Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

İran halkı ABD yaptırımları sebebiyle ‘nüfuz sahipleri’ni suçluyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Londra/Şarku’l Avsat

Tahran, “psikolojik ekonomik savaş” adını verdiği ABD’nin ikinci yaptırım paketini uygulamaya koymadan iki ay önce önlem almasına rağmen, İran kamuoyu ekonominin bozulmasında nüfuz sahiplerini sorumlu tutuyor.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Eylül ayından bu yana kendine bağlı basın ve ekonomik çevrelerden olumlu rapor ve haberler yayınlamasını istedi. Bu yayınlar önemli ölçüde ekonomik gelişmeler ve bunun vatandaşlara etkisi konusunda karar değiştirilmesine neden oldu.

Hükümetin iç krizler ve aşırı zorluklara karşı çıkmakta aciz kaldıktan sonra İran rejimine olan güvenin azalması korkusuyla, olumlu haberlerin yayılmasını pekiştirdi.

Ruhani, ülkenin ekonomik kriz içinde olduğunu reddetti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri İran’ın iyi bir mali pozisyonda olduğunu belirterek “İran zengin bir devlet” dedi. Bu açıklamaları yapan yetkili aynı zamanda “Sorunlar ilgili kurumlar içinde kalmalı ve çözüm arayışları devam etmelidir” açıklamasında da bulundu.

Ruhani, Pazartesi günü, ABD’nin ikinci yaptırım paketiyle ilgili yaptığı ilk açıklamada “Bu yaptırımlar İran halkı dışında kimseye zarar vermeyecek ve yaptırımlar bunun dışında hiçbir alanda etkili olmayacak” dedi.

İranlılar yaptırımlar konusunda hükümet yanlısı basının haberlerine şüpheyle bakıyor. Güvensizlik ülke dışında Farsça yayın yapan basına kadar ulaşmış durumda. Özellikle daha radikal İran unsurlarına karşı Ruhani’yi destekleyen yabancı ülkelerde. Bu durum İranlılar için bir öfke kaynağı. Son zamanlarda suçlamalar, reformcu ve ılımlı akımlarla bağlantısı olan İran sokağının gerçeğine uzak bir tutum sergileniyor olması.

Halkın büyük çoğunluğu ekonomik krizden etkilenirken yolsuzluk, israf ve lüks içinde yaşayan az sayıda imtiyaz sahibine kızgınlıklarını sosyal medya üzerinden gösteriyorlar.

Bağımsız araştırmacılara göre, televizyon kanalları kan kaybediyor, takipçileri gün geçtikçe azalıyor. Buna karşılık sosyal medya ülkede bilgi kaynağı haline gelmiş durumda.
Bunun sonucunda İranlı yetkililer geçen yıl “Telegram”a yasak koydular. 2009 yılındaki (muhalif reformcu) Yeşil Hareket’in ortaya çıkmasından beri yasaklı olan Twitter ve Facebook nedeniyle ülkede çok popüler olan İnstagram’ı da engellemenin yolları aranıyor.

Ülke, geçen yıl boyunca şiddet olaylarına uzanan geniş çaplı protestolara sahne oldu. Ancak ekonomik baskılar arttıkça halk bunun sorumlusu olarak din adamları, bürokratlar ve yöneticiler gibi nüfuz sahibi insanları görüyor.

Reuters’in haberine göre kızgınlığını sosyal medya aracılığıyla yansıtan, din adamı Mehdi Sadr el-Sadati’nin 256 binden fazla Instagram’da takipçisi bulunuyor. Sadati hesabında Tahran’daki dini elitlere yönelik iğneleyici yazılar yazıyor.

Sadati, Instagram sayfasında yayınladığı yazılardan birinde Devrim Muhafızları Komutanı’nın lüks yaşamını eleştiriyor ve komutan ve oğlunun, uzanmış bir kaplanın önünde sarayın balkonunda çekilmiş bir fotoğrafını paylaşıyor.

İran rejim lideri “Devrim Rehberi” Hamaney dışında kimseye karşı sorumluluğu olmayan bu komutanın aleni bir şekilde eleştirilmesi daha önce görülmemiş başlı başına bir meydan okuma sayılıyor.

Sadati şunları yazdı: “Evde bir kaplan? Neler oluyor? Bunların hepsi bu serveti kazanması mümkün olmayan 25 yaşındaki bir genç için. Ve insanların bebeklerine bez almakta zorlandıkları bir zamanda.”

Bir dolar 149 bin riyal oldu. 2018’in başlarında Amerika İran’ın nükleer programını engellemek için yaptırımlardan bahsettiğinde dolar yaklaşık 43 bin riyaldi.

Bu hafta ikinci paket ABD yaptırımlarının devreye girmesiyle ekonomik durumun daha kötüye gitmesi bekleniyor.

3 ay önce Hamaney, Yargı Erki Başkanı Sadık Laricani’nin mali suçlara odaklanan özel mahkemeler kurma önerisini onayladı. Bu mahkemelerle 81 milyonu bulan İran halkının zengin azınlığa karşı artan öfkelerinin önüne geçilmek isteniyor.

Mahkemelerin kurulduğu Ağustos ayından bu yana 7 kişiye idam cezası verildi. Bazı yargılamalar televizyonda canlı olarak yayımlandı. İsna Haber Ajansı’nın haberine göre idam cezasına mahkum edilenlerden biri de döviz piyasasını manipüle eden kamuoyunda “Para Sultanı” lakabıyla bilinen Vahid Mazlumin.

Hem hükümet hem de Devrim Muhafızları yöneticileri dövizi manipüle etmekle suçlanıyor. Hükümet doların yükselişi karşısında dolar piyasasıyla oynadığını reddederken uzmanlar, ABD yaptırımları karşısında bütçe açığını dengelemek için bu yola başvurulduğunu söylüyor. Ancak İranlı nüfuz sahipleri eleştirilerin odağında.

Tahran’da oturan siyasi ve iktisadi analist Said Lilaz, “kötüleşen ekonomi nedeniyle insanlar suçu atacakları kişi arıyorlar. Böylelikle ülkedeki sorumlu ve yöneticilerden intikam alıyorlar” şeklinde bir yorumda bulundu.

Washington, İran rejimin ülkede baskı altında olduğuna dair işaretleri memnuniyetle karşılayacaktır. Zira Amerika, Tahran’ın ekonomik baskıyla, nükleer programından ve Orta Doğu’daki askeri ve siyasi etkilerini genişletme planlarından geri adım atmasını ümit ediyor.

Bir süredir İranlılar arasında öfke birikiyor. Geçtiğimiz yıl ekonomik sorunlar nedeniyle başlayan protestolar 80 ile yayılmış ve 25 kişinin ölümüyle sonuçlanmıştı.

Sadr el-Sadati sayfasında bazı videolar da yayınladı. Münazara içerikli videolardan birinde Merkez Bankası eski müfettişlerinden birinin oğlu olan Mehdi Mazari ile Sadati’nin tartışması yer alıyor. Bu kişi büyük altın saatiyle yayınladığı fotoğraftan sonra internette çokça eleştirilmişti. Hararetli bir tartışmada Sadati’nin şöyle bağırdığı görülüyor: “ Nasıl zengin oldun? Kaç parayla başladın ve şimdi ne kadar paran var? Ne kadar kredi aldın? Bu soruları cevaplamakta zorluk çektiği görülen Mazari, mal varlığıyla ilgili belgeleri açıklamaya hazır olduğunu söyledi.

Eleştirilerden din adamları da nasibini aldı. İran’ın batısında bir şehirde Cuma vaizlerinden bir imam, sosyal medyada son derece lüks arabasının önünde çektirdiği fotoğrafını yayımladıktan sonra eleştirilere maruz kalmış ve Ekim ayında istifa etmişti.

Lütfü, hutbede insanların nasıl ekonomik krizle baş edeceklerine dair hutbesiyle ilgili münafıkla suçlanmış ve kendisine yöneltilen öfke dalgası nedeniyle 18 yıldır sürdürdüğü görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı.

Lütfü geçen sene bu nedenlerden dolayı istifa eden en az 4 Cuma vaizinden biri.