Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

İstihbarat subayının tapeleri ve ardındaki gerçek | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

New York Times (NYT) gazetesinin yayınlayacak haber bulamayacak kadar haberlerinin gerçek olmasına önem verdiği bilinir.

Doğrusu şu ki yukarıda söylediklerim birer şehir efsanesinden başka bir şey değil. NYT gibi gazeteler istediği zaman işini sıkı tutar, gerektiğinde de ipleri gevşetebilir. Büyük ihtimalle, dünyada görüşü olmayan veya ideolojisi olmayan bir gazeteci yoktur. Nitekim, NYT’nin Başkan Trump’la olan görüş ayrılığı göz önüne alınır ve bu ihtilafın küfürlü, çamur atan ve pislik olmakla itham etmeye kadar geliştiğini, gazetenin Trump’la ilgili haberleri ele alış tarzının profesyonellikten ne denli uzaklaştığını düşünürsek, yukarıda söylediklerimin doğruluğu teyit edilmiş olur.

NYT gibi uluslararası büyük bir gazete, Mısır makamlarının, tersini ilan etmesine rağmen, Trump’ın ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararına karşı çıkmadığına dair bir haber yayınladı. Habere ek olarak da Mısırlı bir istihbarat subayının gazetecilerle yaptığı konuşmaları ekledi. Subay konuşmasında, ülkesinin makamlarının görüşünü açıklıyor ve konuştukları kişilerden bu görüşlere katılmalarını ve desteklemelerini istiyordu. Bu konuşmalar doğru ise, gazetenin bölgeyle ilgili diğer haberlerinde olduğu gibi, doğru-yanlış haberleri yaymak için gazetecileri kullanan Katar’ın halkla ilişkiler ürünü bir sızdırma olduğu görülebilir.

Tapeleri dinlerken yeni bir siyasi duruş bulamadım. Tüm Arap ülkeleri, Batı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak açıkça kabul eden ve onu bir devlet olarak tanıyan Arap inisiyatifini zaten kabul etmişti.

Trump, ABD Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşımaya karar vermesi konusunda ısrar ederken, tüm Arap hükümetleri ona karşıydı. Karşı çıkmasına çıktı ama Arap Hükümetleri, kararın önlenmesi için ne yapılması gerektiğini bilmiyorlar ve aynı zamanda, Filistin ve Kudüs’le ilişkisi olmayan nedenlerden dolayı sürekli bölge halklarını kışkırtmak isteyen Katar ve İran’ın tuzağına düşmek istemiyorlar.

Boş propaganda ve provokasyon, Şeyh Hamad bin Halife’nin 1995 yılında babasına karşı yaptığı darbeden bu yana Katar’ın bölgesel siyasi oyunun bir parçası olmuş halde. Şeyh Hamad hâlâ perde arkasından Katar’ı yönetiyor. ABD askerleri, Katar’daki bir üsten Irak’taki ve Afganistan’daki El Kaide bölgelerini bombalarken, aynı zamanda Katar medyasının Amerikan kafirlerine karşı cihadı teşvik ettiğini unutmayın. Günümüzde de ikiyüzlülük ve sahtecilik devam ediyor.

“Ateş ve Öfke”, Katar’ın başkenti Doha’da Arapça’ya aceleyle çevrilip “Sosyal Medyada da” yayınladı. Kitabın orijinali ve Katar nüshası karşılaştırıldığında, 260 sayfalık kitabın 120 sayfaya sığdırıldığı görülür, zira; Katar, kitabın sadece Suudi Arabistan’dan olumsuz yönde bahseden bölümlerini seçti, ve bu bölümleri istekleri doğrultusunda tahrif etti. Katar’ın tahrif çalışmaları tanıdık; Başkan Trump’ın konuşmaları canlı yayınladığında dahi, çevirmenler, Trump’ın konuşmalarını, Katar’ın tutumuna uygun şekilde tahrif ederek, Trump söylüyormuş gibi çeviri yaptılar. New York Times kaynaklarının güvenilirliği de ancak bu kadar!

Katar ve İhvan’ın uydu iletişim alanı ve araçlarını sahte medya çöplüğüyle doldurdu, örneğin; Henry Kissinger’la röportajlar, vefat etmiş Brzezinski’yle röportaj yapmalar ve güya Alman ve İngiliz gazetelerine atfedilen analizler(!) yoluyla Katar ve İhvan, ilginç hikayelere hevesli Batı basınını kullanıyor. Velev ki güvenilirliğini kaybetme pahasına olsa, onlar da buna alet oluyor.

Mısır gibi ülkeler büyük sorunları hassasiyetle ele alma zorundadır. Zira, Mısır, Amerikan üslerini, Taliban Ofisini ve Şeyh Karadavi’nin Ofisini aynı yerde tutan Katar gibi davranamaz. İhvan-ı Müslimin müttefiki Katar; yöntemsiz ve gelişi güzel sloganlarla, gerek ekmek olsun gerekse Kudüs, Mısır sokaklarında kaos ve güvensizliğin hakim olması için iki yıldır uğraşıyor.

İhvan’ın, Camp David anlaşmasını imzalayan Enver Sedat’ı hedef göstererek öldürülmesini sağlayan örgüt olduğu unutulmamalı. Yine İhvan’ın, Filistin’i, Filistin’le ilgisi olmayan sebeplerden dolayı, şantaj olarak kullandığını, tapelerin etkisinin de bu çerçevede büyütüldüğü anlaşılmalıdır.

Mısır’ın meseleyle ilgili tutumunu anlamak zor değil, Trump’a meydan okumanın Filistinlilerin aleyhinde nasıl, ne gibi sonuçlar doğuracağının farkındadır. ABD, Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı’nın (UNRWA) en büyük destekçilerinden biri ve İsrail’e baskı yapabilecek tek ülke. Mısır, Trump kararının, 1995’de Büyükelçiliğin Kudüs’e taşınmasıyla ilgili alınan ama uygulanamayan Kongre kararının ele alındığı gibi ele alınabileceğinin farkındadır. Büyükelçiliğin beş yıldan önce taşınmayacağı bir gerçek. Bu esnada Trump ya fikrini değiştirebilir ya da yerine gelen başka bir başkan kararın uygulanmasını durdurabilir. Dolayısıyla hükümetlerin, sadece kışkırtıcıları memnun etmek için kaybedilmesi kesin bir çatışmaya girmesinin anlamı yoktur. Katar ve Müslüman Kardeşlerin provokasyonuyla işgal kuvvetlerine karşı yapılan çatışmalarda 15 Filistinli öldürüldü ve altı yüzü yaralandı. Hem de boş yere.

Katar ve İhvan’ın kampanyalarının hedefi, onlarla savaşan ülkelerin liderlerini hain olarak göstererek onları öldürmek veya devirmeye teşvik etmektir. İhvan’ın Sedat’a daha önce yaptığı şey de buydu.

NYT gibi bir gazetenin veya herhangi bir gazetecinin, Katar mesajlarını sürekli yayınlamasını anlayışla karşılarım, yeter ki kaynağını açıklasın.

Bu detay, tüm olayı anlatmaya yeter…