Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Iraklı aktivistlere yönelik suikastların arkasında kim var? | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

‘Iraklı kadınlar suikastı’ adıyla bilinen olaylar zincirinin bir halkası sayılan Tara Faris cinayetinin ardından başlayan tartışmalar gündemdeki sıcaklığını hala koruyor. Ölüm tehditleri alan Iraklı model Faris cinayeti, geçtiğimiz Ağustos ayında Bağdat’ta ünlü güzellik merkezi sahibi iki kadının evlerinde ölü olarak bulunmaları ve insan hakları savunucusu Suad el-Ali’nin Basra’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesinin ardından yaşanan dördüncü vaka oldu.

Irak güzellik kraliçesi olan Tara Faris, Bağdat’ta silahlı saldırıya uğradı. Aralarında Fransız Le Monde gazetesinin de bulunduğu çok sayıda gazete, Tara’yı muhafazakâr ve silahlı dinci grupların yoğun bulunduğu bir toplumda ‘liberal’ bir figür olarak tanımlıyordu. Çeşitli medya kaynaklarında yer alan haberler, İran’ın doksanlı yıllarda gerçekleştirdiği benzer olayları hatırlatan bu suikastların ardında, Tahran tarafından desteklenen milislerin olabileceğine dikkati çekti. İran’daki benzer olayda beş kişinin öldürüldüğü suikastların arkasında olmakla suçlanan devrimci gençler, tutuklandıktan sonra çıkarıldıkları mahkemede bu kişilerin Allah’ın sınırlarını çiğnediklerini ve hükümetin buna sessiz kalması sebebiyle öldürmek zorunda kaldıklarını söylediler. O dönemde ülke, İranlı baskı gruplarının Batı’nın memnuniyetini kazanmakla suçladıkları reformist Muhammed Hatemi tarafından yönetiliyordu.

Kirman suikastları

1999 yılında, yaşları 19 ile 25 arasında değişen İranlı 6 genç, 5 kişiyi kaçırdıktan sonra acımasız bir şekilde öldürdüler. Daha sonra bu kişilerin Devrim Muhafızları’nın çatısı altındaki silahlı grup Besic üyesi oldukları anlaşıldı. Besic merkezini kurbanları kaçırdıkları ve öldürdükleri yer olarak kullanan bu kişiler, çıkarıldıkları mahkemede dünyaya uyup yozlaşan kurbanlarını öldürdükleri için pişman olmadıklarını belirttiler.

6 sanık gerçekleştirdikleri bu suikastları, ‘genç bir müminin, yozlaşma karşısında yargı sistemi ve hükümetin ihmali olduğunu kanıtlaması durumunda ilahi sınırları koruması gerektiğini’ vurgulayan din adamı Muhammed Taki Misbah Yezidi’nin fetvasıyla savundular.

Devrim Muhafızları’na yakın baskı gruplarının güçlenmesinde önemli bir rol oynayan Misbah Yezidi, bu tür suçlara karşı şiddet içeren yöntemlerin artırılmasını desteklediği ve milislere öncülük ettiğini inkar etmedi. Bununla birlikte yapılan suçlamalara karşı kendini savunmayan Yezidi, sözlerinin tamamen şeriat kaynaklarına dayandığını ifade etti.

Basında çıkan haberlere göre, suikastlara karışan 6 kişi ‘rejim üzerinde etkisi olan prestijli ailelere’ mensuptu. Soruşturma tutanaklarına göre sanıklar, suikasta uğrayan kişileri Müslüman toplumda yozlaşmaya yol açan kişiler arasından seçmişti. Bu yüzden yargı sisteminin onları cezalandırmayacağına emin olduktan sonra cezalarını kendileri kesmişti.

Kurbanlar arasında güzellik salonlarında çalışan iki kadın vardı. Sanıklardan biri sorgusunda, “Muhafazakar bir toplumda uygunsuz kıyafetlerle dolaşmaları onların yozlaştığının kanıtıdır” ifadelerini kullanmıştı. Bu ifadeler, Le Monde gazetesinin, ‘Tara Faris muhafazakar bir toplum için fazla liberaldi’ şeklindeki tarifine oldukça benziyor. Bununla birlikte 6 genç, delil yetersizliği sebebiyle mahkeme tarafından serbest bırakılmıştı.

Mahkemeye baskı iddiası

Ancak bu karar oldukça garipti. Suikasta uğrayan kadınlardan birinin annesi tarafından yapılan açıklamada hakim, ‘toplumun gözünü korkutmak ve halkı sindirmekle’ suçlandı. Kadın, mağdurların ailelerine tazminat talebinden vazgeçmeleri ve mahkemenin şüphelilerin serbest bırakılarak sona erdirilmesi için resmi makamlarca baskı yapıldığını iddia etti.

Bu, İran’daki Besic milisleri tarafından gerçekleştirilen en ölümcül olaylardan biriydi. Besic, bunun gibi 13 vakıada daha şüpheli konumundaydı. Ancak İranlı insan hakları örgütlerine göre, resmi kurumların baskısı sonucu bu vakıalara ilişkin dava açılmadı.

Ancak bu olay, İran’daki tek suikast vakıası değildi. Kaynaklar, aynı yıl yani 1999’da, İran istihbarat birimlerinin, doksanlarda ‘siyasi söylemlerin ve diğer fikirlerin önünü’ kesmek için onlarca İranlı aydın ve siyasi aktivisti tasfiye ettiğini ortaya koydular.

Bağımsız kaynaklara göre, 80’den fazla insan benzer şekillerde cinayetlere kurban gitti. Öte yandan suikastlardaki bir diğer benzerlik ise katillerin, Kirman suikastlarına dayandırdığı fetva ile benzer fetvalara uyularak işlenmesiydi. Ancak fetva yalnızca ahlaki uygunsuzluk vakıalarıyla sınırlı kalmayarak siyasi aktivistleri kapsayacak şekilde genişledi.

Son birkaç gündür Irak’ta yaşanan cinayet olayları, onlarca İranlı aktivist ve aydının canına mal olan geçmişteki o acı olayları hatırlattı. Olaylar arasındaki benzerliklerin yanı sıra Muhammed Misbah Yezdi ile İran yanlısı milislerin Irak’taki rolü arasındaki ideolojik bağ, İranlı gözlemcilerin de dikkatini çekti.