinin aksine hızlıca yapılan seçimler -ki Iraklıların büyük bir kesimi seçim sonuçlarına karşı çıkabilir- ABD’nin çıkarlarına hizmet etmeyecektir.

Diğer yandan İran, büyük ihtimalle seçimlerde mezhepsel hesaplara itimat etmeyecek gelecek Bağdat hükümetinin, Irak’ta Tahran’ın askeri ve siyasi varlığına karşı çıkmasından endişeleniyor. Yönetim sistemi ne olursa olsun İran için Irak’la ilişkilerin idare edilmesi büyük bir önem arz etmektedir. Tek ve güçlü bir Irak, İran için rakip, hasım ve belki de tehdit konumundadır. Öte yandan zayıf bir Irak, cihadist örgütlere katılan Sünni Arapların silahlı grupların verimli toprağını temsil ederken tek ve güçlü bir Irak, demokratik bir ülke olduğu zaman Şiilerin çoğunlukta olduğu İran’ı ayartacak bir model haline gelebilir.

Bunun için Tahran’daki liderlerin istediği şey, ne tam zayıf ne de tam güçlü olacak şekilde hatta devamlı olarak İran’a itimat etmek zorunda kalan Irak’ın parçalanmış bir şekilde kalmasıdır. Bundan dolayı Irak’ı bir bütün haline ve daha güçlü bir duruma getirmeyen seçimler, Tahran’ın çıkarlarıyla uyuşacaktır. Dolayısıyla Iraklılar, ulusal çıkarlarına neyin hizmet ettiğini kendilerine sormaları gerekmektedir.