Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

İran muhalefeti, rejimin protestoları bastırma girişimini nasıl engelliyor? | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Artık şu bir gerçek ki, İran rejimine muhalefet eden kesimler yoksulluğa ve zulme karşı mücadele etmek ve ülkenin kılcal damarlarına kadar yayılmış yolsuzluğa son vermek gibi bir dizi talepleri gerçekleştirmeden asla yerinde oturmayacak. Mollalar rejimine karşı ikinci bir protesto dalgasının gelmesi bu iddiayı açıkça destekler niteliktedir.

İran’ın farklı kesimleri Pazartesi birçok kentte ses getiren protestolar düzenledi. Bu şehirlerden en belirgin olanlar arasında Tebriz, Rızvanşehr, Hürremabad, Zirab ve Mazenderan yer alıyor.

Öfke fırtınasının estiği İran sokaklarına akın eden muhalif kesimler, rejimin protestoları dağıtmak adına başvurduğu tüm yollara karşı birbirine sımsıkı kenetlendi.

Rejimin protestoları dağıtmak için kullandığı yollar

İranlı muhalif kaynakların aktardığı bilgilere göre, Mollalar Rejimi, protestoları dağıtmak için genellikle iki yola başvuruyor.

Muhaliflerin ifadelerine göre birinci yol, rejim güçlerine bağlı emniyet güçleri ve istihbarat birimlerinin gözaltı eylemleri ile göstericileri bastırmaya çalışmak ve bu yolla ‘’İran Halkına’’ gözdağı vermek. İkinci yol ise, siyasi aktörleri devreye sokarak gösterilere son verilmek isteniyor.

Tüm dünya, ayaklanma ateşini söndürmek için rejimin uyguladığı baskı ve zulmü dakika dakika takip ediyor. Gösterilerin başladığı günden beri rejimin her gün gözaltı operasyonları yaparak binlerce göstericiyi hapse tıkması bu uygulamalara örnek olarak, verilebilir.

14 gösterici İran cezaevlerinde can verdi

Ayrıca rejim, insanlık dışı yollara başvurarak tutuklulara işkence etmekte. Rejimin verdiği rakamlara göre, 14 gösterici İran cezaevlerinde can verdi. Rejim bunu itiraf etmek yerine de ölen kişileri intihar etmekle veya uyuşturucu kullanmakla suçluyor.

Rejim Şura Konseyi Üyesi Mahmud Sadıki Tahran’da twitter hesabı üzerinden paylaştığı ifadeler durumu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor, ‘’Hapiste ölen birinin akrabası geçen beni aradı ve dediğine göre merhum şahıs ailesiyle her iletişim kurduğunda yetkililerin kendisine ve diğer tutuklulara sağlığı etkileyen hapları zorla içirdiklerini söylüyormuş’’

Muhaliflerin planı

Rejimin başvurduğu yollara karşı muhalif kesimler de çıkarları doğrultusunda birtakım yöntemler geliştirmiş.

İran Muhalif kaynaklara göre, siyasi tutukluların serbest bırakılması için çağrılarda bulunan halk hareketini organize etmek ve konuyu, İranlılar ve uluslararası insan hakları savunucuları için daha cezbedici hale getirmeye yoğunlaşmak başvurulan yöntemler arasında yer alıyor.

Muhaliflere göre, İran halkının bugünkü konumu öncekine göre çok değişti. Özellikle gençlerin baskıcı güçlerle çarpışmak için her yerde hazır bulundukları ifade ediliyor. Bu bağlamda mollalara ait bir ofis ve rejimin askeri ve idari işlerde muhalifleri istihdam ettiği Besic güçlerine ait merkez ateşe verildi.

Eylemler sınırları aştı

Direnişçilerin eylemleri İran sınırları dışına taşmış bile… İran halkının karşı karşıya kaldığı sıkıntılar ve rejimin baskıları basın-medya aracılığıyla Uluslararası kamuoyuna karşı ifşa ediliyor. Halkın Mühacitleri Örgütü’nün (PMOI/MEK) lideri Meryem Rajavi bu görevi üstlenmiş durumda. Direnişçiler birkaç ülkenin başkentinde İran rejimini topa tutan gösterilere imza attı. Rajavi, Brüksel’de Avrupa Parlamento Üyeleriyle çektiği fotoğraflarını paylaştı. Bu bağlamda Özgür İranlılar isimli grup, İran Rejiminin kollarını bağlamak ve ülkedeki bastırma girişimlerini kısıtlamak adına Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde toplantılar gerçekleştirdi. Yayınlanan birkaç rapora göre İran rejimi, tüm bu adımlar karşısında duvara toslamış durumda görünüyor. Zira kendisinin Uluslararası toplumdan kopuk bir şekilde yaşayamayacağını iyi biliyor, özellikle de ekonomik anlamda.

İran, Suriye ve Irak gibi mi olacak?

İranlı muhalif bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda şunları kaydetti; ‘’Muhalifler kendilerine karşı olası büyük bir operasyona karşı mobil lobi uygulamasını kullanıyor. Ayaklanmalar sebebiyle Rejim geleceğini sorgulamaya başladı. Bu kalabalıklar rejimin zalim olduğunu gösteriyor, ancak rejim sonrası için kafalarını karıştıran bir durum var; Acaba İran, Suriye ve Irak gibi mi olacak?’’ Tabi bu kalabalıkların anlamadığı şey İran’ın sosyolojik yapısı bu iki ülkeden farklılık arz etmesi. Zira İran toplumu içerisinde dini, mezhebi ve ırki bir ayrım yapılmıyor’’ dedi.

Sözlerine kaldığı yerden devam eden kaynak, ‘’Şuan İran’daki süreç Şiilerin Sünnilere karşı olması veya Alevilerin Sünnilere karşı olması falan değil; bilakis topyekün İran Halkının Rejime ve destekçilerine karşı olduğu bir süreçtir. İran’daki geçiş sürecinin dinamiklerinde iç savaş katiyen yer almamakta’’ ifadelerine yer verdi.

Muhalif gruplar, olup bitenleri özellikle dış dünyaya sosyal medya kampanyaları ve uluslararası çapta kongreler aracılığıyla duyurmaya çalışıyor.