Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Katar, Katar’ı kınıyor | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Katar’ı boykot eden ülkelerin yayınladığı terör listesinin “sürpriz”, “umut kırıcı” ve “Katar’ı karalamaya yönelik” olduğu söylenmişti. Yine Katar Hükümeti İrtibat Bürosu Başkanı Şeyh Seyf bin Ahmed Al Sani, bazı Katarlı kişi ve kuruluşların terör listesine alınmasına cevap vermiş ve Katar’da terörle ilişkisi bulunan bütün kişilerin haklarında hüküm verildiğine vurgu yapmıştı. Tüm bu yaşananların ardından Doha şimdi de gelmiş kendi kendini kınıyor. Katar, tarihinde bir ilk olarak terör listesi yayınlıyor. Doha’nın daha önce masum olarak görerek şiddetle savunduğu kişi ve kuruluşların bir kısmı söz konusu terör listesinde bulunuyor. Bu da Doha’nın terörle suçlanan kişilere içeride ve dışarıda geçtiğimiz dokuz ay boyunca eksiksiz bir özgürlük verdiğini ve onlara tam bir koruma sağladığını gösteriyor. Öyle ki Katar, bu yaşananlardan sonra söz konusu kişilerin ve kuruluşların gerçekten de terörle suçlandığını anladı ve onları bu ürkek terör listesine koydu.

Katar’ın politikası, diğer ülkelerin gözünü boyamaya yönelik bir terör listesi yayınlamasının ötesinde kendisini açığa çıkaracak kadar tutarsızdır. Katar vatandaşı Abdurrahman bin Umeyr en-Naimi, aralık 2013’te ABD’nin terör listesine, ekim 2014’te İngiltere’nin terör listesine ve haziran 2017’de de boykot ülkelerinin terör listesine eklenmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı, bu ismin bir süre Irak’ta el-Kaide’ye aylık 2 milyon dolar civarında finans sağladığını söylüyor. Katar’ın bu kişiyi ancak şu sıralarda terör listesine koymasına kim inanır? Keza ABD’nin Suriye’deki el-Kaide’ye para toplamak için kampanya yapmakla suçladığı Saad el-Kabi de Katar tarafından şu an terör listesine alındı. Bunlara ek olarak üçüncü bir örnek de el-Kaide’nin Mısır kolunu oluşturan el-Esêfîdir ki el-Kaide’nin kendisi Katar’ın terör listesinde yer almıyor. Doha, DEAŞ’ın Sina’daki uzantısının bir terör örgütü olduğundan emin olmak için bu kadar yıl beklemeye ihtiyaç duydu. El-Kaide’nin Doha tarafından yayınlanan ilk terör listesine girmeye hak kazanamamasından söz ötmeye gerek bile yok. Üstüne üstelik Doha bir de bu el-Kaide’ye cep telefonu, şemsiye, çadır, mobilya, gayrimenkul satışları yapabileceği ve araç kiralayarak gelir elde edebileceği mağazalar tahsis etti. Doha, terörle mücadeleyi bundan daha fazla nasıl alaya alabilir?

Katar’ın terör listesini yayınlamasından bir gün önce, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile ABD Başkanı Donald Trump terörizmin finansmanının durdurulmasının önemi üzerinde anlaşmıştı. Trump bunu açık bir şekilde ifade ederek “Terörizmin finanse edilmesine asla göz yummayacağız. Suudi Arabistan ile birlikte bu konuda ciddi bir şekilde çalışıyoruz ve tüm ülkeler ile terör arasındaki bağlantıların bitirilmesi üzerinde anlaştık” ifadelerini kullanmıştı. Doha’nın özellikle de terörizm ve terörizmin finansmanına karşı büyük bir savaş vermesiyle bilinen muhafazakâr 3 şahinin ABD’de belirli görevlere atandığı bir zamanda bu mesajı ve bu mesajın kendisine yönelik olduğunu çok iyi anladığı konusunda şüphe yok. Bu üç kişiyle Dışişleri Bakanlığı’na atanan Mike Pompeo, CIA Başkanlığı’na atanan Gina Haspel ve Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı’na atanan John Bolton’ı kastediyorum. Ancak Doha âdeti olduğu üzere bu gelişmelere karşı saf bir tavır takındı. Kanaatim, pek bir şey ifade etmeyen bir terör listesi yayınladığı vakit Katar’ın gerçekten de terörle mücadele konusunda istekli olduğuna inanan biri olmadığı yönünde. Katar şu anda terörü finanse edenlere karşı sınırlı ve etkisiz bazı icraatlar gerçekleştiriyor. Suriye’deki el-Kaide’ye bağış toplanması için yapılan “Meded Ehli Şam” adlı kampanyayı durdurması buna örnektir ki Katar bu ve benzeri adımların hepsini dış baskılar sonucunda gerçekleştirmiştir. Aynı zamanda attığı bu adımların hepsi özü itibari ile önemsizdir ve terörle mücadele etmek istediği konusunda kimseyi ikna edemez.

Doha’nın yayınladığı yetim ve tarihi terör listesiyle gerçekleştirdiği tek şey, barış merdiveninin ilk basamağına adım atmaktır ki bir 9 ay daha bekleyebilir. Önünde çıkması gereken 49 basamak daha var. Ancak Katar bu ihmalkârlığını ve inatçılığını devam ettirdiği takdirde kendisine uygulanan ablukanın bir 49 sene daha süreceğini unutmamalı.