Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

İran’ı hafife almadan Suriye’den çıkarmak | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

ABD Başkanı Donald Trump ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin arasında 16 Temmuz’da Finlandiya’da gerçekleşmesi beklenen Helsinki Zirvesi, çok tartışıldı ve tartışılıyor.

Kremlin’in ABD seçimlerine Trump yararına bir siber savaş yoluyla müdahale etmesi meselesi ortaya çıktığından beri Rus-Amerikan ilişkileri, istenen düzeyde değil. Bu ilişkilerin geliştirilmesi ve bozulması, Washington’un Avrupalı dostları ile olan ilişkilerinin ciddi manada bozulması gözönünde bulundurulduğunda öyle pek de basit bir mesele değildir. Başkan’ın Avrupa ile olan ticari savaşına ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilke olarak benimsenen Avrupa-Amerika güvenliğini ve özellikle de NATO’yu ve Avrupa’nın birliğine sarılmayı küçümseyen radikal açıklamalarına paralel olarak Rusya ile sıcak ilişkiler geliştirmeye heves etmesine Amerikan kuruluşları tarafından anlam verilemiyor.

Klasik Washington’da Cumhuriyetçi Demokrat Parti bölünmesini aşarak Trump’ın Vladimir Putin’e verilecek gerçek taahhütleri tam olarak anlamadığına dair bir izlenim söz konusu.

Yukarıda da işaret ettiğim şey, zirveden ve ilgili yerlerden çıkacak olanların özellikle de bölgemizi ilgilendiren şeylerin çoğunu gölgelemektedir.

Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un, bir televizyon programında -Wall Street Journal gazetesinin ortaya attığı şeyi teyit ederek- Başkan Trump’ın, Putin ile İran’ı Suriye’den çıkarmanın yollarını ele alacağından bahsettiği açıklamaları, Trump yönetiminin hatalı politikalarına dair ilave bir kanıt niteliğinde oldu.

Örneğin ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi olan ve daha önce Barack Obama yönetiminde Ulusal Güvenlik Konseyi’nin üst düzey yetkilisi olarak görev alan Daniel Shapiro, İsrailli Haaretz gazetesinde, Trump’ın İran’ı Suriye’den çıkarmak için Putin ile işbirliği arayışına girmesine karşı çıkan uzun bir makale kaleme aldı. İran ile olan nükleer anlaşmanın en önemli savunucularından biri olan Shapiro’ya göre Trump’ın Zirve’de oynayacağı kartlar yalnızca Rus çıkarlarına hizmet edecek. Shapiro bu çıkarları dört maddede özetliyor:

1. Rusya’nın Ukrayna’ya olan düşmanlığından sonra Rusya’ya uygulanan yaptırımların hafifletilmesi.
2. Trump’ın İngiltere’nin AB’den ayrılmasını destekleyen ve diğer Avrupalıları da buna teşvik eden açıklamaları ile açığa çıktığı üzere Trump’ın birleşik Avrupa’yı zayıflatma nağmesini mırıldanması. 3. Putin’in Trump ile olan zirveyi ABD seçimlerine müdahale ettiği yönündeki suçlamalar başta olmak üzere Moskova’nın sicilini temizlemek için kullanmayı düşünmesi.
4. Beşşar Esed’in Suriye Devlet Başkanı olarak kalmasını kabul etmesi.

Shapiro, İran’ı Suriye’den çıkarmanın bir yanılsamadan başka bir şey olmadığının altını çizmek için son noktayı açıklıyor. Önce maliyeti açısından ardından ‘Putin’in şeref sözü’ne dayandığı için. Nitekim bu ikincisinin üzerine bir strateji inşa edilemez.
Eğer doğru ise bu haklı bir varsayım. Ancak Shapiro’nun söyledikleri, uyardığı tek şeyin İran’ı Suriye’den çıkarmak için yapılan iş birliğinin bedeli olduğuna dair bir delil oluşturmuyor. Aynı şekilde anlaşmanın şartlarını tek bir şarta yani ‘Putin’in şeref sözü’ne indirgeyerek İran’ın rolünün akıbeti ve sınırları için Suriye’de konumlandırılan İsrail etkenini dikkate almamış oluyor. Rusya, Putin-Trump zirvesinden önce Suriye’nin güneyinde İran’ın etkinliğine engel olmaya çalışıyor ve bunu İsrail-Rus anlaşması adına yapıyor; Rus-Amerikan anlaşması adına değil. Bu demek oluyor ki Trump, Rusya’nın şu ana kadar bedava yaptığı veya Rus-İsrail stratejik hesaplarını ya da Rusya’nın başta İran rejimi olmak üzere Suriye pastasındaki ortaklarının payını azaltmayı isteyen net hesaplarını kapatmak için yaptığı şeylerin bedelini ödemeyecek.

Öte yandan Rusya, geçen hafta Suudi Arabistan önderliğindeki OPEC ile anlaşarak Trump’ın İran muhalifi politikasına destek oldu. Söz konusu anlaşma, petrol pazarında arzı koruyarak Kasım ayında İran’a yönelik petrol yaptırımların başlamasıyla önümüzdeki aylardaki petrol fiyatlarını sabitlemek için artışı sağlamayı ve İran petrolünü pazardan dışlamayı hedef alıyor.

Bu uygulama, bir devlet olarak İran’ı herhangi bir açıdan peşine düştüğü dolardan mahrum edeceği gibi Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi İranlı yetkilileri uçağın ekonomi sınıfında seyahat etmeye davet etmeye ve yurtdışına çıkacak İranlı heyetlerin sayısını azaltmaya mecbur edecek.

Şu çok açık ki Rusya’nın Washington ile işbirliği içerisine girmesi İranlıları kızdırdı. O kadar ki Tahran’da bir yetkili, beklenen zirvenin öncesinde olup biten her şeyi İran’ı yaralama olarak nitelendirdi.

Bolton, on yıllardan bu yana stratejik netliğin en yüksek derecesini ifade eden bir ifade kullandı: Sorun, İran; Beşşar Esed’in kaderi değil. Bir yüzleşme olacaksa bu İran ve onun politikaları ile olur, bu politikaların belirtileri ile değil. Beşşar Esed, ömrünü tüketti. Eğer muhacirlerin sarayında kalırsa Rus makinesinin küçük bir çarkı olmaktan öteye geçmez. Putin ile buluşmak için Hmeymim üssüne çağırıldığı fotoğrafların gösterdiği gibi. İran, Suriye’de İsrail tarafından siyasi, diplomatik ve askeri bir baskı ile karşı karşıya. Rusya bunu görmezden gelemez.

Washington ve Rusya’nın başlattığı ekonomik bir savaş karşısında onların bir parçası olmaktan başka bir çıkar yolu yok. İran’ın içi, Şah’ın güzünü hatırlatırcasına kaynıyorken bu, ölümcül bir anda birden fazla gerekçenin eşleşmesi demektir.

İran ile yüzleşmeyi hafife almak ve bunu Amerika’nın Putin’den bir talebi haline getirmek, gerçekleri ve siyasi zorlukları görmezden gelmektir; başka bir şey değil.