Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

İsrail’in tehdidi ve Bağdat hükümetinin doğuşu | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Düşünüyorum da Irak’ta parlamento seçimleri geçtiğimiz yıl olsaydı, İran, Başbakan ve onun hükümeti üzerinde kolayca etki edebilirdi. Iraklıların şansına, içte ve dıştaki gelişmeler neticesinde, kendini bereketli hilalin tek hakimi sanan General Kasım Süleymani’nin işleri rast gitmiyor. Aynı şekilde ABD’liler ve önemli müttefikleri de bu yıl aktifti. Seçimleri, İran’ın takip etmesi ve dengelemesi gerektiren önemli bir olay olarak gördüler. İsrailliler de kendilerine has bir biçimde müdahil olarak, İran’ı, Irak’taki askeri varlığını bombalamak ve umursamamakla tehdit ettiler.

Ne olursa olsun görünen o ki, Irak meclisinde koltuk kapan ve İran rejiminin iştahlı bakışlarına karşı durmaya hazırlanan vekillerin sayısı çoğunlukta. Şii otorite Mukteda Sadr’ın liderliğini ettiği ılımlı Sairun Bloğu, 170’den fazla vekil çıkardı ve bu sayıyla Nuri el-Maliki ve Hadi el-Amiri’nin yönettiği ‘İran taraftarı’, bloğa karşı üstünlük elde etti.

Bunun İran’da kötü etki bırakması doğal. Öyle ya Irak, onu, Suriye ve Lübnan’ın gördüğünden daha fazla velisi olarak görüyordu. Ama işte siyasi, askeri ve güvenlik alanındaki yatırımları göz göre göre buharlaşıyor. İran’ın Musul’u DEAŞ’tan özgürleştirme ve Bağdat’ı o dönemde çöküşten kurtarma konusunda kendini kahraman ilan ettiğini unutmayalım.

Sky Arabia kanalında dün yayınlanan haber bu yüzden pek şaşırtıcı değil. Habere göre milletvekilleri, İranlılardan, ‘Sairun Bloğu’nu desteklemeleri halinde öldürüleceklerine dair tehdit aldıklarını’ belirtmiş. Ayetullah Hamaney’in köşküne hakim olan öfkenin ölçüsünü anlamamız için İranlı kurumlardan yapılan açıklamalar ve haberleri okumamız yeterli. Bunların hepsi de Sairun’un ilerlemesinin, ABD’nin bir komplosu olduğu konusunda hem fikir ve halkın temsilcilerinin tercihlerine saygı duymayı reddediyor.

İsrail açısından ise İran’a yönelik tehdit mesajları içeren açıklamaları ortada. Başa gelecek herhangi bir Irak hükümeti, İran’ın taleplerine boyun eğmesi durumunda olacakları tahmin edebilir. Bir sonraki hükümet, Suriye’den Irak’a kaçan İran füze bataryalarını barındırmanın İsrailli savaşçıları harekete geçireceği ve egemenliğin, takip ve bombardımana karşı onu koruyamayacağı konusunda uyarıldı.

İsrail tehditlerinde ciddi mi? Irak’ın, Suriye’den farklı olarak bağımsız bir devlet olduğunun farkında mı? İsrail Savunma Bakanı Avigdor Lieberman, İran Devrim Muhafızları güçlerinin Irak’ta gerçekleştirdiği bombalama eylemlerine işaret ederek, “Kendimizi Suriye topraklarıyla sınırlamıyoruz. Bu durum, son derece açık olsa gerek” dedi. İsrail Genelkurmay Başkanı da aynı tehdidi yineledi.

Bugün Iraklıların yalnızca hükümet ve Başbakan’a değil, ülkelerinin ve çocuklarının geleceğine de karar verecekleri herkesin malumu. İran destekçisi bir grubun yükselişi, bu çilekeş ülkeyi en karanlık günlerine sürükleyecek. Tahran rejimi, Irak’ı, ABD ve müttefikleriyle girdiği ateş hattında kendisini koruyabilecek bir kum torbası gibi, bir cephe ülke olarak kullanmaya niyetli. Aynı şekilde Irak’ın elindeki dolarları temizleyip, kendisinden İran riyali (tümen) satın almasını da istiyor. Irak’a ticari mallarını satarak, kendisine uygulanan ambargoları etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor. Bunun için de Irak’ın başarısız kalkınma politikası ve yaşadığı su krizini kullanmak istiyor. Tahran rejiminin, ülkenin birikimlerini Lübnan, Suriye ve Yemen’deki savaşlarda boş yere harcaması sebebiyle halkını mağdur eden krizi aşmak için Irak’ı kullanmak istiyor.

Kısacası İran, Irak’ı yeni bir Lübnan haline getirip, milislerinin Irak Hizbullahı olarak faaliyet göstermesini ve Yemen’de Husilerin, Lübnan’da da Hizbullah’ın yaptığı gibi, kendisi için savaşmasını arzuluyor.

Herkes, Irak’ın önce kendisi için, sonra da bölge için çok şey ifade eden nihai kararını bekliyor.