Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

İsrail’den Lübnan’daki İran nüfuzuna dair uyarı | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Rusya ziyareti öncesinde her iki taraftan da açıklama yapan hükümet ve ordu sözcüleri Suriye ve Lübnan’da artan İran nüfuzuna dair uyarılarda bulundular.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Tuğgeneral Ronen Manelis, Hizbullah’ın nüfuzunu genişlettiğini, bu etkinin Lübnan’daki siyasi liderlere uzandığını ve örgütün İsrail’i yıkıcı bir savaşa sürükleyecek ciddi bir tehlike oluşturduğunu belirtti.

Manelis, 28 Ocak’ta bir mesaj yayınladı. Arapça yayınlanan mesajda şu ifadelere yer verildi: “Lübnan, Lübnanlı yetkililerin büyük bir füze fabrikasından kaçmasıyla oluşturuldu. Konu, sadece silahların, malların nakli veya istişare ile ilgili değil. İran ‘Lübnan’ adı altında yeni bir şube açtı. Lübnan cephesindeki göreceli sakinlik, İsrail caydırıcılığının etkisinin bir kanıtıdır. Hasan Nasrallah’ın yaptığı hatanın büyüklüğü konusunda Lübnanlılara acı veren bir hatıradır. Ancak 2017, Hizbullah’ın İran’ın yürütme kolu olduğunun başka bir kanıtını sundu. Hizbullah’ın, istikrarsızlığın olduğu tüm bölgelerde, provokasyon ve müdahale eylemleri için İran’ın bir mührü olduğunu açığa çıkardık. Hizbullah, Lübnan devletini kontrol etme girişimlerini gizlemiyor. Lübnan hükümetine ve caydırıcı olmayan halk arasındaki askeri entegrasyonuna rağmen, Lübnan’da bir terör örgütüne meşruiyet veren bir devlet başkanı, Nasrallah’ın zorbalıkları altında ve silah üretmek için terör ağları ve fabrikaların kurulmasıyla çalışmaya zorlanan bir hükümet başkanı var.”

Güney Lübnan’daki 3 ila 4 evden birinin karargah veya silah deposu olarak kullanıldığını söyleyen Manelis, bu evlerin Hizbullah’ın kalesi olduğunu ancak İsrail ordusunun bu tesislerden haberdar olduğunu ve gerekli durumlarda bu tesisleri hedef alabileceğini vurguladı. Sözcü ayrıca, gelecek Mayıs ayındaki Lübnan seçimlerine atıfta bulunarak, “2018, Lübnan oluşumunun sınav yılı olacak. Uluslararası toplum ve Lübnan, İran ve Hizbullah’ın Lübnan devlet başkanlıklarını sömürmesine ve İran’ın nükleer fabrikasını kurmaya izin mi verecek? Aynı şekilde Hizbullah’ın Lübnan’ı, İran kontrolüne bağlı bir devlete dönüştürmesine göz mü yumulacak? Son yıllarda ispatladığımız gibi kırmızı çizgilerimiz net. Biz bunu her hafta kanıtlıyoruz” dedi.

İsrailli uzmanlar ise, söz konusu bu mesajı Lübnan seçimlerine de müdahalede bulunan “uyarı ve tehdit” mesajı olarak yorumladı.

İsrail’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Danny Danon ise yaptığı açıklamada Suriye’de 82 bin silahlı milisin bulunduğunu ve bu milislerin doğrudan İran’a bağlı olduğunu söyledi.

Öte yandan Netanyahu, Rusya ziyareti öncesinde düzenlenen bir kabine toplantısında, Davos’ta ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeye değindi. Netanyahu, bölgedeki İran saldırganlığını ve başarısız nükleer anlaşma yoluyla İran’ın nükleer silahlanma girişimlerini geri püskürtme gerekliliğine dikkati çekti. İsrail Başbakanı ayrıca, “Arkadaşlarımızla; Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüştüm” dedi.

Diğer taraftan Tel Aviv’de bulunan üst düzey bir siyasi kaynak, “Netanyahu acil bir şekilde Moskova’ya gidiyor. Çünkü Rusya’nın Suriye’deki İran varlığının tehlikelerini dikkate almadığı bir durumdayız” ifadelerini kullandı. Belirtilene göre Netanyahu, Putin ile gerçekleştirdiği bir telefon görüşmesinde, Rusya’nın Suriye’deki varlığından dolayı iki ülke ve iki ordu arasındaki koordinasyon mekanizmaların bir parçası olarak son iki yıldır düzenlenen toplantılar çerçevesinde görüşme tarihlerini belirledi.

Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamaya göre, Beşşar Esed’in Suriye’nin büyük bir kısmının kontrolünü sağladığı yeni durum ışığında iki lider arasındaki toplantıda bölgedeki gelişmeler ele alınacak. Aynı şekilde toplantı, İsrail’in ‘Suriye’de İran askeri varlığını’ reddetmesi çerçevesinde gelişecek.
Aynı şekilde BM Daimi Temsilcisi Danon New York Times’a konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “İran, Suriye’yi dünyanın en büyük askeri üssüne dönüştürmeye çalışıyor. Suriye’de doğrudan İran komutasında olan 82 bin milis var. Bunların 3 bini Devrim Muhafızları, 60 bini doğrudan İran’ın emirlerine tabi yerel güçler, 10 bini İran’ın Irak, Afganistan ve Pakistan da dahil Ortadoğu’nun farklı bölgelerinden getirdiği Şii milisler ve 9 bini de Hizbullah savaşçısıdır” ifadelerini kullandı.

Danon sözlerini şöyle sürdürdü; “Bunu dünya anlayana kadar söyleyeceğiz, İran’ın Suriye’deki artan gücü göz ardı edilirse, İran tehdidi büyümeye devam edecek. İran neden Suriye’deki savaş bölgelerinde radikalleri öldürmeye devam ediyor? Ve İran neden kalıcı üsler kuruyor? Cevap açık; Suriye’deki ve bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirmek, İsrail’i ve özgür dünyayı tehdit etmeye devam etmek için…”

Nükleer anlaşmanın imzalanmasından bu yana İran’ın askeri harcamalarının arttığını söyleyen BM temsilcisi Danon ayrıca, “2014 yılında İran, bütçesinin yüzde 17’sini askeri harcamalara ayırmıştı. 2017 yılında ise bu rakam yüzde 22’ye çıktı” dedi.