Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

İsrail’in yeni düşmanı: kendisi! | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

İsrail Ortadoğu bölgesinin olmasa da var olanıdır, dün, Arap yakın tarihinde İsrail’e karşı savaşın istisnai ve güzel bir ânı olan, 10 Ramazan zaferinin yıl dönümüydü.

Ama günümüzde, Arapların durumu değiştiği gibi, İsrail de değişti. Zira; İsrail, direnişçi olduğunu iddia edenlerin, sürekli tehditle bağıranların ses fenomeni ve karikatürümsü rejimler olduklarına kanaat getirdi. Beşşar Esed rejimi, İsrail dahil herkesin dayak attığı ve asla yanıt veremeyen bir ‘şamar oğlanına’ döndü, İran ise İsrail karşıtı ‘nutuk atma’ ve ‘gösteri düzenlemekle’ yetiniyor, Hasan Nasrallah’a gelince; Arap muhitinde her türlü inandırıcılığını ve gerçekçiliğini kaybetmiş, İran’ın devrim ihraç etme projesinin bir parçasından başka bir şey olmadığını ispat etmiş ‘politik bir palyaço’ olduğu anlaşılmıştır.

Dolayısıyla, akla şu soru gelir: Bugün İsrail’in düşmanı kimdir? 70. yıldönümünü kutlayan ve ABD’nin Kudüs’ü başkenti olarak tanıması ve büyükelçiliğinin Kudüs’e taşımasını kutlayan İsrail, bugün korkutucu bir gerçekle yüz yüze.

İşte bu düşman yeni “Çıkış”tır. Çıkış, veya Tevrat’ta geçtiği şekliyle Exodus, Yahudilerin Mısır’dan toplu göçünü anlatan Kutsal Kitab’ın bir bölümüdür. Ancak bugün, yeni ve farklı bir toplu göç yaşanıyor, Yahudilerin İsrail’den tersine göç ettiğini görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri’nde 2006 ve 2016 yılları arasında bir milyon İsrailli yaşamakta, 87 binden fazla İsraillinin ABD’de vatandaşlığı veya ikametgahı var. Bu rakam 1995 ve 2005 yılları arasındaki 66 bin rakamına göre sıçrama sayılır. Bu rakam, Avrupa, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Brezilya, Arjantin ve diğer ülkelerdeki yüz binlerce İsrailliyi kapsamamaktadır.

Bu bir beyin göçüdür. En önemli beyinler, araştırmacı ve uzmanlar İsrail’i bırakarak daha güvenli ve istikrarlı bir yaşam ve daha yüksek maddi gelir için Batı’ya göç ediyor. Bugün, İsrail’den göç oranı tüm Batı ülkeleri arasındaki en yüksek düzeydedir. Modern teknoloji şirketlerinin ve yeni dijital ekonominin faaliyetlerinin en önemli başlangıç noktalarından biri olarak bilinen İsrail, modern teknolojinin ön saflarında yer alan yeni şirketlerin dünyadaki diğer ülkelere göre gerçek ve göreceli bir şekilde büyümesine ve İsrail’de bu alanda İsrail işgücünün % 8’inin çalışmasına, Maaşların toplam ücretin yedi katı ödenmesine karşın, İsrail, aynı zamanda, Batı ülkeleri arasında zenginler ve fakirler arasındaki en yüksek ekonomik farkın olduğu ülke olması yanı sıra en yüksek yoksulluk oranına da sahiptir.

Tel Aviv, pahalılık ölçeğinde, beş yıl önce otuz dördüncü sırada yer alırken, bugün Los Angeles ve New York’u geride bırakarak dünyanın beşinci en pahalı kentidir. İsraillilerin İsrail dışına göç etmesinin bir başka nedeni de İsrail’in (onlara göre) laik ve demokratik köklerinden uzaklaşmasıdır, zira; İsrail, yerleşimin politikalarına öncülük eden radikal köktendinciler için güvenli bir sığınak haline gelmiştir.

Radikal yerleşimcilerin varlığı ve mevcudiyeti, özellikle eğitim ve politik arenaya yansımıştır; müfredatta dinî eğitim dozajı gitgide artmaktadır. Bir Yahudi düşünür durumu şu şekilde yansımıştır: İsrail’in Yahudi ve demokratik değil, demokratik ve Yahudi olarak devam etmesini istiyorum.

İsrail’deki artan Yahudi yaşam dozu, ülkeyi açıkça “muhafazakâr” hale getirdi, zira; İsrail dışına göç edenler “liberaller”. Bugün, Yahudi köktendinciler, İsrail nüfusunun yüzde 12’sini oluşturuyor ve 2065’te bu rakamın dört katına çıkarması bekleniyor. Bu radikal nüfusun fazlalaşması eğitim sistemine kötü bir biçimde yansımış ve İsrail eğitim sisteminin bugün Üçüncü Dünya’nın azgelişmiş ülkelerinin eğitim sistemlerine benzemesine neden olmuştur.

Radikallerden oluşan bu grup, vergi ödeyecek kadar gelir elde edemediklerinden, yardıma muhtaç şekilde ve topluma yük olarak yaşamaktalar. Teknik olarak ileri İsrail ile radikal ve geri İsrail arasındaki açık gitgide büyümektedir. İsrail’in ekonomisinin (durumlar bu şekilde devam ederse) üçüncü dünya ekonomisine döneceği ve bu haliyle birinci dünya ülkelerinden biri olan ordusunu destekleyemeyeceğine dair bir kanaat var. Bu, İsrail için bir var oluş meselesidir. İsrail, günümüzde, baş düşmanının kendisi olduğunu anlaşmıştır…

İçten çalışan bir düşman!