Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Katar ve İhvan-ı Müslimin’in ölüme meydan okuması | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Katar’ın Belçika’daki İhvan-ı Müslimin’e bağlı kurumlara ve terörizme destek verdiğine dair haberler bu kez Brüksel’den geldi. Belçika Parlamentosu, bu konuda bir konferansa ev sahipliği yaptı. Söz konusu konferansta Uluslararası Araştırmacı ve ABD’li İstihbarat Uzmanı olan Stephen Merley, Katar’ın, radikal örgütlere, özellikle de İhvan’a verdiği destek hakkında bir araştırmanın sunumunu yaptı. Katar, Qatar Charity Vakfı aracılığıyla İhvan-ı Müslimin’e bağlı dernek ve kurumlara, 5 yılda 140 milyon eurodan fazla destekte bulundu.

Bu haber bunun gibi onlarca haberden sadece biri. Doha, her ne zaman teröre destek verdiği ve İhvan ile bağlantılı olduğu iddiasından uzaklaşmaya çalışsa da bunu kanıtlayan gerçek ve yeni deliller ortaya çıktı. Doha’nın iddia ettiği üzere, bunlar sadece dört ülkenin suçlamaları değil, Batı hükümetlerinin raporlarında; parlamentolar, siyasi baskı grupları ve partiler tarafından gözden geçirilmekte olan kanıtlar da bulunmakta.

Buradaki Katar krizi, sadece dünya çapındaki İhvan-ı Müslimin’e kucak açması değil, gerçek kriz, tüm dünya bunun farkında iken bilinçsizce kendiyle çelişmesidir. Bir yandan, hükümeti, “Cemaatle aramızda herhangi bir ilişki bulunmamakta” diyerek İhvan’ ile herhangi bir bağı olduğunu reddederken, diğer yandan açık ve net bir şekilde onları desteklemeye devam etmekte. Bu da, boykot uygulayan ülkelerin; Katar’ın İhvan’ı komplo planlarını uygulamak için araç olarak kullandığı iddiasını doğruluyor. Yoksa Doha’yı, kendisi ve tüm çevresini tehlikeli bu maceraya sokmaya ve buna inatla devam etmeye sevk eden şey ne? Bu şüpheli ilişkilerini sürdürmek için çıkarlarını feda etmesini sağlayan nedir?

Siyaset biliminin en basit ilkeleri, devletlerin kararlarını kendi menfaatlerine ve kazanç ya da kayıplarına dayalı değerlendirmelerle aldıklarını söyler. Doha, İhvan-ı Müslimin’i bir kefeye; çıkarları ve dört kardeş ve komşu ülkeyi diğer kefeye koymakta. Bu da Katar rejiminin, bu organik bağdan kopmasının neredeyse imkansız olduğunu gösteriyor. Hatta Doha, ‘cemaatten’ lafzen değil, fiilen ayrılacak olsa rejim bünyesine zararlı gizli sırları açığa çıkarılması yoluyla ona cehennem kapılarının açılmasından korkmakta. Bu da Katar’ı ‘İhvan’ı her zamankinden daha fazla desteklemeye ve onunla bağını sürdürmeye zorlamakta. Bu nedenle birçok ülkenin bir terör örgütü olarak gördüğü bir parti ya da örgütle olan, şüpheli ilişkileri yüzünden, herkesi karşısına alma konusunda ısrar etmekte.

İhvan-ı Müslimin Cemaati en zayıf dönemlerinden birini yaşamakta. Bir zamanlar İhvan’a yakınlıklarıyla bilinen partiler cemaatle ilişkilerini kesmiş, koalisyon kuran hükümetler ise onlardan uzaklaşmış durumda. En önemlisi ise Mısır’ın Eski Cumhurbaşkanı Mursi’nin iktidar olduğu dönemde kısa süreliğine onlara aldanan Arap kamuoyunun, cemaatin gerçek yüzünü ortaya çıkarmasıdır. Katar ise bağı sürdürmeye ve cemaati desteklemeye devam etme konusunda ısrarcı. Hatta Türkiye’de cemaate kucak açma konusunda Doha’nın ortağı olmakta ve bunu temkinli bir şekilde yapmakta. Maddi desteğin, müttefiki Doha’dan gelmesini sağlarken, kendisi de cemaat ve üyelerinin öncülerine ev sahipliği yapmakta.

Katar’ın, karşılaştığı tüm muazzam kayıplara rağmen, İhvan-ı Müslimin ile olan ilişkisinde ve desteklemesinde ölüme meydan okuması, Katar rejiminin bu örgütle karmaşık ve çetrefilli bir ilişkisi olduğunu ortaya koymakta. Bazı ayrıntıların açığa çıkmasının Katar hükümeti için yıkıcı olacağı kesindir. Elbette ki Doha, bunun açığa çıkmaması için de ‘ölümüne’ mücadele edecek.