Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Irak’ta 2 Şii hareket, milislerine silahları bırakması çağrısında bulundu | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Irak’taki iki Şii hareket, Necef’teki grup liderlerinin DEAŞ’a karşı çatışmaların sona ermesinden sonraki dönem ve silahsızlanma sorununa ilişkin durumları görüşmek için toplanmasından günler sonra Haşdi Şabi’ye bağlı milisleri ile bağlantılarını kopardığını açıkladı.

Haşdi Şabi başkan yardımcısı ve Irak Bedir Hareketi Genel Sekreteri Hadi Amiri, hareket oluşumlarının şehirden çekilmesi, örgütün bütün unsurlarının birlikle ilişkilerini kesmesi ve Haşdi Şabi bünyesinde kalmaları için çağrıda bulundu.

“Silahlı oluşumlardan çekilmeyi öneriyoruz”

Amiri, dün yayınladığı bildiride “Haşdi Şabi bünyesi altında birçok askeri tugay var. Tüm bu tugayların içindeki kardeşlere Bedr ile olan ilişkilerini kesmesi için çağrıda bulunuyorum. Bu vatan topraklarını savunmak için Haşdi Şabi bünyesinde kalın. Elimizdeki tüm silahlar devletin silahı ve kendi silahımız yok. Çünkü başından beri silahların devlet denetiminde olmasına inanıyoruz. Kardeşlerimize şehirdeki tüm silahlı oluşumlardan çekilmesini öneriyoruz” dedi.

Haşdi Şabi bileşenlerinden Asaib Ehlu’l Hak örgütü lideri Kays el-Gazali, iki gün önce toplumdaki askeri oluşumları ortadan kaldırmak için kendi kampanyasını başlattı.

Gazali, DEAŞ’a karşı savasın bitmesine ilişkin yaptığı konuşmasında, güvenlik birimlerine ait her çeşit silahın sınırlandırılmasını vurgulayarak, güvenlik istikrarını desteklemek ve güvenlik istikrarını bozmaya yönelik tüm çabalara karşı koymak gerektiğini belirtti.

Haşdi Şabi silahlı kuvvetler komutanının talimatlarına uymanın gerekliliğini işaret eden Gazali, herhangi bir bölgede herhangi bir demografik yapıyı değiştirmediğini işaret etti. Gazali, savaşçıların ve özel birliklerin Haşdi Şabi’ye dönüştürülmesini ve Silahlı Kuvvetler Komutanına bağlılığını vurguladı.

Gazali birkaç gün önce Lübnan’ın güneyindeki Fatimi Kapısı’nda Hizbullah liderleri ile olan görüntüleri ortaya çıkmış, bu durum Lübnan ve Arap dünyasında eleştirilere neden olmuştu.

“Ulusal bir adım”

Irak İçişleri Bakanı Kasım el-Araci, Gazali’nin açıklamalarına övgüde bulundu. Araci yaptığı açıklamada “Bu girişim için Asaib Ehlu’l Hak örgütü lideri Kays el-Gazali’ye teşekkür ediyoruz. Bu devleti destekleyen ve hukukun üstünlüğünü dayatan ulusal bir adımdır” dedi.

Irak’taki Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda el Sadr, kendisine bağlı milis gücüne ‘silahlarını devlete teslim etme’ çağrısında bulunduktan birkaç gün sonra, Bedr, Asaib ve Ebulfezl Abbas güçlerinden açıklamalar geldi. Irak’ta etkili olan Şii lider Ali Sistani, milis kuvvetlerin elindeki tüm silahların Irak hükümetinin kontrolüne verilmesi çağrısı yaptı.

Irak’taki siyasi arenada DEAŞ’a karşı savaşan silahlı birliklerin durumu ele alındı. Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, devlet yapısı dışındaki silahlı göstericilerin engellemesinin zorunluluğunu vurguladı. Ayrıca silahlı kanatları olan siyasi grup ve partileri gelecek parlamento seçimlerine katılımını engellemekle tehdit etti.

“Silah bırakma bir iç meseledir”

Asaib Ehlu’l Hak Siyasi Büro Üyesi Leys Azari Şark’ul Avsat’a yaptığı açıklamada, “Haşdi Şabi’ye girdiğimizden bu yana silahların bırakılması gerektiğini vurguluyoruz. Gazali’nin açıklaması silah bırakma çağrısına bir cevap değil. Biz uzun zaman önce silahları bırakmıştık” dedi.

Gazali’nin Lübnan’ın güneyinde çıkan görüntülere dair şunları kaydetti, “İkisi arasında bağlantı yok. Lübnan ve Filistin halklarıyla dayanışma içindeyizç Siyasi bir hareket olarak, Arap ve Filistin meseleleri ile siyasi bir hareket olarak dayanışma bizim hakkımız. Dayanılma çeşitli form ve yapılara sahiptir. Bu da onlardan biri. Fakat silah bırakma bir iç meseledir.”

ABD’nin Irak’taki Şii Nuceba hareketini terör örgütleri listesine alma tehditlerinden çekindiklerine dair yapılan yorumlara Azari şöyle cevap verdi; “Silah bırakma ile ilgili yaptığımız açıklama, DEAŞ’ın yenilgiye uğratılmasından sonra milis grupların elindeki silahların ne olacağına dair yürütülen tartışmalarla ilgiliydi. ABD’den korktuğumuz için yapılmış bir açıklama değildi.”