Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

İran rejiminin çöküşü için geri sayım başladı mı? | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

İran ve politikalarına karşı koyma cesareti, artık sadece İran dışında görülen tutumlar ve kararlar ile ölçülmüyor.

Elbette, İran politikalarının bölgede ve ötesinde oluşturduğu ulusal güvenlik tehditleri ile doğrudan yüzleşme kararı alan Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, ABD, AB ülkeleri ve İngiltere gibi ülkeler var.

Yemen’de İran ve onun projesiyle karşı karşıya olan elitler, partiler, sivil ve aşiret blokları meşru gücün etrafında toplanıyor. Aynı şekilde Irak’ta Seyyid Mukteda es-Sadr, İran’ın Mezopotamya ülkeleri üzerinde egemenlik kurma hayaline karşı yeniden bir politik kimlik oluşturdu. Bu karşılaşmada belki de en zayıf kalan, İran’ın Hizbullah milisleri üzerinden kök saldığı Lübnan’dır. Bununla birlikte Beyrut, kendi çapında direniyor.

Tüm bunlar önemli. Ama en önemlisi, İran’ın projesine ya da bu projenin İranlıların hayatı, güvenliği ve refahı aleyhine verdiği sonuçlara içeriden yükselen tepkilerdir. Devrim saçmalığı ve devrimciler ile sıkıntılı sonuçları arasında giderek büyüyen bir iç çatışma söz konusu.

Daha basit ifade ile söylemek gerekirse: İranlı öğrenci Sahar Mehrabi, devrim rejimini ayrıntılı bir şekilde suçlayan bir iddianame ortaya koydu. Ramazan ayında Hamaney’in Rehberlik Ofisi tarafından düzenlenen bir konferansta alışılmışın dışına çıkarak Rehber ile yüz yüze konuştu.

Mehrabi, konuşmasında işsizlik, ekonomik gerileme, genel anlamda özgürlükler gibi klasik itirazların ötesine geçti. Demokrasinin Derinleşmesi başlığı altında kendisine bağlı, sorgulanamayan ve insanları hain ilan etme oyununa dalan Devrim Muhafızları, yargı ve İran merkez medyası gibi kurumlar açısından Rehber’in siyasi vesayetini ve İran rejimindeki sorunlu konumunu zekice ve etkileyici bir şekilde gündeme getirdi.

Mehrabi’nin konuşması, Hamaney’i yıldırım gibi çarptı ve Twitter üzerinden şu değerlendirmede bulundu: “Durumun gerçekten kötü olduğunu söyleyen bu kızcağızın duygularını anlıyorum ancak düşüncelerine hiçbir şekilde katılmıyorum.”

Konuşma ve twit arasında, büyük bir uzaklık, sarsılmaz bir güven çukuru ve Devrim Rehberi ile halkı arasında şiddetini gittikçe artıran bir geçimsizlik var. Aralarında, tüm devrimci yaveler ile gelecek vaatlerini ve İranlıların devrime, geleceğine ve onun gölgesinde kalan kendi geleceklerine olan güvenini yutan kara deliğin genişlediği o mesafe var.

Mehrab, Rehber’in huzurunda konuşmasını yaparken İranlı kamyon şoförleri, sosyal medya dışında basına yansımayan ve hala devam eden grevlerini yapıyordu. İşçilerin temel itirazları, yakıt fiyatlarının yükselişiyle giderek artan maliyetler, sigorta poliçeleri, yedek parçalar ile ücretli yolların fiyatının artması idi. Bu, ülkede gittikçe kötüleşen genel ekonomik durumun en yeni ifadesi. İran milli parası, sürekli olarak değerinden kaybederek yaklaşık yüzde 60’lık bir kayba ulaştı. Bu kriz için ufukta herhangi bir mali çözüm de görünmüyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer anlaşmadan ağırlığını çekmesi, İran’daki genel ekonomik faaliyeti güçsüzleştirdi. Nitekim Maersk gibi büyük taşımacılık şirketleri çekilirken Fransız şirketi Total başta olmak üzere başka şirketler de çekilmeye hazırlanıyor.

Sermayenin İran’dan kaçması sorunu, İran meclisinde ekonomideki daha da kötüleşmeye aday olumsuz göstergeleri konusunda uyarılar yapılarak açıkça tartışılan bir konu haline geldi. İran Meclisi Ekonomik İşler Komisyonu Başkanı Muhammed Rızapur İbrahimi’ye göre İran, İran takvimine göre 20 Mart’ta sona eren senenin son aylarında yaklaşık 30 milyar doları elden kaçırdı.

İran ekonomisinin gerilemesinin ardında yatan sebepler şüphesiz ki daha da karmaşıktır ve küresel ekonominin gerçekliğiyle ilgili sebepler ve çevresel siyasi yaptırımlar da işin içine girer.

Bununla birlikte sıkıntıları artan İranlı vatandaş, durumun kötülüğünü ve sebeplerini tüm boyutlarıyla anlayacak bir zihin gelişmişliğine sahip değil. Bunun için sadece gördüklerini suçlayacaktır. Gördüğü ilk şey, İran’ın sınırları dışındaki askeri ve siyasi projesine akıttığı devasa paralardır. Rejimin kanatları altındaki politik çatışmalar yaşanmıştı…

Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın Rehber’i kamu malından 100 milyar dolardan fazlasını çalmakla itham etmesi veya Devrim Muhafızları yönetiminin ülkenin mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi casus olmakla suçlaması ya da Ruhani’nin Muhafızlar’ın ekonomik üzerindeki mafyatik rolünü hedef alarak karşılık vermesi basit şeyler değildir. Demokrasilerde bu tür aşamalar, ciddi kovuşturmalar, kurumlar, sorgulamalar ve değişimle aşılır. Ama İran’ın donuk devrim rejiminde, bizzat rejimin itibarı ve etkinliği insanların güvenini kazanmanın önüne geçmiştir.

Asıl İranlı vatandaş, Sahar Mehrabi ve onun çığlığıdır. Birkaç gün önce Meşhed havalimanı ekranlarında boy göstererek grev yapan işçileri destekleyip İran’ın Lübnan, Gazze ve Yemen’de heder edilen potansiyellerini eleştiren sloganlar atan eylemcilerdir. Meşhed, 2009 yılında yeşil hareketin bastırılmasından bu yana sene sonunda en yoğun ve geniş kapsamlı gösterilere tanıklık eden şehirdir.

İran’da ters giden bir şeyler var. Geleceğe olan güvende ve rejimin kendisini sürdürebilme yeteneğinde olan eksilme, artık aşikâr hale geldi. 7 Mayıs’ta Financial Times muhabiri Necme Bozorgmihr, Tahran hakkındaki yazısına bir soru ile başladı:

“İran rejiminin çöküşü için geri sayım başladı mı?”

Sahar Mehrabi, cevaptan emin olmak için çok beklemeyecektir.