Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

Kremlin buluşması sonrası | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Kral Selman’ın Moskova ziyaretini ve Suudi-Rus zirvesini izleyen gazetecilerin ziyareti olağandışı olarak nitelemesi için bir çok neden var. Her şeyden önce, bu bir Suudi kralın Kremlin Sarayı’na ilk ziyaretidir. Rusya Devlet başkanı Vladimir Putin’in konuğunu olağanüstü misafirperverlikle karşılaması amacıyla hiçbir şeyden kaçınmaması, Moskova’nın her iki ülkenin çıkarlarına hizmet eden güçlü ve derin bir ilişkinin başlangıcı olmasını isteğini yansıtıyor.

Burada Kral Selman bin Abdülaziz’in Kremlin’e girişinin sırf sembolik değerinden bahsetmiyoruz. Bu ziyaretin tarihi öneminin yanı sıra, ekonomik ve politik önemi de görülmelidir. Biz, petrol ihraç eden ülkelerin başında gelen ve G20’de yeri olan iki ülkenin liderlerinin buluşmasını ve bunların ekonomik ve siyasi açıdan ne anlama geldiğini ele alacağız.

Buluşmada yer alan her iki tarafın karşısındaki ülkenin önemini ve güçlü yanlarını tanıdığı bir sır değil. Rusya, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün etkilerini atlatan ve uzun süredir uluslararası alanda cevval ve dinamik bir güç olarak uluslararası sahneye geri dönen bir ülkedir. İki yıl önce Rusya, Suriye’ye yaptığı askeri müdahalenin etkisiyle Ortadoğu sahnesindeki önemli oyun kuruculuğu vasfını elde etmiştir. Bu müdahale sayesindedir ki günümüzde Rusya, Suriye’de çözüm yolunda uğranması ve durulması gereken en önemli istasyon veya geçiş noktası konumuna gelmiştir. Ayrıca, Rusya BM Güvenlik Konseyinin daimi üyesidir ve kararları “veto” kılıcıyla durdurabildiği gibi geçmesine de izin verme yeteneğine sahiptir. Bilindiği üzere, Moskova son yıllarda veto kullanma gücünü hatırlamaktan çekinmedi.

Rusya nükleer bir güçtür. Ayrıca, Rusya Batı ile giriştiği uzay yarışında bilimsel ve teknolojik ilerlemeler gerçekleştiren bir devlettir. Unutulmaması gereken başka bir zenginliği de var Rusya’nın; her yıl kalın kar örtüsü altında uzun dönem uyuyan bu ülkenin engin edebiyat, roman ve şiir ‘madenleri’ sayesinde de kültürel boyutta oldukça zengindir. İlişkilerin bir başka boyutu da var; Rusya Federasyonu, Sovyetler çadırının yırtılmasından sonra, tebaası olmaktan çıkıp komşusu olan ve tarihinin bir parçasını oluşturan Müslüman halklarla da yakından ilgilidir.

Öte yandan Rusya, Suudi Arabistan’ın önemini, geniş Arap, İslam ve uluslararası alandaki ekonomik ve siyasi ağırlığını ve kredibilitesinin farkında. Aynı zamanda, Suudi Arabistan’ın çıkarlarına dayalı ilişkiler kurma kararı verme yeteneğine sahip olduğunu da bilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ile “stratejik ortaklığın” yanı sıra, Suudi Arabistan’ın Çin, Japonya ve birçok ülke ile gelecek vaat eden ilişkilerinin var olması Rusya ile güçlü ilişkileri engellemez. Rusya’nın Suriye’ye yaptığı askeri müdahalesinde, Moskova’nın, açlık ve savaşın pençesindeki Suriye’de, barış ve adil anlaşmalara ulaşılması için Riyad’ın oynayabileceği rolün büyüklüğünü anladığı kuvvetle muhtemeldir.

Buna ilaveten, Rus tarafı “yeni ve güçlü bir Suudi Arabistan hazırlığı” ve “2030 vizyonu” planlarının Suudi Arabistan sınırları dahilinde kalmayacağını ve bölgeyi kapsayacak ekonomik ve sosyal bir dönüşüm projeleri olacağını da hissediyor. Moskova, “Suudi Arabistan’ın teröristlerle yüzleşmeden öteye geçerek, radikalizmin köklerine ve sebeplerine karşı ilan ettiği kapsamlı savaşa” geçişinden duyduğu memnuniyeti gizlemiyor. Bu yeni savaş stratejisinin iki ülke arasında köprü rolünü oynayacağını da umuyor.

Günümüz koşullarında politik uyumun ülkeler arası ilişkiler için şart olmadığı açıktır. Petrol piyasasının istikrara kavuşması amacıyla Suudi-Rus işbirliği deneyimleri her iki ülke için cesaret vericidir.

Son iki yılda, petrole dayalı ekonomiye bağımlılığı kırmaya ve ekonomiyi çeşitlendirmeye çalışan iki ülke, aralarındaki ılımlı ticaretin, fırsatların büyüklüğü ile orantılı olmadığını keşfettiler. Suriye dosyasındaki görüş farklılıklarına rağmen, iki ülke arasındaki ilişkilere yeni bir yaklaşım getirilmesi ihtiyacı belirdi. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ın, menfaat ve etkileşim diyaloğunun başlatılması iki ülke ilişkilerinin buraya gelmesinde hayati bir rol oynamıştır. Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın çalışmaları, köprü kurmaya, yatırım ve işbirliği fırsatlarını keşfetmeye, taraflara hizmet etme ve taraflar arası ayrılık konularında uzlaşı arama yönünde kapasiteleri geliştirmeye dayalı politikalardır.

Zirvenin ilk saatlerinden itibaren, işbirliğine dayalı yeni bir sayfanın açılması arzusu her iki tarafta barizdi. Suudi yetkililer ve yatırımcılar, Rus tarafıyla olumlu yankı uyandıran detaylı, gerçekçi ve inandırıcı çalışmalar gerçekleştirdiler. İmzalanan anlaşmaların öngördüğü boyutların ötesinde ilişkilerin gerçekleşeceği ümitleri doğdu. Zirvenin başarısı için Rusya’nın çabaları belirgindi. Ziyaretin yapılacağı gecede, Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, Şarku’l Awsat ile yaptığı konuşmada, zirvenin iki ülke arasındaki “tamamen yeni bir düzeye giden” ilişkilerde gerçek bir dönüm noktası olacağını ve bu ilişkilerin “Ortadoğu Bölgesinin istikrarının gerçekleşmesi için büyük faydalar gerçekleştireceğini” söyledi. Ayrıca Lavrov, bizimle yaptığı söyleşide ” Ortadoğu’da bölgesel krizlerin çözümünde uluslararası kanunları temel alan milli diyalogdan başka bir yol olmadığı yönünde iki devlet ittifak halindedir” görüşünü belirtti.

Ekonomiyi anahtara benzetirsek, çıkarları da gerçek bir uzlaşı zeminine benzetebiliriz. Günümüz reel politik ortamında, istekler veya siyasi pozisyonların yakınlaşması üzerine ilişkiler kurmak artık mümkün değildir. Putin Rusya’sı, ekonominin gelecek savaşlarda en güçlü aktörlerden biri olacağını biliyor.

Güçlü ekonominin rekabet gücü yanında hatta askeri teçhizat gereksinimlerinin sağlanması için garanti olduğunun farkında. Güçlü bir ekonomiye sahip olmayan ülke ordularının yetenekleri azalacak ve önemleri azalacaktır. Bu türden bir ekonominin geliştirilmesi için fırsatlar araştırılmalı, çıkarlara dayalı ilişkiler tesis edilmeli, eğitim geliştirilmeli, yeni teknolojiler kazanılmalı, uzmanlık değişimine gidilmeli ve gelişime yeni ufuklar açılmalıdır.

Kremlin’deki buluşma olağanüstü idi. Bu tarihi saray, ortak çıkarlar bağlamında işbirliği imkanlarını ve köprüler kurma arzusunu taşıyan ülke liderlerinin buluşmasına şahit oldu. Burada akıllara gelen en önemli soru ise, Kremlin buluşması sonrası ilişkilerin ne yönde gelişeceğidir.