Lütfen yeni siteyi Bekleyiniz: https://aawsat.com/turkish


Ortadoğu haber | Şarkul El-Avsat

‘Kumandan’ Castro’dan ‘İmam’ Hamaney’e | ŞARKUL AVSAT
Bir Sayfa Seçin

Lisa Howard ismini daha önce duymamıştım. 1959 yılında Fidel Castro’nun yaptığı devrimin ardından Amerika-Küba ilişkiler tarihinin bir bölümü, California Üniversitesi Yayınları’ndan 3 yıl önce çıkan bir kitabın başlığından alıntı ile ‘Washington ile Havana arasında bir arka kanal’ açan bu Amerikalı gazetecinin biyografisi olmadan anlatılamaz.

İlk Amerikalı sunucu ve ABD’deki ilk siyaset haberleri sunucusu sıfatıyla 60’ların ilk yarısında parlayan bu ABC kanalının yıldızı, 1963 Nisan ayında gayri resmi Amerikan delegesi ve gazeteci sıfatıyla görüşmelerin devamını sağlamak için ve iki ülke arasında düzene girmeyen uzlaşmanın bir alıştırmasını yaparak Küba liderinin kalbine ve aklına giden bir yol buldu. Gazetede onun hakkında yazılar yazdı, programında ona dair bir belgesel yayımladı, onunla röportaj yaptı. Onunla ilgili olarak Beyaz Saray, Ulusal Güvenlik Dairesi ve CIA ile görüştü ve Küba-Amerika uzlaşmasına olan inancından ötürü tüm ilgisini ve enerjisini buna adadı.

İki ülke arasındaki ilk doğrudan görüşmeler BM diplomatları yoluyla Lisa Howard’ın New York’taki evinde başladı. Daha sonra Castro’nun kıdemli yardımcılarından Rene Vallejo ve ile BM’deki ABD temsilcilerinden biri olan Amerikalı diplomat William Atwood arasındaki ilk görüşme onun sabit telefonu aracılığıyla gerçekleşti. Hem de 1963 yılı Kasım ayındaki John Kennedy suikastından üç gün önce!!

Kennedy’yi öldüren mermiler, onunla birlikte bir yörüngeyi de ortadan kaldırdı. Eğer devam etmesine izin verilseydi Amerikan Başkanı Barack Obama’nın Küba’ya yaptığı ziyaret, 2016 yılına kadar ertelenmemiş olacaktı. Suikasta gelene kadar Howard’ın yazmaya çalıştığı tarihin sayfalarını yırtmada Kennedy’nin çevresi ile ardılı Başkan Lyndon Johnson’un kişisel hesapları, danışmanların ahmaklığı ve güvenlik ve analiz organlarının abartısı ortaklaşa katkı sağlamıştır. 1965 yazında kendisini iki hayal kırıklığının esiri olarak buldu: ilki, Küba-Amerika ilişkileri dosyasından alınması ve ABC kanalındaki işine verdiği zararın bir sonucu olarak siyasi; ikincisi de çocuğunu kaybetmesinin bir sonucu olarak kişiseldir. 40 yaşına girmeden önce hayatına son verme kararı aldı.

Lisa Howard’ın etkileyici hikâyesi, Küba’daki son gelişmelerle birlikte tekrar ekranlara geldi. Küba, Miguel Diaz-Canel’i yıpranmış ama aynı zamanda büyüleyici bu adanın başkomutanı olsun diye ülkenin yeni başkanı olarak seçti. İsmi de Castro kelimesini taşımıyor.

Castro’nun büyüleyiciliği, Lisa Howard’ın onun devrimin başlangıcından beri halkına yaşattığı trajediyi görmesine engel olmadı. Anılarında belirttiği üzere onun derin üzüntü kaynaklarından biri de, ‘Komutan’ın binlerce insanın hayatını mahvetmek ve diğer binlercesini de Küba sahillerinin karşı kıyısındaki Amerikan Florida cennetine göçe zorlamak suretiyle yaptıklarının halkı için istediği şey ile örtüşmediğini Castro’nun görmesini sağlayabileceğine olan inancıydı. Ancak başarısız oldu. Küba’nın yalnızlık ve yıpranma ile geçirdiği uzun dönemlere girdiğini görecek kadar da yaşamadı.

Castro, tüm totaliterlerin yaptıkları gibi ülkesinin hafızasını zamanla yenilgiye dönüşen zaferlerin kazanıldığı ‘görkemli’ devirlerde dondurup bıraktı.

Kennedy, 1961 Nisan’ında Castro’yu devirmek için gizli bir operasyona yeşil ışık yaktı. Ancak Domuzlar Körfezi Çıkarması olarak bilinen bu operasyon, hızlı bir şekilde başarısızlıkla sonuçlandı. Castro’nun kuvvetleri, CIA destekli güçleri birkaç gün içinde yenilgiye uğratmayı başardı. Devirme girişimleri 1961 yılında tekrarlandı. Bir sonraki yıl da ada kuşatması geldi. Bu kuşatma, Castro’yu Rus füzelerinin Amerika surlarının yakınlarında konuşlanmasına izin vermek zorunda bıraktı. Bu da soğuk savaş tarihinde daha tehlikeli bir nükleer krizin fitilini ateşledi.

Kennedy, Sovyet lideri Nikita Kruşçev’e Sovyet füzelerini Küba’dan çekmesi karşılığında Amerikan füzelerini Türkiye’den çekmeyi teklif edene kadar dünya iki hafta boyunca nefeslerini tuttu.

Amerika, Domuzlar Körfezi’ni ve füze yerleşimini aştı ve Castro’nun görkemli devrimini ilan etmesinden bu yana 12 başkan seçti. Küba ise ‘zaferlerin’, yarı zaferlerin ve zafer kurgularının esiri olarak kaldı

Yeni Küba Başkanı, Küba’nın beklediği büyük dönüşüm yolunda küçük bir adımdan ötesi değil. Bu zorlu ve engebeli bir yoldur. Ve ben Castro’nun devriminden sonra doğmuş olan yeni başkanın konuşmasında buna bir işaret göremiyorum: “Raul Castro, ülkedeki devrimci süreci yönetmeye devam edecek.”
60 yıl sonra hala ‘devrimci süreç’ adını taşıyan şeye asılı kalmış durumda.

Küba benzeri rejimler için devrim, onun eklemlerinden ve dönüşümlerinden biri değil adeta bir hayat tarzıdır. Bununla insanlar ve ülkeler devrime doğru yol alır ve devrim ne onlara ne de refahları ve ilerlemelerine hizmet etmez.

Küba devriminin dönüşümünü izliyorum ve İran devrimi üzerine düşünüyorum. İranlılar da benim gibi yapıyor. Yoksulluk, işsizlik, değersizleşmiş para birimi, karanlık gelecek ve zaferler!

Kübalılar gibi İranlılar da öylesi zaferlerin böylesi sonuçlar verdiğinin farkında. Bu, kuşatmanın yükseldiği günlerden birinde bir haber kanalına konuşan Kübalı bir kadının özetlediği tablodur: “Soğan, ülkemde bir lüks haline geldi”!!

Bugün İran’da her şey lüks haline geldi. Lisa Howard’ın Castro hakkındaki bir sözü, İran’ın lideri için de geçerlidir: Hamaney, ülkesi ve bölge için istediği şey ile şimdiye kadar her düzlemde yaptıkları ile hiçbir şekilde örtüşmediğini göremiyor.