Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Irak’ın ABD askerlerinin çekilmesi talebinin ardındaki sebepler | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Irak’ın yeni Temsilciler Meclisi, uzun bir bekleyişten sonra geçen eylül ayı ortalarında ilk oturumu için toplandı. Hemen ardından da meclisin bazı üyeleri çoğunluğu başta ABD’li olmak üzere ülkedeki yabancı askeri güçlerin varlığını gündeme taşımak için harekete geçti. Oysa Irak’ın yeni parlamentosu, seçimlerde hile yapıldığına yönelik suçlamaların gündeme geldiği ve kitlesel bir protesto hareketinin yayıldığı bir atmosferde oluşmasından dolayı birçok sorunla karşı karşıya. Söz konusu protesto gösterilerinde sahip olduğu petrol sahaları ve nehirleri açısından benzerine az rastlanır kaynaklara sahip olan Irak’ta başta elektrik ve su olmak üzere temel hizmetlerin sağlanması, idari ve mali yolsuzlukla mücadele edilmesi ve siyasi bir reform yapılması çağrısında bulunulmuştu.

Milletvekilleri, yabancı güçlerin statüsünün gözden geçirilmesini talep etti. Bu, aslında yeni olmayan ancak en azından zamanlama açısından bağlam dışı görünen bir talep. Diğer ülkelerle askeri ilişkiler konusunda yakından ilgili olan yeni Irak hükümeti henüz oluşturulmadı. Söz konusu talep, Irak’ın bazı bölgelerinde eylemlerine ve terör operasyonlarına yeniden başlayan ve binlerce üyesi Suriye’nin Irak sınırındaki doğu bölgelerinde toplanan DEAŞ’ın örgütlendiği bir zamanda geldi.

Söz konusu çağrı geçmişte olduğu gibi İran’a atfedilen güçlerden geldi. Bu da gözlemciler tarafından bunun ilk etapta İran’a uygulanan ABD yaptırımlarından daha etkili olan yeni paketin uygulanmasının öncesinde İran’ın bir hamlesi olarak değerlendirildi.

Önceki Temsilciler Meclisi geçtiğimiz mart ayının başında Haydar İbadi hükümetinin yabancı güçlerin Irak’tan ayrılması için takvim belirlemesini gerektiren bir karar almıştı. Ancak hükümet, böyle bir kararın yürürlüğe girmesi için zamanın henüz uygun olmadığı gerekçesiyle söz konusu kararı dikkate almamıştı. Çünkü istikrarsız iç siyasi durumun ortasında DEAŞ tehlikesi devam ediyordu ve Irak kuvvetleri üç yıl süren çatışmalarda gücünün çoğunu tüketen bu terör örgütü ile tek başına mücadele etmeye hazır değildi. Irak kuvvetleri, ülkeye siyasal, ekonomik, askeri ve güvenlik desteği verilmesi için iki ülke arasında 2008 yılında imzalanan ve bu yılın başlarında yenilenen Stratejik Çerçeve Anlaşması uyarınca ABD’nin önderlik ettiği ve 74 ülkeden oluşan DEAŞ karşıtı Uluslararası Koalisyon’un çok katmanlı desteği olmadan bu çatışmadan kısmi bir zaferle çıkamayacaktı. Söz konusu destek, DEAŞ’la mücadele edilmesini, DEAŞ’a karşı savaşta zarar gören bölgelerin yeniden inşasını, savaşlar sonucunda ve devletin yıllık bütçelerinden yüz milyarlarca dolar tüketen idari ve mali yolsuzluk nedeniyle yorgun düşen ulusal ekonominin canlandırılmasını kapsıyordu.

Irak’ın terör tehdidiyle yüzleşmeye ve sınır güvenliğini sağlamaya hazırlık için kuvvetlerini eğitmekle ve terörle mücadele etmekle sınırladığı yabancı güçlerin tahliye edilmesi konusunda şu anda hiçbir çıkarı bulunmuyor.

DEAŞ, geçen yılın sonunda yenilgiye uğradığının duyurulmasına rağmen son aylarda faaliyetlerini dikkat çekici bir şekilde sürdürdü. Doğudaki Diyala ilinden batıdaki Anbar’a ve Ninova’ya uzanan geniş bölgelerde Irak güvenlik güçlerini ve ordusunun yanı sıra sivilleri de hedef alan çok sayıda terör saldırısı gerçekleştirdi.
DEAŞ’ın Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrolü altındaki bölgeleri ele geçirmesi sonrasında Suriye sınırlarındaki tehdidi de iyice arttı. Güvenlik uzmanları, sadece Suriye’nin sınır bölgesi Hajin’de Irak topraklarına girmek için hazırlanan 3 bin DEAŞ militanının bulunduğu ve bunlardan 800’ünün Iraklı olduğu tahmininde bulunuyor.

Irak Savunma Bakanlığı da bu bilgiyi doğruladı. DEAŞ unsurlarının Deyrizor’un doğusundaki iki kasabayı ele geçirmeleri sonrasında Suriye’den Irak’a sızmaya çalıştıklarını duyurdu.

Suriyeli Kürt savaşçılar son günlerde Irak sınırlarındaki Suriye kenti Deyrizor’da konuşlu güçlerini Uluslararası Koalisyon tarafından desteklenen ve bölgedeki DEAŞ unsurlarını hedef alan saldırıya hazırlık amacıyla çağırdı.

Ancak Irak, DEAŞ’la askeri harekat dışında sosyal açıdan da çatışmaya henüz hazır değil. Örgüt, devletin savaştan etkilenen bölgeleri yeniden inşa etmedeki ve yerinden edilmiş milyonlarca insan için temel hizmetler sunma ve konut sağlamadaki yetersizliğinden faydalanarak halen batı bölgelerinde ve kuzeyden başkent Bağdat’a kadar uzanan diğer bölgelerde sığınaklar bulunduruyor. DEAŞ’tan kurtarılan bazı bölgelerdeki halk, bu bölgelerden sorumlu güvenlik güçlerinin kötü muamelesinden şikayetçi. Bu şikayetlerin bazıları Irak parlamentosu tarafından denetlenen bağımsız bir organ olan İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından da teyit edildi. Komiserlik, Başkan Yardımcısı Ali Mezer eş-Şemeri’nin geçen hafta yaptığı açıklamaya göre yakın zamanda Ninova eyaletindeki İstihbarat ve Terörle Mücadele Müdürlüğü’nde birçok ihlal ve sorun tespit edildi.

İran yanlısı gruplar, “DEAŞ” felaketinin ortaya çıkmasına yol açan 2011 senaryosunu tekrarlamak istiyor

Irak’taki yabancı birliklerin çekilmesine yönelik talep, Nuri el-Maliki hükümetinin Irak kuvvetlerinin terör tehdidiyle yüzleşmeye hazır olup olmadığına bakmadan, egemenlik sağlama ve bağımsızlık bahanesiyle on binlerce Amerikan askerinin varlığına son vermek için acele ettiği 2011 yılında olanları akla getiriyor. Irak kuvvetleri söz konusu dönemde buna hazır değildi. Nitekim ABD güçlerinin çekilmesinden iki buçuk yıl sonra Irak topraklarının üçte biri Irak yönetiminin kontrolünden çıkarak DEAŞ’ın eline geçti. Bu durum, terör tehdidinin halen devam ettiği bu bölgelerin DEAŞ’tan alınması için önemli miktarda maddi ve insani kayba yol açan üç yıllık bir savaşa yol açtı.

Yapılan yorumlar, İran yanlısı grupların Washington’ı Tahran’a uygulanan yaptırımları hafifletmeye zorlamak için “yabancı güçlerin tahliye edilmesi” meselesini kullanmayı düşünüyor olabileceği yönünde. Ancak İran, ABD askerlerinin Irak’tan geri çekilmesinden maddi olarak, özellikle de yaptırımlar düzeyinde faydalanamayacak. ABD de askeri birliklerini yeniden düzenlemek ve bazılarını 2011’de olduğu gibi geri çekmek zorunda kalırsa fazla bir kaybı olmayacak.